Suitcase türkçesi Suitcase nedir

Suitcase ile ilgili cümleler

English: Ali carried Mary's suitcase for her.
Turkish: Ali Mary'nin valizini onun için taşıdı.

English: Ali hasn't packed his suitcase yet.
Turkish: Ali henüz bavulunu hazırlamadı.

English: After hugging Tom, Mary picked up her suitcase and left.
Turkish: Tom'a sarıldıktan sonra, Mary valizini aldı ve gitti.

English: Ali lugged his suitcase up the stairs.
Turkish: Ali merdivenlerden yukarı bavulunu sürükledi.

English: Ali dropped his suitcase and ran away.
Turkish: Ali valizini bıraktı ve kaçtı.

Suitcase ingilizcede ne demek, Suitcase nerede nasıl kullanılır?

Can i borrow your suitcase : Çantanızı alabilir miyim.

This is my suitcase : Bu benim valizim.

Suitcases : Çanta. Bavullar. Valiz. Bavul.

These are my suitcases : Bu valizler benim.

Suit for damages : Ödence davası. Tazminat davası. Ortaya çıkan dokunca nedeniyle bunları karşılamak amacıyla açılan dava. Tazminat davası açmak. Zarar ziyan davası.

Suit of armor : Savaş zırhı. Zırh takımı. (savaşlarda giyilen) zırh.

Suit of clothes : Kostüm. Tayyör. Elbise takımı. Takım elbise.

Law suit by intervention : Katılmalı dava.

Suit the action to the word : Dediğini yap. Özün sözün bir olsun. Söylediğinle yaptığın birbirine uymalı. Sözünle yaptığın bir olsun.

 

Have a suit made : Elbise diktirmek. Elbise yaptırmak.

İngilizce Suitcase Türkçe anlamı, Suitcase eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suitcase ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Baggage : Bagaj. Haspa (argo terim). Kişisel eşya. Yol eşyası. Ordu yükü. Sevimsiz yaşlı kadın. Civelek kız. Şımarık kadın. Moruk (argo terim).

Haversacks : Asker kumanyası. Arka çantası. Sırt çantası.

Purses : Ödül. Keseye koymak. Kese. El çantası. Portföy. Ağzını büzmek. Para. Büzmek (dudaklarını). Dudak büzmek. Para çantası.

Gripsack : Yolcu çantası. Yolculuk çantası. El bagajı.

Traveling bag : Bagaj. Seyahat çantası.

Luggage : Bavullar. Eşya. Yola çıkan kişinin tren, gemi ve benzeri taşıtlarda beraberinde götürdüğü ya da daha sonra arkasından gönderilmesi koşuluyla taşıyıcıya bıraktığı kişisel eşyaları. Bagaj. Taşıncak.

Holdall : Seyahat çantası. Sepet. Çuval. Hurç.

Catchall : Öteberi torbası. Geniş kapsamlı şey. Öteberi çantası. Kap. Sepet. Yer. Hurç.

Portmanteaus : İki sözcüğün ve anlamlarının karışımından türetilen yeni bir sözcük. Ceket torbası. Elbise bavulu. İki bölmeli çanta.

Travelling bag : Bagaj. Seyahat çantası.

Suitcase synonyms : overnight case, overnight bag, overnighter, holdalls, bag, case, trunk, garment bag, briefcases, valise, portmanteau, gladstone bag, travel bag, gladstone, briefcase, baggages, cases, catchalls, luggages, suitcases, satchel, handbags, handbag, haversack, weekender, carpetbag, valises, hand luggage, purse, grip.