Supergene türkçesi Supergene nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Süper gen.
  • Krosingovere uğramayan ve generasyonlara aktarılan kromozom segmenti.

Supergene ingilizcede ne demek, Supergene nerede nasıl kullanılır?

Supergene sulphide zone : Yeraltı su tablası yakınında, ikincil kükürtlülerin zenginleştiği kuşak. Kaynaşım kuşağı.

Supergene water : Yukarıdan aşağı doğru gelen su ya da çözelti. Sonradan oluşumlu su.

Supergalaxy : Üst gökada. Süpergalaksi. Samanyolunu ve başka gökadaları içine aldığı düşünülen büyük bir yıldızlar dizgesi.

Supergiants : Oylum ve salt parlaklık bakımından olağan devlerin üstündeki yıldızlar; h-r diyagramında en yukarıda ayrı bir kol üzerinde toplanan yıldızlar. Üstdevler.

Superglue : Japon yapıştırıcısıyla veya güçlü bir yapıştırıcıyla yapıştırmak. Japonla yapıştırmak. Japon yapıştırıcısı.

Super exogeneity : Üstün dışsallık.

Super antigen : Bakteri ve virüsler tarafından oluşturulan t hücrelerini özgül olmayan bir biçimde etkin duruma geçiren bir grup güçlü antijen. Süper antijen.

Super computer : Süper bilgisayar.

Super efficiency : Üstün etkinlik.

Super duper : Şahane. Mükemmel.

İngilizce Supergene Türkçe anlamı, Supergene eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Supergene ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Aardvark : Borudişli. Karınca yiyen. Yer domuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yerdomuzu.

Substitute : Vekalet etmek. Yedek. Yerine kullanmak. Yerine geçirmek. Birini başkasının yerine geçirmek. Yerine geçmek. Yerini almak. Yedek oyuncu. Alternatif olarak kullanmak. Yerine geçen kimse.

Usurp : Zorla almak. Gaspetmek. Gasp etmek. El koymak. Devlet yönetimini ele geçirmek.

Aardvarks : Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yerdomuzu. Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Deputise : Tayin etmek. Göreve vekalet etmek. Vekalet etmek. Birine vekalet etmek. Temsil etmek (deputize olarak da yazılır). Temsilci atamak. Vekil tayin etmek. Temsilcilik etmek. (britanya ingilizcesi) vekil tayin etmek. Vekil olarak atamak.

Oust : Dışarı almak. Zorla yerini almak. Yerini almak (zorla). Dışarı atmak. Yerini almak. Mahrum etmek. Defetmek. Ayağını kaydırmak. Çıkarmak. (birini) (yerinden veya koltuğundan) devirmek.

 

Abiotic environment : Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre.

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Come after : Peşinden gitmek. Takip etmek. Almaya gelmek. Peşinden kovalamak. Arkasından gelmek. Peşinden gelmek.

Supergene synonyms : supervene upon, succeed, deputize, abramis zone, replace, acacia, a cell, preempt, aardwolf, a cells, abiotic factor, supplant, abo blood groups system, supercede, a site, step in, abacus bodies, fine, abambulacral area, put back, abductor muscle, displace, follow.

Supergene zıt anlamlı kelimeler, Supergene kelime anlamı

Precede : Önce gelmek. Önünde gitmek. -den önce gelmek. -den üstün olmak. Üstün olmak. Önünde olmak. Önce olmak. -den önde yer almak. Önde olmak. Önce davranmak.

Coarse : Bayağı. Kalitesiz. İri taneli. İnce olmayan. Kalın. Adi. Kaba. Kaba saba. Yontulmamış. İşlenmemiş.