Superposition türkçesi Superposition nedir

  • Fizik alanında kullanılır.
  • Çakışma.
  • Üstüne koyma.
  • Üst üste koyma.
  • Bir ortamdaki iki ya da daha çok dalganın birlikte oluşturdukları etkinin, bu dalgaların tek tek etkilerinin toplamına eşit olma ilkesi.
  • Üstdüşüm.
  • Bindirme.
  • Üst üste gelme.
  • Üstüste bindirme.
  • Süperpoze etme.
  • Çakıştırma.
  • Üst üste olma.

Superposition ingilizcede ne demek, Superposition nerede nasıl kullanılır?

Superposition eye : Süperpozisyon göz. Böceklerde bulunan bir tip göz.

Superposition principle : Bindirme özelliği. Üstdüşüm özelliği.

Principle of superposition : Üst üste gelme ilkesi.

Superpositions : Üstüste bindirme. Üstdüşüm. Çakıştırma. Üst üste koyma. Çakışma. Üst üste olma. Üstüne koyma. Süperpoze etme. Bindirme.

Superposing : Bindirmek. Üst üste koymak. Üstüne koymak. Üst üste yapmak. Çakıştırmak.

İngilizce Superposition Türkçe anlamı, Superposition eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Superposition ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lapping : Alıştırma. Lepleme. Perdahlama. Pamuklu baskıda kullanılan sargı malzemesi. İnce parlatma. Müşterilerden tahsilatı geç gösterme yoluyla kasadaki parayı kullanma. Örtüşüm. Parlatma. Kenarların üst üste gelmesi.

Double printing : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Özel bir görsel etki sağlamak amacıyla aynı duyarkatın iki ayrı çevirimde kullanılması ya da iki ayrı çevirimin birbiri üstüne konarak aynı film üzerine basılması; bu durumda iki ayrı görüntü birbiri üstüne binmiş olarak ortaya çıkar. tv. aynı sonucun, ayrı alıcılardan gelen resimlerin aynı anda verilmesiyle televizyonda sağlanması.

 

Accelerometer : İvmeyi ölçen. Hızlanma ölçer. Doğrusal ya da dönel ivmeyi ölçme işinde kullanılan aygıt. İvmelenmeyi ölçen cihaz. İvme ölçme aleti. Devinen bir cismin ivmesini ölçen aygıt. Akselerometre. İvmeyi ölçen aygıt. Gösteren ve kaydeden bir cihaz (havacılık).

Clapboard : Fıçı tahtası. İnce kaplama tahtası. Yalıbaskısı. Siper tahtası. Padavra. Ahşap. Tahta kaplama. Kaplama tahtası. Tahta kaplamak.

Corps a corps : Vuruşma sırasında, savutları kullanamayacak biçimde birbirine değme ya da çarpma.

Absorptivity : Emebilirlik. Emme yetkesi. Yutuculuk. Soğurganlık. Yutma katsayısı. Emme kapasitesi. Emicilik. Emme sığası. Bir ortamın, bu ortamın sınırlarının hiç bir etkisi olmamak koşulu ile, birim kalınlığının iç yutma çarpanı.

Absolute concentration : Saltık derişim. Birim oylumda bulunan özdek, erke ya da başka bir varlık tutarı; santimetre küp başına erg ya da sayı olarak verilir.

Acoustic feedback : Bir ses aygıtı çıktısının birazının aygıtın girdisine ulaşarak çıktıyı etkilemesi. Hoparlör geri beslemesi. Akustik geribesleme. Ses geribeslemesi.

Succession : Ardışık olma. Halefiyet. Veraset. Tiyatro oyununda olayların nedenleri ile sonuçlarının inandırıcı sıra ile birbirini izlemesi. Dizi. Vekalet. İntikal. Halefler. Halef olarak sahip olma. Sıra.

 

Superposition synonyms : superpositions, congruities, convergence, deposition, imbrications, imbrication, abnormal reflection, acoustic absorptivity, degeneracy, coincidence, absolute zero, corbeling, conflicting, absolute units, deposit, absorption loss, embarkation, embarking, embarkations, absorption edge, lap joint, embarkment, corbels, abampere, absolute magnitude, successions, dich, laminating, abcoulomb, principle of superposition, congruity, superimposition, convergences.

Superposition ingilizce tanımı, definition of Superposition

Superposition kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of superposing, or the state of being superposed. As, the superposition of rocks. The superposition of one plane figure on another, in geometry.