Supervising türkçesi Supervising nedir
- Teftiş.
- Nezaret etme.
- Denetleme.
- Denetleyen.
- [#yönetme Yönetmek].
- Gözetmek.
- Denetlemek.
- Yönetme.
- İdare etmek.
- Nezaret etmek.
- İdare etme.
- Bakmak.
- Kontrol etme.
- Gözleme.
Supervising ile ilgili cümleler
English: The teacher is supervising her students.
Turkish: Öğretmen öğrencilerini denetliyor.
English: I'm not supervising you.
Turkish: Seni denetlemiyorum.
English: Ali is supervising.
Turkish: Ali denetliyor.
English: I want to talk to your supervising officer.
Turkish: Denetleme memurunla konuşmak istiyorum.
Supervising ingilizcede ne demek, Supervising nerede nasıl kullanılır?
Supervising dress designer : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Giysi yaratıcısı. Giysi örnekleri çizen, yeni giysi örnekleri yaratan kimse.
Supervising editor : Kurgucu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kurgunun gerçekleştirilmesinden sorumlu kimse. tv. mıknatıslı görüntü kurgusunu gerçekleştiren kimse.
Supervision : Murakabe. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir çalışma ya da uygulama sürecini etkinlik ve amaca uygunluk bakımından yakından denetleme. Kontrol. Kontrolörlük. Mesleğe yeni başlayan, yapımcının tam güvenini taşımayan ya da çok büyük bir yapıma girişen bir yönetmenin çalışmalarının güvenilir bir kimsece denetlenmesi. İdare. Denetleme. Denetim. Gözetim.
Supervision of the police : Güvenlik genel yönetimi.
Supervisions : Nezaret. Denetleme. Denetim. Kontrolörlük. Murakabe. Gözetim. Kontrol. Teftiş.
Under police supervision : Polis gözetiminde. Sakçı nezaretinde.
Bank supervision : Banka yönetimi. Banka denetimi.
Careful supervision : Dikkatli teftiş. Dikkatli soruşturma. Yakın gözetim. Yakın takip.
Banking regulation and supervision agency : Bankacılık düzenleme ve denetleme kurulu. Bankacılık düzenleme ve denetleme kurumu. Bddk. Bankalara ilişkin mevzuat düzenlemelerini yaparak uygulanmasını sağlamak, denetlemek ve sonuçlandırmak; tasarruf sahiplerinin haklarını ve bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları önlemek, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli tedbirleri almakla ve uygulamakla yükümlü, idari ve mali özerkliğe sahip olan 1999 yılında 4389 sayılı yasayla kurulan kurum.
Customs supervision : Gümrük idareleri tarafından, gümrük mevzuatına ve gereken hallerde gümrük gözetimi altındaki eşyaya uygulanacak diğer hükümlere uyulmasını sağlamak üzere uygulanan işlemler. Gümrük gözetimi.
İngilizce Supervising Türkçe anlamı, Supervising eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Supervising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Scrutiny : Araştırma. Oyların yeniden sayımı. İnceleme. Bir konu ya da sorunu inceden inceye çözümleyerek araştırma.. Deşeleme. Tetkik. Oyların tasnifi. İnce eleyip sık dokuma. Seçim kontrolü. Tahkik.
Bestrode : Üzerine binmek. Bacaklarını ayırarak binmek. Ata biner gibi oturmak. Hükmetmek. Her iki tarafında bulunmak. Ayaklarını açıp oturmak. Üzerinden geçmek. Aşmak. Her iki yakasında olmak. Her iki tarafında uzanmak.
Government : Yönetim biçimi. Devlet işlerini yürütmekle görevli kuruluşlar ve kişiler. Devlet yönetimi. Yönetme (dilbilgisi terimi). Hükümet. İdare. Yönetim. Hüküm. Siyaset bilimi. Devlet.
Mutterings : Homur homur. Homurdanan. Mırıltı. Homurtu. Fısıldama. Homurdanma. Mırıldanma.
Be sufficient : Yetmek. Yeterli olmak. Kafi gelmek. Yeterli gelmek.
Observing : Gözlem. Gözleme (inceleme vb). Tarassut. Gözetleme. Gözcülük. İnceleme.
Observation : Kendiliğinden oluşan ya da koşulları bilinçli olarak oluşturulan olayları belirdikleri sırada dizgeli ve amaçlı bir biçimde inceleme. Müşahede. Seyretme. Tetkik. Görüş. Gözlem sonucu. Gizlice bakma. Rasat. Eğitim, uzay, iktisat, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gözetleme.
Lookout : Bekleme. Arayış. Gözleği. Gözcülük yapma. Beklenti. Gözetleme. Sorun. İleriki olasılık. Kollama.
Directing : Tevcih etme. Amaç. Yöneltme (bir görevi). Yönetmenlik. Reji. Yönlendirme. Tevcih. Yol gösterme.
Superintending : Kontrol etmek.
Supervising synonyms : invigilation, babysat, going over, running, hotcake, captaining, supervisions, pay regard to, oversight, scrutinies, administrates, superintended, breen, bestridden, guidings, reappraisal, examinations, administrating, managing, behold, administer, favour, superintends, visitation, administrated, hand over, management, study, auditing, flapjack, captains, guard, controlling.

Bu kısımda Supervising kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Supervising ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Supervising anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Supervising ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.