Surplus labour time türkçesi Surplus labour time nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Emekçinin artık değer üretimi için çalıştığı süre.
  • Artık emek süresi.

Surplus labour time ingilizcede ne demek, Surplus labour time nerede nasıl kullanılır?

Surplus : Artık. Fazla olan. Artan. Fazlalık. Bir ekonominin kendini yeniden üretebilmesi için gerekli olandan daha fazla üretim yapması. Üretim fazlası. Aşırı. Gereğinden fazla miktar. Fazla miktarda. Fazla.

Labour : Emek vermek. ä°şçi partisi'ne ilişkin. Uğraşmak. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak üzere giriştiği, hem doğal ve toplumsal çevresini, hem de kendi kendisini değiştiren çalışma süreci. Emek. Çalışmak. Ayrıntılara girmek. Lafı uzatmak. İşçi. Doğum sancısı çekmek.

Time : Zamanlamak. Belirli bir zamana göre ayarlamak. Ayarlamak. -in zamanını ölçmek. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Saat tutmak. Temposunu belirlemek. Müddet. Zamanlama yapmak. Zaman.

Surplus labour : Artık emek. Marksist kuramda, artık değer elde etmek için işçilerin gerekli emek zaman dışında harcadıkları fazla emek.

Labour time : Emek zaman. Emek süresi. Bir malın üretimi için harcanan emek süresi. krş. gerekli emek zamanı.

 

Socially necessary labour time : Marksist emek değer kuramında, toplumun o dönemdeki ortalama beceri düzeyi ve yoğunluğuna bağlı olarak bir malı üretmek için toplumsal olarak harcanması gereken emek süresi. Gerekli emek zamanı.

İngilizce Surplus labour time Türkçe anlamı, Surplus labour time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Surplus labour time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

 

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Surplus labour time synonyms : a group shares, a shift in individual demand, a shift in demand, a change in supply, abolition of forced labour convention, abnormal budget expenditures.