Suspensive türkçesi Suspensive nedir

Suspensive ingilizcede ne demek, Suspensive nerede nasıl kullanılır?

Suspension : Asma. Geçici olarak durdurulma. Uzaklaştırma. Asıltı. Bir sıvıda brown devininiminin etkisiyle sürekli devinip dibe çökmeyen, çok küçük katı taneciklerini içeren iki evreli dizge. Cezanın ertelenmesi. Geçici olarak yürürlükten kaldırılma. Tehir. Çok küçük zerrelere ayrılmış olan katı parçacıkların bir sıvı içerisindeki dağılımı. suda erimeyen maddeleri içeren preparat. Sarkıtılma.

Suspension bridge : Asma köprü.

Suspension chaine : Işıldağı ya da herhangi bir aygıtı demir boruya bağlayan zincir. Askı zinciri.

Suspension clause : Askıya alma hükmü. Askıya alma şartı.

Suspension culture : Sıvı kültürde çoğaltılmış hücre topluluğu. Süspansiyon kültürü.

Suspension spring : Süspansiyon yayı. Askı yayı.

Suspension regime : Avrupa birliğinde, sanayicilerin üretim maliyetlerinin azaltılması amacıyla, yerli üretimi bulunmayan hammadde ile aramalı niteliğinde olan bazı ürünlerin gümrük vergilerinin askıya alınması ve bu ürünlerin üçüncü ülkelerden yapılan dışalımında ortak gümrük tarifesinin altında vergilendirilmesi veya hiç vergilendirilmemesi. Askıya alma rejimi.

 

Suspension lower arm : Altsalıncak. Bağımsız askı düzeninde tekerleği tutan kollardan altta olanı.

Suspension system : Koşullu bağışıklık sistemi. Şartlı muafiyet sistemi. Askı donanımı. Dahilde işleme rejimi kapsamında, dışalımı taahhüt edilen işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılan ve serbest dolaşımda bulunan eşya kapsamında olmayan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul ile ambalaj ve işletme malzemelerinin, türkiye gümrük bölgesinde yerleşik firmalarca bedelli ve/veya bedelsiz dışalımına, ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın ve bu dışalımdan doğan vergi kadar güvence alınarak izin veren gümrük rejimi. Süspansiyon sistemi.

Suspension of arms : Muharebeye ara verme. Ateş kesme.

İngilizce Suspensive Türkçe anlamı, Suspensive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suspensive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Suspending : İptal etmek (üyelik vb.). Sonraki akorda uzatmak. Uzaklaştırma vermek. Görevden uzaklaştırmak. Askıya almak. Askıya alma. Ara vermek. Durdurmak. Ertelemek. Askıya alınıyor.

Abductors : Abdüktör. Uzaklaştıran sinir. Abduktor. Dışarı çeken kas (anatomi terimi). Kaçıran kimse. Dışarı çeken kas. Kaçıran kişi.

Waverings : Tereddüd eden. Sallanan. Bocalayan. Sarsak.

Halting : Kekeleyen. Kararsız. Topallayan. Ara ara konuşan. Tevkif. Duraksayan. Durdurma. Aksayan.

Inhibitors : Önleyici. Engelleyiciler. Silaj inhibitörleri. Silajda katkı maddesi olarak kullanılan ve formik asit gibi endüstriyel asitlerin genel adı.

 

Tense : Çekmek. Germek. Sıkı. Zaman. Gerilmiş. Gergin. Stresli. Gerginleştirmek. Stres içinde.

Inhibitor : Engelleyici. Menetme. Önleyici. Geciktirici. Tezgenin çalışmasını önleyerek, tepkime hızını azaltan katışkı. Yavaşlatıcı. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. İnhibitör. Bir faaliyeti ya da olayı kontrol eden ya da engelleyen herhangi bir madde. inhibitör. Bir kimyasal tepkimenin hızını yavaşlatmak ve kimi zaman da durdurmak için kullanılan kimyasal özdek.

Inhibitory : Kısıtlayıcı. Önleyici. Yasak edici. Engelleyici. İnhibitör. Menedici. Yasaklayıcı. Baskı altında tutulan. Enlelleyici.

Faltering : Bocalayan. Kem küm. Duraksamalı. Titrek (ses). Sendeleme. Tutuk. Kararsız.

Chinless : Korkak. Çatlak olmayan. Çenesiz. Ürkek. Kararsız. Utangaç.

Suspensive synonyms : cliff hanging, intriguing, deferred, arrester, retainer, pending, on ice, engrossing, repellent, indecisive, delaying, hesitating, balked, stoppers, gripping, pendant, dilatory, irresolute, nail biting, dangling, suppressant, repellant, suspensory, uncertain, abductor, absorbing, postponer, reluctant, undecided, interceptor, hanging, griping, repulsive.

Suspensive zıt anlamlı kelimeler, Suspensive kelime anlamı

Decisive : Sonuç üzerinde rol oynayan. Sonuca götüren. Kesin sonuca ulaştıran. Kesin. Kararlı. Azimli. Şüphesiz. Belirleyici. Kesinkes. Nihai.

Relaxed : Gevşemiş (kişi). Yumuşamış. Gevşek. Gevşemiş. Rahatlamış.

Suspensive ingilizce tanımı, definition of Suspensive

Suspensive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Tending to suspend, or to keep in suspense. Doubtful. Causing interruption or delay. Uncertain.