Tagging türkçesi Tagging nedir

  • Peşini bırakmamak.
  • Kovalamak.
  • Kafiye bulmak.
  • Kırkmak (koyun).
  • Markalama.
  • Fişleme.
  • Etiketlemek.
  • Peşinden koşturmak.
  • Etiket takmak.
  • Birleştirmek.
  • İsimlik takmak.
  • Etiketleme.

Tagging ile ilgili cümleler

English: Are you sure Tom doesn't mind me tagging along?
Turkish: Tom'un peşine takılmamdan rahatsız olmadığına emin misin?

Tagging ingilizcede ne demek, Tagging nerede nasıl kullanılır?

Stagging : Erkeklere özel parti. Geyik. Damsız erkek. Sap. İri erkek hayvan. Spekülasyon yapmak. Spekülatör. Erkek geyik. Erkeklere özel. Yönetimdeki seyahat acenteleri derneği.

Tagged : İsimlik takmak. Etiketlenmiş. Kafiye bulmak. Birleştirmek. Etiket takmak. İşaretlenmiş. Kovalamak. Kırkmak (koyun). Peşinden koşturmak. Etiketlemek.

Tagged atom : İşaretli atom.

Tagged atoms : İşaretli atom. İmli öğecik. Bir tepkileşimde ya da bir örgenlikte dolaşıma sokulduklarında yolu izlenebilen ışımetkin öğecik.

Tagged image file format : Görüntü kütük biçemi. Masaüstü yayıncılıkta kullanılan grafik formatı. İmlenmiş resim dosyası biçimi.

Stagger formation : Kademeli dağınık düzen.

Staggered : Çakışmayacak şekilde düzenlenmiş. Derecelendirilmiş. Dirsekli. Aşamalı. Çapraz. Dereceli.

Staggered polepiece pickup : Kademeli manyetik. Manyetik kutupları farklı yüksekliklerde konumlandırılmış, genellikle tekli manyetik türü.

 

Stagger : Ayrı ayrı zamanlara göre düzenlemek. Yalpalamak. Derecelendirmek. Tereddüt etmek. Şoke etmek. Bocalamak. Sendelemek. Afallatmak. Sersemlemek. Tökezlemek.

Non staggered tuners : Genellikle açılı kafaya sahip olduğundan tellerinin eşikten açılanmasına ihtiyaç olmayan gitarlarda kullanılan, telleri tutan çubuklarının tümü aynı yükseklikte konumlandırılmış burgular. Kademesiz burgu.

İngilizce Tagging Türkçe anlamı, Tagging eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tagging ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amalgamates : Katılmak. Karışmak. Karışma. Firma. Karıştırıp birleştirmek. Kaynaşmak. Bileştirmek. Birleşmek. Cıva ile karıştırmak.

Hounded : İzlemek. Tazı. Hastası. Takip etmek. Av köpeği. Kışkırtmak. Tazı ile ava gitmek. İz sürmek. Tahrik etmek.

Drive : Açlık, susuzluk, cinsel istek gibi ancak bir etkinlikle sona eren ya da hafifleyen fizyolojik ya da ruhsal gerginlik. herhangi bir güdü ya da davranımı belirleyen şey. Uzun vuruş. Tenis, bilgisayar, bilişim, eğitim, gitar, basketbol, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Çalıştırmak. Örgenin kendi denetimi dışındaki etkenlerce, sonuçlarını öngörmeden davranmaya zorlandığı bir güdülenim biçimi. Güç sağlamak. Gütmek. Bir oyuncunun, topla ilerlerken ya da dururken, savunan tarafın bıraktığı boşluklardan sepete doğru birden dalışı. Arabayla götürmek. Vurmak.

Affiliate : Üye olmak. Üye etmek. Üyeliğe kabul etmek. Evlat edinmek. Birleşmek. Üye olarak almak. Katılmak. Kabul etmek. Bağlamak. Katmak.

 

Pursues : Peşinde koşmak. Peşinde olmak. Takip etmek. Aramak. Peşine düşmek. Sürdürmek. İzlemek. Yürütmek.

Sound : Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. bir nesnenin titreşimlerinin havada dalgalar halinde işitme duyumuza etki yapmasıyla ortaya çıkan ses. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunun herhangi bir noktasındaki boğumlanması ile oluşan ve yayılarak kulakta, bir ünlü olarak veya bir ünlü ile birlikte algılanan titreşim: a, m, n, y, s. Yoklamak (düşünce veya fikir). Yerinde. Muayene etmek. Bilgisayar, fizik, gramer, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Sağlıklı. Deliksiz (uyku). Kuvvetli. Etki bırakmak.

Carry on : Devam ettirmek. İlişkisi olmak. Aşırı bir şekilde davranmak. Sürdürmek. Yürütmek. İşi sürdürmek. Varlığını sürdürmek. Kırıştırmak. Yapmak.

Allying : Arkadaş. Dost. Katmak. Katılmak. Ticaret serbestliği. Müttefik ülke. Birleşmek. Müttefik.

Chivies : Sıkmak. Rahatsız etmek. Avlamak.

Chases : Kovmak. Yiv. Avlamak. Hakketmek. Takip etmek. İzlemek. Dizilmiş harfleri tutan demir çerçeve. Takip. Peşinde olmak. Oluk.

Tagging synonyms : rat a tat, give chase, labellings, follow hard behind, letterings, tag, stamp, stampings, aggregates, dockets, stamping, amalgamate, tag after, ticket, rat a tat tat, tagged, rat tat, chase after, designation, chivied, ally, am, docket, labelling, docketed, aggregated, label, chivy, amalgamating, assembles, hang on, follow hard upon, chase off.

Tagging zıt anlamlı kelimeler, Tagging kelime anlamı

Good natured : Babacan. Yumuşak. İyi huylu. Hoşgörülü. Yardımsever.

Tense : Stres içinde. Gerginleştirmek. Kip. Germek. Sıkı. Gergin. Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || — sen söyle allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun türk mü demiş ne.. o da ona taş atmış. sen tafsilatını daha iyi bilirsin. inzibat meclisleri toplanacakmış. gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) nasıl dedi bakayım? eşekmişler amma türk de değilmişler onu konuşuyorduk (p. safa, biz insanlar, s. 48) vb. ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman. Stresli. Zaman.