Take part türkçesi Take part nedir

Take part ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't want to take part in the ceremony.
Turkish: Ali törene katılmak istemiyor.

English: A new team was formed in order to take part in the boat race.
Turkish: Tekne yarışına katılmak için yeni bir ekip kuruldu.

English: Ali didn't take part in our conversation.
Turkish: Ali konuşmamıza katılmadı.

English: A new team was formed in order to take part in the race.
Turkish: Yarışa katılmak için yeni bir takım kuruldu.

English: Ali didn't take part in the marathon.
Turkish: Ali maratona katılmadı.

Take part ingilizcede ne demek, Take part nerede nasıl kullanılır?

Take : Almak. Avalanan hayvan miktarı. Tepki. (sınava) girmek. Götürmek. Kabul edilmek. Tutulan balık miktarı. Hasat. Alınan taş. Tutuş.

Part : Yan. Kısmi. Taraf. Görev. Rol. Kısımlara ayırmak. Bölmek. Ayırmak. Kopmak. Hisse.

Take part in : İçerisinde rol alan. İştirak eden. -e katılmak. Müdahil olmak. Parçası olmak. Katılan. Hissedar olmak. Katılmak. İştirak etmek. İçinde yer alan.

Take a back : Kendini göstermemek. Arka planda kalmak.

Take a back seat : Arka planda yer almak. Arka planda kalmak. Kenara çekilmek. Köşesine çekilmek. Önemini yitirmek. Geri planda yer almak. Bir kenara çekilmek. Ön plana çıkmamak. Geri plana çekilmek.

 

Take a bad turn : Kötü yönde değişmek.

İngilizce Take part Türkçe anlamı, Take part eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take part ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in the swim : Haberdar olmak. Faal bir sosyal hayatı olmak. Faal bir hayat sürmek. Haberi olmak.

Go in for : Sınav olmak. Uğraşmak. İlgilenmek. Yarışmada yer almak. İlgi duymak. Bir şeyin meraklısı olmak. Zevk almak.

Accede : Kail olmak. Yanaşmak. Razı olmak. İş başına gelmek. Yerine getirmek. Tahta çıkmak. İktidara gelmek. Onaylamak. Kabul etmek.

Rank with : Sayılmak.

Act the part : Rolde oynamak. Rol oynamak.

Put in an appearance : Çok kısa bir süre kalmak. Görünmek. Boy göstermek. Kısa bir süre kalıp gitmek. Uğramak.

Played : Oynamak. Çalmak (müzik terimi). Oynaşmak. Kımıldamak. Canlandırmak (tiyatro terimi). Tutmak. Tutmak ( ye). Bahis yapmak. Hareket etmek.

Accedes : Yönetime geçmek. İş başına gelmek. Uymak. Yerine getirmek. Razı olmak. Kabul etmek. Tahta çıkmak. Yanaşmak. İktidara gelmek.

Figure : Olarak yer almak. İnanmak. Sayıları gösteren simgelerden her biri. Süslemek. İnsan tasviri. Beden yapısı. Şekillendirmek. Tasvir etmek. Resmetmek.

Preconditioned : Önceden hazırlanmış. Önceden hazırlamak. Önceden eğitilmiş.

Take part synonyms : precondition, affiliates, acceded, fall into, partakes, partaken, come in on, preconditioning, partake, adhere, be located in, adhering, feature, be out of the swim, adhered, rank as, ally oneself, partaking, bear a part in, fall within, ally, rank among, plays, agree with, occur, act a part, affiliating, partook, enter into, adheres, perform, preconditions, affiliate with.