Take the field türkçesi Take the field nedir

  • Savaşa girmek.
  • Maça çıkmak.
  • Sahaya çıkmak.

Take the field ingilizcede ne demek, Take the field nerede nasıl kullanılır?

Take : (sınava) girmek. Reaksiyon. Çekim. Kavramak. Tutuş. Hasat. Çevirim eylemi. Tutma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Götürmek.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Field : Çayır. Arazi. Sahaya çıkarmak (bir spor takımını). Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik. Tarla. Cevaplandırmak. Ayaktopu oyununun oynandığı, uzunluğu en az 90, en çok 120, genişliği ise en az 45, en çok 90 m. olan toprak ya da çimle kaplı düz yer. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü. Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. en küçük mantıksal veri saklama birimi. Top atmak (kriket).

Take the action : El koymak. Harekete geçmek.

Take the air : Dışarıya çıkıp dolaşmak. Hava almak. Tenek almak. Hava almak için yürüyüşe çıkmak. Dışarıya çıkmak.

 

Take the bad with the good : İyi ve kötüyü bir arada kabul etmek. Gülü sevip dikenine katlanmak.

Take the bus : Otobüsle gitmek. Otobüse binmek.

Take the cake : En başarısız sonucu almak. Birinciliği kazanmak. (bir aktivitenin vb) en başarısızı olmak.

Take the burden off : Sorumluluğu bırakmak.

Take the bitter with the sweet : Gülü sevip dikenine katlanmak. Gülü seven dikenine katlanır.

İngilizce Take the field Türkçe anlamı, Take the field eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take the field ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wage a war : Harp başlatmak. Savaş yapmak. Savaşmak. Savaş açmak. Savaş durumu ilan etmek.

Wage war : Harp başlatmak. Savaşmak. Savaş. Harp açmak. Savaş halinde olmak. Savaşı sürdürmek. Savaş açmak. Savaş durumu ilan etmek.

Went to war : Savaş başlatmak.