Talk turkey türkçesi Talk turkey nedir

  • Açık konuşmak.
  • Ciddi bir şekilde veya ciddi konuşmak.
  • Yüzüne söylemek.
  • Sadede gelmek.
  • Dobra dobra konuşmak.

Talk turkey ile ilgili cümleler

English: Let's talk turkey.
Turkish: Dobra dobra konuşalım.

English: Well, let's talk turkey.
Turkish: Pekala, dobra dobra konuşalım.

English: Someone should talk turkey to him.
Turkish: Biri onunla ciddi bir şekilde konuşmalı.

Talk turkey ingilizcede ne demek, Talk turkey nerede nasıl kullanılır?

Talk : Söz etmek. Laf etmek. Sohbet etmek. Konuşma. Kişiler arasında geçen ve bir kurala bağlı olmayan konuşma. Boş laf. Konuşmak. Görüşme. Konuşmak (bir dili). Söylemek.

Turkey : Fiyasko (tiyatro terimi). Hindi. Tavukgiller takımından eti için yetiştirilen bir kümes hayvanı. Beceriksizin teki. Kolayca geçilen oyuncu. Başarısız film. Başarısız film veya tiyatro oyunu. Biyoloji, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tavuksular (galliformes) takımının, sülüngiller (phasianidae) familyasından, 100-110 cm kadar uzunlukta, meksika ve teksas'tan bütün dünyaya yayılmış bir tür. North carolina eyaletinde yerleşim yeri.

Talk a blue streak : Jet gibi konuşmak. Çenesi düşmek. Çok konuşmak. Çok hızlı konuşmak.

Talk a mile a minute : Hızlı konuşmak. Motor gibi konuşmak. Çan çan etmek.

 

Talk a period of time away : Belirli bir süreyi konuşarak geçirmek.

Talk about : Lafını etmek. Mevzubahis etmek. Hakkında konuşmak. Hakkında görüşmek. -i konuşmak. Bahsetmek. Söz etmek. Dem vurmak. Yad etmek.

İngilizce Talk turkey Türkçe anlamı, Talk turkey eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Talk turkey ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Call a spade a spade : Açıkça dile getirmek. Çekinmeden söylemek. Kör kadıya körsün demek. Doğruya doğru eğriye eğri demek. Dobra dobra söylemek. Yiğidi öldür hakkını yeme. Yiğidi öldür hakkını ver. Gerçekten hissettiklerini söylemek. Kadıya körsün demek. Açıkça konuşmak.

Come to the point : Ana konuya gelmek. Sırası gelmek. Asıl konuya gelmek. Sadede gel. Meseleye gelmek. Sadete gelmek.

Cut to the chase : Doğrudan sonuca gitmek. Dolandırmadan konuya girmek. Lafı dolandırmamak. Doğrudan konuya girmek.

Get down to work : Ciddi olarak işe koyulmak. Ciddileşmek.

Be frank : Açıksözlü olmak.

Get down to brass tacks : Asıl konuya gelmek. Sadede gelelim. Ayakları yere basarak konuşmak. Esas meseleye gelmek. Konuya gelmek. Bir şeyin özüne inmek. Pratikten söz etmek. Bir şeyin temeline inmek. Gerçek konuya girmek.

Touch the right chord : Doğru noktaya dokunmak. Uzun bir hikayeyi kısa kesmek. Doğru tele dokunmak. Birinin zayıf yönünden yararlanmak.

Get down to the brass tasks : Bir şeyin özüne inmek. Konuya gelmek. Bir şeyin temeline inmek. Gerçek konuya girmek.

Get to the point : Doğrudan konuya girmek. Dolandırmadan konuya girmek. Lafı dolandırmamak. Sadede gel. Uzun hikayeyi kısaltmak. Sadede gelin. Ana noktaya gelmek. Can alıcı noktaya gelmek. İşin sonuna varmak.

Get straight to the point : Hemen konuya girmek. Neticeye varmak. Sonuca varmak.

Talk turkey synonyms : fling out, hark back.