Talking türkçesi Talking nedir

Talking ile ilgili cümleler

English: "I was just talking to Tom." "About what?" "About what Mary did."
Turkish: "Tom'la konuşuyordum." "Ne hakkında?" "Mary'nin ne yaptığı hakkında."

English: "What were you just doing?" "I was talking to Tom."
Turkish: "Az önce ne yapıyordun?" "Tom'la konuşuyordum."

English: "What?" Pharamp asked. "Nothing," Sysko lied, "we were talking about the effect of Confucianism on modern Chinese socialism."
Turkish: "Ne?" diye sordu Pharamp. "Bir şey yok" dedi Sysko "Konfüçyüsçülüğün modern Çin sosyalizmi üzerindeki etkileri hakkında konuşuyorduk."

English: "I was just talking to him." "Talking to him about what?" "That's none of your business."
Turkish: "Sadece onunla konuşuyordum." Onunla ne hakkında konuşuyordun?" "O seni ilgilendirmez."

English: "You're being brainwashed by the media!" "What are you talking about?"
Turkish: "Medya tarafından beyniniz yıkanıyor." "Neden bahsediyorsun?"

Talking ingilizcede ne demek, Talking nerede nasıl kullanılır?

Talking back : Karşılık vermek. Cevap vermek.

Talking clown : Konuşan soytarı. Halkı, konuşarak güldüren soytarı.

Talking dictionary : Konuşan sözlük.

Talking doll : Konuşan bebek.

 

Talking film : Sesli film.

Talking shop : İşten konuşmak. İş konuşmak.

Talking picture : Sözlü film. Sesli film.

All talking film : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sesli sinemanın ilk yıllarında yalnız bazı bölümleri değil tümü sözlü olan filmleri anlatır terim. Yüzde yüz sözlü (film).

Talking toys : Konuşan oyuncak.

Talking toy : Konuşan oyuncak.

İngilizce Talking Türkçe anlamı, Talking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Talking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Talkers : Konuşmacı. Konuşkan kimse.

Talkie : Geveze.

Talk : Söyleşi. Konuşmak. Konuşma biçimi. Boş laf. Konuşmak (bir dili). Söylemek. Görüşme. Hakkında konuşmak. Söz etmek.

Cackle : Kıkırdamak. Gıdaklamak. Laflamak. Kıkır kıkır gülmek. Gıdıklamak. Gevezelik etmek. Çenesi durmamak. (tavuk) gıdaklamak. Gürültülü bir şekilde konuşmak. Çenesi düşmek.

Garrulous : Geveze. Çeneli. Çaçaron. Lafazan. Çenesi düşük. Ağzı kalabalık. Boşboğaz. Çenebaz.

Yack : Car car konuşmak. Çenesi düşmek. Çenesi durmamak. Israrcı konuşmak. Kusmak. Önemsiz sohbet.

Gabby : Geveze. Boşboğaz. Çenebaz.

Forthcoming : Varış. Hazır. Cana yakın. Yakında çıkacak. Gelecekteki çıkacak. Candan. Yaklaşan. Mevcut. Yardımsever. Geliş.

Gabbier : Boşboğaz. Çenebaz. Geveze.

Talking synonyms : pious platitude, idle words, shmooze, shop talk, talking film, excitation, glibbest, duologue, awakenings, malarkey, deliveries, dialoguing, caveats, caveating, conversations, bigmouthed, colloquium, dialog, communicative, speakings, sound on film, concourse, excitations, causerie, glib, glibber, notices, heart to heart, chattier, monitions, chattiest, colloquiums, speaking.

Talking ingilizce tanımı, definition of Talking

Talking kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a talking parrot. Able to utter words. That talks.