Tangible goods türkçesi Tangible goods nedir

  • Maddi mallar.
  • Belli bir biçime sahip, elle tutulup gözle görülen araç-gereç gibi her türlü mal. bk. sabit varlıklar.
  • İktisat alanında kullanılır.

Tangible goods ingilizcede ne demek, Tangible goods nerede nasıl kullanılır?

Tangible : Hissedilir. Elle dokunulur veya tutulur. Elle tutulur. Mülk. Duyulur. Gerçek. Kesin. Maddi. Elle hissedilebilen. Dokunulabilir.

Goods : Gümrük mevzuatı kapsamında anılan her türlü madde. Ürün. Meta. Yük. Emtia. Doyumsuzluk varsayımının geçerli olduğu, diğer bir deyişle daha çok malın daha azına tercih edildiği mallar. Mal. Mal mülk. Gümrük sınırından geçirilen her türlü canlı, cansız nesne ve değer. Mamul.

Tangible asset : Maddi varlık. Fiziki kıymeti olan sabit varlık. Maddi duran varlık. Maddi kıymet.

Tangible assets : Sabit varlıklar. Maddesel varlıklar. Menkul kıymetler. Fiziki varlıklar. Maddi aktifler. Maddi kıymetler. Maddi varlıklar. Bir firmanın üretim sürecinde kullandığı bina, makine ve donanım, toprak gibi uzun ömürlü ve süreklilik gösteren varlıklar. Maddi duran varlıklar.

Tangible fixed assets : Maddi duran varlıklar.

Tangible property : Yararlanılabilecek ve kullanılabilecek nitelikte olan taşınır mallar. Hakiki mülk. Maddi varlıklar. Mallar. Maddi mallar.

İngilizce Tangible goods Türkçe anlamı, Tangible goods eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Tangible goods ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Corporeal property : Yararlanılabilecek ve kullanılabilecek nitelikte olan taşınır mallar. Mallar.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

 

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Tangible goods synonyms : a shift in demand, abnormal budget, a pass through certificate, a shift in supply, tangible property, ability rent, physical goods, abnormal budget expenditures, a group shares, corporeales goods.