Tart nedir, Tart ne demek

Tart; kökeni arapça, fransızca dillerine dayanır.

Tart kısaca anlamı, tanımı:

Tart suçu : Disiplin suçuyla belli süreler için okuldan veya meslekten uzaklaştırılma.

Tardetmek : Uzaklaştırmak, savmak.

Tartak martak : "Kazıp dağıtmak, darmadağın etmek" anlamındaki tartak martak etmek deyiminde geçen bir söz.

Tartaklama : Tartaklamak işi.

Tartaklamak : Çekerek ve iterek hırpalamak.

Tartaklanış : Tartaklanma işi.

Tartaklanma : Tartaklanmak işi.

Tartaklanmak : Tartaklama işine maruz kalmak, hırpalanmak.

Tartaklayış : Tartaklama işi.

Tartar : Suda eriyen, alkol ve eterde erimeyen, asit tadında beyaz bir tuz. Diş taşı. Şarap tortusu.

Tartarak yenme : Yağlı güreşte, rakibini kucağına alıp ayaklarını yerden keserek üç adım taşıma veya yarım çember dönüşü durumuna getirerek onu yenik saydırma.

Tartarat : Tartarik asit tuzu.

Tartarik : Yapısında iki alkol ve iki asit bulunan (madde).

Tartarik asit : Pastacılıkta, kumaş basmacılığında, bazı içkilerin hazırlanmasında, fotoğrafçılıkta kullanılan, izomerli kristal organik bileşik (C4H6O6).

Tartı : Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip. Tartma aleti, çeki. Oran, ölçü, karar. Ağırlık.

Tartıcı : Tartı aletiyle tartan kimse.

 

Tartıl : Tartıya dayanan.

Tartılı : Ölçülü, dengeli. Tartılmış.

Tartılış : Tartılma işi.

Tartılma : Tartılmak işi.

Tartılmak : Tartma işi yapılmak veya tartma işine konu olmak. Kendini tartmak.

Tartımlı : Dizemli.

Tartımsız : Dizemsiz.

Tartış : Tartma işi.

Tartışılma : Tartışılmak işi.

Tartışılmak : Tartışma işi yapılmak.

Tartısız : Tartılmamış. Ölçüsüz, dengesiz.

Tartışma : Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma. Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma. Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılmış olan çekişme, atışma, ağız dalaşı, dil dalaşı, dil kavgası, ağız kavgası, münakaşa.

Tartışma götürmek : Bir konu tartışılabilir olmak.

Tartışmacı : Bir konu ile ilgili ayrı görüşleri savunan kimselerin her biri.

Tartışmacılık : Tartışmacı olma durumu.

Tartışmak : Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak. Güreşte karşı karşıya durum alıp elle birbirini yoklayarak rakibin zayıf yanlarını aramak. Karşılıklı ağır sözler söyleyerek çekişmek, münakaşa etmek.

Tartışmalı : Tartışma yapılan. Tartışılmakta olan, kesinleşmemiş.

Tartışmasız : Tartışma götürmez.

Tartışmaya girmek : Münakaşa etmeye başlamak.

Tartma : Başörtüsü, yemeni. Tartmak işi. Güreşte rakibi kucağa alıp ayağını yerden kesme.

Tartma tartmak : Başörtüsü takmak.

Tartmak : Bir şeyi avuç içinde sallayarak ağırlığını kestirmeye çalışmak. Bir şeyin birim cinsten ağırlığını bulmak. Dikkatle incelemek, değer biçmek. Bir şeyin bütün sonuçlarını düşünmek, hesap etmek. Binek hayvanlarının dizginlerini çekmek.

 

Tarttırma : Tarttırmak işi.

Tarttırmak : Tartma işini yaptırmak.

Tartura : Çıkrıkçı çarkı.

Gözüyle tartmak : Kim ve ne olduğunu anlamak için dikkatle bakmak.

Kelimeleri tartarak konuşmak : Sonucu hesaplayarak konuşmak.

Kendini tartmak : Ne durumda olduğunu öğrenmek için kendini yoklamak.

Lafı tartmak : Sözü tartmak.

Sözü tartmak : Ölçülü konuşmak.

Toplu tartışma : Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı, forum.

Kovma : Kovmak işi.

Çıkarma : Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Çıkarmak işi, emisyon.

Kalıp : Gösterişli görünüş. Biçki modeli, patron. Genellikle küp biçiminde yapılan. Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç. Biçim, durum. Yenilikten uzak, özgün olmayan.

Meyveli : Meyve ile yapılmış, içinde meyve bulunan. Meyvesi olan, meyve veren, yemişli. Yaratıcı olan, olumlu bir şey ortaya koyabilen.

Pasta : Otomobillerin gerçek renklerini ortaya çıkarmak ve parlatmak için kullanılan özel karışım. İçine katılmış türlü maddelerle özel bir tat verilmiş, fırında veya başka bir yolla pişirilerek hazırlanmış bir tür hamur tatlısı. Giysilerde dikişli kıvrım.

Tart mart : Düzgün olmayan, pürüzlü : Şu duvarın yüzü tart mart.

Tart turt : Kaba saba, biçimsiz.

Tartabilme : Tartabilmek işi.

Tartabilmek : Tartma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Tartaç : Kütle ya da ağırlık ölçümü için hazırlanmış özel düzenek. Bir malın niceliğine ve ederine göre satış değeri bulunmak üzere ağırlık birimleriyle malın karşılıklı dengesini sağlayan araç.

Tartaglia : (İt.):Commedia dell'Arte türündeki kekeme tipi. İtalyan halk doğaçlama tiyatrosunda kekeme tipi. Geniş çubuklu bir giysisi ve yuvarlak kenarlı bir şapkası vardır.

Tartağan : Delik deşik, paramparça Darmadağın, perişan.

Tartak martak etmek : Karıştırıp düzenini bozmak, dağıtmak

Tartak turtak etmek : Karıştırıp düzenini bozmak, dağıtmak

Tartala : Altüst olmuş, karmakarışık 1.Yağma, talan. 2.bk. tarmatakır. Kuru ve yaş yemiş. Bol, çok : Dağda odun tartala. Yağma, talan. Bir kimseyi kovalayarak verilen korku, heyecan. Gereksiz nesne, pılı pırtı. Kuruyemiş, çerez.

Tart ile ilgili Cümleler

  • Bir tartışma yaşıyorduk.
  • Tartış ve örnekler ver.
  • Tartışacak başka hiçbir şey yok.
  • Birçok konuyu tartıştık.
  • Komşularımız yine tartışıyorlar.
  • Dün Tom'la bir tartışma yaşadım.
  • Tartı dilimle.
  • Tart istedi, ve ben aynısını ısmarladım.
  • Bunu herhangi biriyle tartışmamalısın.
  • Tartışacak başka şeylerimiz var.
  • Ali benimle tartışmadı.
  • Tartın geriye kalanını yiyebilirsin.
  • Bu tartışmalı olayı yeniden incelememiz gerek.
  • Tartışacak acil bir şeyimiz var.

Diğer dillerde Tart anlamı nedir?

İngilizce'de Tart ne demek? : n. fruit pastry; prostitute (Slang)

adj. sour, sharp, bitter; biting, cutting, barbed

v. defy, brave, challenge, dare, affront, baffle, mock

Almanca'da Tart : Torte

Rusça'da Tart : n. изгнание (N), увольнение (N), устранение (N)