Teens türkçesi Teens nedir

  • 13 - 19 arasındaki yaşlar.
  • [#genç Gençler].
  • Yeniyetmelik.

Teens ile ilgili cümleler

English: Do you think your parents spent enough time with you when you were in your teens?
Turkish: Onlu yaşlarındayken ebeveynlerinin seninle birlikte yeterli zaman harcadıklarını düşünüyor musun?

English: Ali is still in his teens.
Turkish: Ali hâlâ gençlik çağlarında.

English: A high proportion of crime in any country is perpetrated by young males in their teens and twenties.
Turkish: Herhangi bir ülkedeki suçun büyük kısmı 10' lu 20' li yaşlardaki genç erkekler tarafından işlenmektedir.

English: Ali moved to Boston in his late teens.
Turkish: Ali gençliğinin son zamanlarında Boston'a taşındı.

English: He could swim across the river when he was in his teens.
Turkish: O gençken nehri yüzerek geçebiliyordu.

Teens ingilizcede ne demek, Teens nerede nasıl kullanılır?

Immature teens : Yetişkin olmayan genç insanlar. Henüz büyümemiş gençler. Olgunlaşmamış gençler.

Teensy : Minicik.

Canteens : Matara. Yemek kabı. Kışla büfesi. Kantin. Büfe.

Eighteens : Onsekiz rakamı (18, xvııı). Onsekiz. On sekizon sekizinci. On sekiz. 18.

Fifteens : 15. On beş rakamı (15, xv). Onbeş. On beş.

Sateens : Saten. Saten taklidi pamuklu kumaş. Pamuklu atlas. Atlas.

 

Sixteens : On altı. Xvı. 16. Onaltı. On altı rakamı.

Poteens : Kaçak viski.

Preteens : 8-12 yaş arası çocuk. 9-12 yaş arası çocuk. On oniki yaşında çocuk.

Velveteens : Kadife taklidi kumaş. Kadifeden. Pamuk kadife. Velveten. Pamuklu kadifeden pantalon. Kadife. Kadifeden yapılmış. Pamuklu kadife. Kadife taklidi.

İngilizce Teens Türkçe anlamı, Teens eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Teens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The youth : Gençlik.

Juniors : Oğul. Küçük kimse. Küçük. Yarış günü 18 yaşından büyük, 21 yaşından küçük olan atletler. Genç. İki kişiden küçük olanı. Yaşça küçük kimse. Mevki veya kıdemce küçük olan kimse.

Juvenility : Çocuklar. Gençlik. Çocukluk. Çocukça davranış.

Adulthood : Erişkinlik dönemi. Erişkinlik. Reşitlik. Erginlik. Yetişkinlik.

Large integer : Çok büyük tamsayı. Geniş tamsayı. Büyük tamsayı.

Adolescence : Gençlik. Ergenlik çağı. Yeni yetmelik. Ergenlik. Adolesan. Büyüme çağı. Delikanlılık.

The juniors : Küçük kimse. Ast. Küçük. Yaşça küçük kimse. Babasıyla aynı adı taşıyan kimsenin adına eklenir. Mevki veya kıdemce küçük olan kimse. Çocuk. Lise veya üniversitede sondan bir önceki sınıf öğrencisi. Oğul.

Young : Genç. Hayvan yavrusu. Yavru. Döl. Yeni. Küçük. Taze. (hayvan) yavru. Gençlik.

Juvenescence : Gençleşme. Büyüme. Gençlik. Genç olma. Çocukluktan çıkma.

Youngsters : Delikanlılar. Çocuk. Delikanlı. Yavru.

Teens synonyms : time of life, youngs, maturity, the young, young blood, juvenilities, youth, youths.

Teens ingilizce tanımı, definition of Teens

Teens kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a girl in her teens. The years of one`s age having the termination -teen, beginning with thirteen and ending with nineteen.