Tekel nedir, Tekel ne demek

  • Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum, inhisar, monopol.
  • Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması, satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu, inhisar, monopol.
  • Bir kişi veya kuruluşun herhangi bir alanda kazandığı büyük güç

"Tekel" ile ilgili cümleler

  • "Özel yalıların tekelinden kurtarılan yeni kıyılar da halkın denizle buluşmasını sağlayacak." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Kırlarda biten, al saplı ince ve küçük yapraklı bir çeşit ot.

Hukuki terim anlamı:

inhisâr.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Tekel piyasasında etkinlikte bulunan ve ürettiği malın piyasa fiyatını veya sunum miktarını belirleme gücüne sahip firma.

Bilimsel terim anlamı:

Belirli bir nesnenin bir elden yapılması ya da alınıp satılması.

Bir devletin, bir ortaklığın, bir kişinin her tür tecimsel yarışmayı ortadan kaldırarak bazı şeyleri yapma, satın alma, satma ya da bir işin yapımını sağlama yönünde elinde bulundurduğu ayrıcalık.

İngilizce'de Tekel ne demek? Tekel ingilizcesi nedir?:

monopoly

Tekel tanımı, anlamı:

Monopol : Tekel.

Tekelinde olmak : Herhangi bir şey tekeli altında bulunmak, elinde tutmak, inhisarında olmak.

Tekeline almak : Fikir, sanat vb. alanda kendi görüşünü hâkim kılmak. bir şeye tek başına sahip olmak, inhisarına almak, patentini almak.

 

Tekel bayisi : Tekel ürünlerinin satıldığı iş yeri.

Tekel maddesi : Tekel ürünleri arasında satışa sunulmuş madde.

Tekel ürünleri : Devlet tarafından üretimi yapılmış olan içki, sigara vb. maddeler.

Teke : Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir tür deve. Erkek keçi. Bir tür karides.

Tekelci : Tekel kuran ve bu tekeli kabul ettiren kimse, inhisarcı. Tekel görevlisi. Bir şeye, bir düşünceye tek başına sahip olma, benimseme, yayma taraflısı olan.

Tekelci anamalcılık : Ana sermayenin merkezleşme eğiliminden doğan tekelleşme aşaması.

Tekelcilik : Tekelci olma durumu, inhisarcılık.

Tekelleşme : Tekelleşmek işi.

Tekelleşmek : Tekel durumuna gelmek.

Tekelleştirme : Tekelleştirmek işi.

Tekelleştirmek : Tekel durumuna getirmek.

Tekellüf : Zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme, gösteriş.

Tekellüm : Söyleme, konuşma.

Teklif tekellüf : Samimi olmama, resmî olma durumu, teklifli olma.

Kuruluş : Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kurulma işi. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Yapı, yapılış, bünye. Kasılma.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

İnhisar : Tekel. Bilecik iline bağlı ilçelerden biri. Tek başına sahip olma.

 

Devlet : Talih. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Mutluluk. Büyüklük, mevki.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

Tutma : Destekleme. Yanaşma. Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj. Tutmak işi.

Satış : Satıcı ile alıcı arasında yapılmış olan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılmış olan işlem, satım. Satma işi.

Tekel gedikleri : Yasaların çıkmadığı zamanlarda, hükümdarlarca tanınan tekelci haklar.

Tekel hakkı : Verilen gediğe dayanan tekel hakkı.

Tekel karı : Ortalama maliyet ile marjinal maliyetin eşit olduğu varsayımı altında tekelci dengenin sağlandığı üretim düzeyine karşılık gelen fiyat düzeyi ile ortalama maliyet arasındaki fark.

Tekel özdekleri : Devletin yapımı ve satışını tekelinde bulundurduğu mallar.

Tekel piyasası : Çok sayıda alıcı karşısında sunumun tek bir satıcı tarafından yapıldığı, aynı üretim dalına girişin engellendiği ve başka mallarla ikamesi oldukça güç bir malın üretildiği piyasa.

Tekel vergisi : Tekele bağlı malların girişlerinde, gümrük vergisinden ayrı olarak alınan vergi.

Tekel yöntemi : Bir kitabın bir kişiden başkası tarafından bastırılamaması.

Tekelcek : Araba tekerleği.

Tekelci devlet kapitalizmi : Gelişmiş ülkelerde devletin çevresinde sermayenin merkezileşmesi ile oluşan tekelci kapitalizm.

Tekelci iyelik : Tekel hakkından doğan iyelik.

Tekel ile ilgili Cümleler

  • Bilgiye değer verip öğrenmek Yahudilerin tekelinde değildir.
  • Toplantıda o, tartışmayı tekeline aldı ve davayı tamamen bozdu.
  • Tekeller kötüdür.
  • Mağazamız bu üründe tekel olmuş durumda.
  • Çocukların televizyonu tekellerine almalarına müsaade etme.
  • Bu tekel bitmeli.
  • O, tekellere karşıydı.
  • Radyo ve televizyon yayını, yirmi küsur yıl öncesine kadar devlet tekelindeydi.

Diğer dillerde Tekel anlamı nedir?

İngilizce'de Tekel ne demek? : n. monopoly, liquor store

Fransızca'da Tekel : monopole [le], régie [la]

Almanca'da Tekel : n. Monopol

Rusça'da Tekel : n. монополия (F)