Telescope türkçesi Telescope nedir

  • Dürbün.
  • Teleskop.
  • İçiçe geçirip kısaltmak.
  • Fizik, uzay alanlarında kullanılır.
  • İç içe geçerek kısalmak.
  • Ezip iç içe geçirmek.
  • İç içe geçmek.
  • Irakgörür.
  • Mercek dizgesinden oluşmuş bir nesne merceği ya da bir çukur ayna yardımıyla ışığı toplayan ve göz merceğiyle görüntüyü büyüten, böylece uzaktaki cisimlerin, yıldızların daha parlak ve açık görünmesini sağlayan optik düzen. göz merceği yerine fotoğraf plağı ya da başka alıcılar kullanılabilir.
  • Teleskopun elemanları gibi iç içe geçmek.
  • Gökgözler.
  • Gökcisimlerini büyüterek ayrıntılarını gösteren, mercek ve aynalardan oluşmuş ışıksal gözlem aygıtı.
  • Ezilip iç içe geçmek.
  • Bir elemanı başka bir elemanın içine geçirmek.

Telescope ile ilgili cümleler

English: Ali was observing the sky with his telescope when he discovered a mysterious new object.
Turkish: Ali gizemli yeni bir nesne keşfettiğinde teleskobuyla gökyüzünü gözlemliyordu.

English: Ali was looking through the telescope that Mary had given him.
Turkish: Ali Mary'nin ona verdiği teleskobu inceliyordu.

English: I got a telescope for my birthday.
Turkish: Doğum günüm için bir teleskop aldım.

English: I adjusted the telescope to my vision.
Turkish: Görüşüme göre teleskobu ayarladım.

 

English: I bought a telescope in order to observe the night sky.
Turkish: Gece gökyüzünü incelemek için bir teleskop aldım.

Telescope ingilizcede ne demek, Telescope nerede nasıl kullanılır?

Telescope sight : Teleskopla bakma.

Astronomical telescope : Astronomik teleskop. Gök ırakgörürü. Gökcisimlerinin gözlenmesinde kullanılan her çeşit ırakgörür. Gökgözler. Gök teleskopu. Gök cisimleri gözlemlemek ve incelemek için kullanılan teleskop.

Cosmic ray telescope : Kozmik ışın teleskopu.

Electron telescope : Elektron ışınları kullanan teleskop. Elektron teleskopu. Elektron teleskobu. Elektron gökgözleri.

Equatorial telescope : Düdyanın ekseninin rotasyonuna paralel dönen bir eksen tarafından görüş alanında tutulmak için göksel bir karosere müsade eden astronomik teleskop. Ekvatoral teleskop.

Terrestrial telescope : Yer ırakgörürü. Yer teleskobu. İçindeki prizmalı düzenle ters göstermesi önlenmiş ırakgörür. Yer teleskopu.

Reflecting telescope : Aynalı gökgözler. Yansımalı gökgözler. Bir çukur ayna yardımıyla ışık toplayan ırakgörür. Aynalı teleskop. Yansıtmalı teleskop. Yansıtmalı ırakgörür. Fizik, uzay alanlarında kullanılır. Yıldızların yansıma ile görüntüsünü veren çukur aynadan yapılmış, geniş açıklıklı ve büyük odak uzaklıklı gökgözler. Yansıtıcı teleskop.

Space telescope : Uzay teleskobu.

Finding telescope : Arayıcı. İstenilen yıldızı ırakgörür içine getirebilmek için büyük ırakgörürlere koşut olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük ırakgörür.

Speed of the telescope : Irakgörürün ışık gücü. Irakgörürün cisimlerden gelen ışığı toplama derecesi. açıklığı d, odak uzaklığı f olan bir ırakgörürün, ay, bulutsu küme gibi alan gösteren cisimler için ışık gücü d/f, nokta biçimli cisimler (örn. yıldızlar) için d ile orantılıdır. bu yüzden sözü edilen güç ya d/f, ya da d ile ölçülür.

 

İngilizce Telescope Türkçe anlamı, Telescope eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Telescope ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mesh : Geniş fıtıkların ve doku defeklerinin kapatılmasında kullanılan rezorbe olan veya olamayan sentetik materyallerin genel adı. Ağ ipliği veya ağ yapımında kullanılan başka bir materyalle çevrilmiş düzenli bir açıklık. Göze. Ağla (balık vb) yakalamak. Birleşmek. Ağ ile tutmak. Birbirine geçmek. Tuzağa düşürmek. Uyuşmak.

Condense : Yoğunlaştırmak. Sıvılaşmak (buhar veya gaz). Koyulaşmak. Sıvılaştırmak. Teksif etmek. Bir oyunun metninde bir rolün oynanışında belli yerleri gevşeklik ve yaygınlıktan kurtarıp derlemek, toparlamak, daha güçlü ve etkin duruma getirmek. Sıvılaşmak. Koyulaştırmak. Sıvılaştırmak (buharı veya gazı). Bilgisayar, tiyatro alanlarında kullanılır.

Digest : Sindirilmek. Katlanmak. Kafada şekillendirmek. Düzenlemek. Dayanmak. Hazmolmak. Özet. Besinleri sindirmek. Parçalanmak. Sindirmek.

Telescoping : İç içe geçme.

Field glass : El dürbünü. Çiftli dürbün. Askeri dürbün.

Crush : Basmak. Ezmek. Öğütmek. İzdiham oluşturmak. Abayı yakma. Bastırmak. Buruşmak. Sıkıştırmak. Ufalamak. Sıkma meyve suyu.

Squeeze : Sıkıştırma. Merkez bankasının paranın değerini artırmak amacıyla para sunumunu daraltması. piyasalarda sunumun yeterli olmadığı durumda istem fazlasının yüksek fiyatlarla dengelendiği durum. maliyetlerdeki artışların tüketiciye yansıtılamadığı ve dolayısıyla karların azaldığı durum. Ezmek. Sızdırmak. Baskı yapmak. Tıkıştırmak. Sıkışmak. İzdiham. Bir merceğin kapsadığı alanın, film boyu değişmediği halde artırılmasını sağlayan optik işlem. sıkıştırmaca dayanan geniş görüntülük işlemlerinde, konunun iki yandan basıklaştırılmış olarak filme görüntü vermesi. Ezilmek.

Interlock : Bağlamak. Bağlantı. Kenetlemek. Kilitleme. Birbirine kenetlenmek. Birbirine kenetlemek. Kenetlenmek. Kilitlemek. Birbirine bağlamak.

Mash : Karışım. Ezmek. Bira yapmak için ezilmiş arpa ile su karışımı. Mayşe. Patates püresi. Ezme. Lapa. Lapa yapmak. Püre yapmak. Püre.

Squash : Meyve suyu. Kabak. Şap sesi. Sıkıştırmak. Pelte gibi ezilmiş şey. Ezmek. Susturmak. Bastırmak. Bastırmak (isyan vb'ni). Bir tür kapalı tenis oyunu.

Telescope synonyms : interlocks, squelch, telescopes, telescoped, astronomical telescope, concentrate, intertwines, field glasses, binoculars, fieldglasses, binocle, intertwine.

Telescope ingilizce tanımı, definition of Telescope

Telescope kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Capable of being extended or compacted, like a telescope, by the sliding of joints or parts one within the other. As, a telescope bag. To slide or pass one within another, after the manner of the sections of a small telescope or spyglass. An optical instrument used in viewing distant objects, as the heavenly bodies. Telescopic. Telescope table, etc. To come into collision, as railway cars, in such a manner that one runs into another. To cause to come into collision, so as to telescope.