Tennis türkçesi Tennis nedir
- Alantopu.
- Tenis alanında kullanılır.
- Tenis.
- Yerden yüksekliği 0,91 m. olan ağla ortasından ikiye bölünen bir alanda tek ya da çift oyuncuların tokaçla karşılıklı vurdukları ya da çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları temeline dayanan oyun.
Tennis ile ilgili cümleler
English: Akira plays tennis well.
Turkish: Akira güzel tenis oynar.
English: "Where's Tom?" "He's playing tennis with Mary."
Turkish: "Tom nerede?" "Mary ile tenis oynuyor."
English: Ali accepted Mary's challenge to a tennis match.
Turkish: Ali Mary'nin bir tenis maçına davetini kabul etti.
English: Akira can play tennis well.
Turkish: Akira tenisi iyi oynayabilir.
English: Akira is a good tennis player.
Turkish: Akira iyi bir tenis oyuncusu.
Tennis ingilizcede ne demek, Tennis nerede nasıl kullanılır?
Tennis arm : Tenis oynamaktan olan kol ağrısı.
Tennis ball : Tenis topu. Alan topu.
Tennis club : Tenis kulübü.
Tennis court : Kort. Tenis kortu. Tenis sahası.
Tennis elbow : Dirsek dış kısmındaki çıkıntı çevresinin ağrılı bir hastalığı. Tenisçi dirseği.
Tennis net : Tenis ağı.
Tennis pro : Profesyonel tenisçi.
Tennis match : Tenis maçı.
Tennis shoes : Spor ayakkabısı. Tenis ayakkabısı.
Tennis racket : Tenis raketi.
İngilizce Tennis Türkçe anlamı, Tennis eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Tennis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Volley : Yağmur. Uçara vuruş. Yaylım ateşe tutmak. Tenis, futbol alanlarında kullanılır. Topa yere değmeden yapılan vuruş. Yaylım ateş. Atma. Havada aktarma. Top yere düşmeden yapılan vuruş.
Back court play : Geri oyunu. Vuruşların çoğunlukla arka çizgi yakınından yapıldığı oyun biçimi.
Set point : Ayar noktası. Set sayısı. Donma noktası.
Double fault : Her iki başlama atışının da kural dışı olarak yapılması. Art arda yapılan ve puan kaybına neden olan iki servis hatası (tenis). Çift hata. Çift yanlış.
Lob volley : Uçara aşırma. Karşı taraftan gelen top yere düşmeden yapılan aşırma vuruşu.
Foot fault : Ayak hatası. Ayak yanlışı. Başlama atışı yapan oyuncunun atış sırasında arka çizgiye basması ya da alanın içine girmesi. Oyunda hata (tenis).
Advantage to server : Atan ilerde. Sayılar berabere iken başlama atışı yapan oyuncunun ilk sayıyı kazanması durumu.
Ball boy : Top toplayıcı çocuk (tenis). Her başlama atışından önce alan içindeki topları toplayıp atışı yapacak oyuncuya veren kişi. Top toplayıcı (tenis). Malzemeci. Top toplayıcı. Top toplayıcı çocuk. Ball boy çocuk.
Singles : İki erkek ya da iki kadın oyuncu arasında yapılan karşılaşma. Tekler. Tenis, masa tenisi alanlarında kullanılır. Tekler karşılaşması. Tarafların karşılıklı birer erkek ya da kadın oyuncudan kurulması.
Center serviceline : Başlama orta çizgisi. Başlama alanını iki eşit parçaya bölen ve yan çizgilere koşut olarak çekilen çizgi.
Tennis synonyms : court game, professional tennis, royal tennis, footfault, service break, game, doubles, lawn tennis, advantage to receiver, volleying, ball, corridor, half volley, deuce, return, volleys, volleyed, advantage, court tennis, high volley, anticipate, real tennis, dropshot, drop volley.
Tennis ingilizce tanımı, definition of Tennis
Tennis kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A play in which a ball is driven to and fro, or kept in motion by striking it with a racket or with the open hand. To drive backward and forward, as a ball in playing tennis.

Bu kısımda Tennis kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Tennis ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Tennis anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Tennis ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.