Tenis nedir, Tenis ne demek

Tenis; bir spor terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Ağla ortasından ikiye bölünen bir alanda tek veya çift oyuncuların raketle karşılıklı vurdukları, çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları esasına dayanan oyun, alan topu

"Tenis" ile ilgili cümle

  • "Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Keten ya da kendirden seyrek dokunmuş çuval.

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: alantopu]

Tenis hakkında bilgiler

Tenis, raket ve topla iki kişi arasında ya da ikişer kişilik iki takım arasında oynanan olimpik bir spor. Oyuncular raketleri ile içi boş lastik bir topu ağ (net) üzerinden rakibinin sahasına (korta) atmaya çalışırlar. Kurallar dahilinde en çok puanı alan oyuncu kazanır.

Kökleri Ortaçağ Fransa'sında elle oynanan bir oyuna dayanan ancak bugünküne oldukça yakın şekilde 1800'lü yıllar İngiltere'sinde oynanmaya başlayan oyun, öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yayılmıştır. Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup, her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu bulunmaktadır.

Tenis dikdörtgen düz bir kortta genellikle beton (sert), kil (toprak), çim veya ahşap bir yüzeyde oynanır. Profesyonel teniste kortlar belirli ölçülere göre yapılmak zorundadır.

 

Tenis sözcüğünün kökeni Anglo-Fransızca tenetz (bekle ve yakala) sözcüğüne dayanır. Bu sözcük de aynı anlamdaki Eski Fransızca "tenez" sözcüğünden gelir. 14. yüzyılda Fransız şövalyelerin bir topa avuç içi ile vurmak suretiyle oynadığı ve "avuç içi oyunu" olarak bilinen bir oyunda oyuncular birbirlerine tenetz! diye bağırırlardı. Bu nedenle izleyiciler zamanla oyunu bu nida ile özdeşleştirdiler.

Tenis ile ilgili Cümleler

  • Tenis çalışmam var.
  • Tenis kortuna gidiyor musun?
  • Maria Sharapova, Williams kardeşlerin ardından, üçüncü en başarılı aktif kadın tenis oyuncusudur.
  • Zaman zaman tenis oynamaktan hala zevk alıyorum.
  • Sen hala tenis oynayabilir misin?
  • Tenis kulübü üyeleriyle bir parti yapalım.
  • Tenis benim en sevdiğim spordur.
  • Tenis, benim en sevdiğim spor, bana bir sürü arkadaş getirdi.
  • Ali yüzmeyi, tenis oynamaya tercih eder.
  • Tenis kortu yanında bir çeşme var.
  • Birkaç tenis topu aldım.
  • Ali buradaki herkesten daha iyi tenis oynayabilir.
  • Ben o tenis maçını kazanacağıma ikna oldum.
  • Tenis hakkında hiçbir şey bilmeyen insanlarla tenis izlemeyi sevmiyorum.

Tenis tanımı, anlamı:

Oyuncu : Herhangi bir oyunda oynayan kimse. Oyunu seven. Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris. Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse). Düzenci, hileci.

Raket : Masa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağla veya lastikle kaplanmış saplı araç, vuraç.

Topu : Hepsi.

Kural : Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke. Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam.

 

Oyun : Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Kumar.

Tenis kortu : Kort.

Tenis sahası : Kort.

Ayak tenisi : Tekler, çiftler ve üçlüler biçiminde kategorileri bulunan, file bölünmüş sahada, ayakla atılan servisle başlayan ve servisin karşılanması dışında topun yere değmeden ayakla vurularak karşı sahaya gönderilmesi esasına dayanan bir oyun türü, futbol tenisi.

Futbol tenisi : Ayak tenisi.

Masa tenisi : Kuralları tenisinkine benzeyen, masa üzerinde özel top ve raketlerle oynanan bir oyun, masa topu, pinpon.

Tenisçi : Tenis oynayan kimse.

Tenisçi dirseği : Bileğin zorlanarak dışa bükülmesiyle oluşan, dirseğin ağrılı yangısı.

Orta : Orantı. Ne büyük ne küçük, midi. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Yeniçeri Ocağında tabur. Ne uzun ne kısa, midi. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece.

Çift : Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Küçük maşa veya cımbız. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş.

Karşılık : Cevap, yanıt. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel.

Biçim : Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Tarz. Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil.

Kazanma : Kazanmak işi.

Esas : Bir iş veya sözde doğru biçim. Ana, temel olarak alınan, başlıca, asal, esasi. Bir şeyin özünü oluşturan ana öge, temel.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Tenis raketi organeli : İnsanlarda ve sığırlarda, epidermisin antijen sunan Langerhans hücrelerinde bulunan, tenis raketi görünümündeki hücresel yapı, Birbeck granülü.

Tenisçilik : Tenisçi olma durumu.

Diğer dillerde Tenis anlamı nedir?

İngilizce'de Tenis ne demek? : [tenis (m) ] n. tennis, type of ball game played with racquets

n. tennis, lawn tennis

n. tennis

Fransızca'da Tenis : tennis [le]

Almanca'da Tenis : n. Tennis

Rusça'da Tenis : n. теннис (M)