Volley türkçesi Volley nedir

  • Vole vurmak.
  • Yağdırmak.
  • Yağmur.
  • Topu, takım arkadaşına genellikle kafa vuruşu yapabilecek biçimde yüksekten aktarma.
  • Topa yere değmeden yapılan vuruş.
  • Top yere düşmeden yapılan vuruş.
  • Vole.
  • Yaylım ateşe tutmak.
  • Yaylım ateş.
  • Uçara vuruş.
  • Tenis, futbol alanlarında kullanılır.
  • Kriket vole.
  • Havada aktarma.
  • Topa yere değmeden vurma.
  • Atma.
  • Top havadayken yapılan vuruş.
  • Tenis.
  • Uçara.
  • Yağdırma.

Volley ile ilgili cümleler

English: Ali isn't on the volleyball team.
Turkish: Ali voleybol takımında değildir.

English: Ali might have liked to play volleyball with us.
Turkish: Ali bizimle voleybol oynamayı sevmiş olabilir.

English: Ali is a volleyball player.
Turkish: Ali bir voleybol oyuncusu.

English: Ali told me Mary wouldn't want to play volleyball with us.
Turkish: Ali bana Mary'nin bizimle voleybol oynamak istemediğini söyledi.

English: Ali and Mary are playing beach volleyball.
Turkish: Ali ve Mary plaj voleybolu oynuyorlar.

Volley ingilizcede ne demek, Volley nerede nasıl kullanılır?

Volley ball : Uçantop. Yerden yüksekliği 2.40 m. (kadınlar için 2.20) olan 1 m. eninde bir ağla ortasından ikiye bölünmüş alanda altı kişilik takımlar arasında belli kurallara göre oynanan ve karşılıklı olarak vurulan topun kendi alanlarında yere düşürülmeden havadan elle karşılanması ve karşı taraf alanına düşürülmesi ile sayı kazanma temeline dayanan top oyunu.

 

Volley bombing : Grup salvo bombardımanı. Bomba yağdırma.

Volley forth : Yağmuruna tutmak. Yağdırmak.

Volley out : Yağdırmak. Yağmuruna tutmak.

Beach volley : Plaj voleybolu.

Lob volley : Karşı taraftan gelen top yere düşmeden yapılan aşırma vuruşu. Uçara aşırma.

High volley : Tenis ve voleybolda smaç. Yüksek uçara. Top ağın üst sınırından yüksekte iken yapılan uçara vuruşu.

Fire a volley : Yaylım ateşi açmak.

Volleyball game : Voleybol oyunu. Topun gerilmiş bir ağın üzerinden ellerin kullanılarak atıldığı oyun. Voleybol maçı.

Volleyball player : Voleybolcu. Voleybol oyuncusu.

İngilizce Volley Türkçe anlamı, Volley eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Volley ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deluge : Su baskını. Sel basmak. Su basmak. Suya boğmak. Yağmuruna tutmak. Şiddetli yağmur. Akın. Sel. Büyük sel. ...yağmuruna tutmak.

Pelting : Fırlatmak. Taşlamak. Aralıksız vurmak. Taşa tutmak. Dayak atmak. Atmak. Bardaktan boşanırcasına yağmak. Şakır şakır. Dövmek.

Barrage : Set. Nehir barajı. Engelleme ateşi. Yaylım ateşi. Engel. Yoğun yaylım ateşi. Bent. Baraj. Soru yağmuruna tutmak.

Tennis : Yerden yüksekliği 0,91 m. olan ağla ortasından ikiye bölünen bir alanda tek ya da çift oyuncuların tokaçla karşılıklı vurdukları ya da çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları temeline dayanan oyun. Alantopu.

Volleyed : Topa yere değmeden vurmak.

 

Fire : Soruvermek. Ateş almak. Ateşlemek. Alev almak. Çalışmak (motor vb.). İşten çıkarmak. Dağlamak. İşten kovmak. Tezkeresini eline vermek. Yanmak.

Hailed : Yağmak. Limanından gelmek. Dolu yağmak. Yerlisi olmak. Topa tutmak. Çağırmak. Selamlamak. Taksi çağırmak.

Dropping : Birikinti. Gübre. Sarkma cam biçimlendirme. Damlama. Düşme. Sızıntı. Damlayan. Düşürme. Damlatma.

Ejecting : Çıkartma. Fışkırtma. Kovma. Defetme. Püskürtme. Atmak. Çıkarmak. Fırlatmak. Uçaktan atlamak.

Chucks : Torna bağlama aynası. Sevimli şey. Atış. Çenesini okşama. Gurklama. Gıdaklama. Fırlatma. Kavrama.

Volley synonyms : hailing, discarding, barraged, casts, eliminating, hail down, hurls, deluged, rainfalls, chuck, barraging, elimination, pelts, banishments, volleying, pour out, volleys, salvo, pluvious, hurled, pluvial, hails, ombro, bragging, hailstorm, pour, hailstorms, heap up, ejections, court tennis, rainfall, downthrow, fusillade.

Volley zıt anlamlı kelimeler, Volley kelime anlamı

Volley antonyms : ground stroke.

Volley ingilizce tanımı, definition of Volley

Volley kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be thrown out, or discharged, at once. To make a volley or volleys. To be discharged in a volley, or as if in a volley. A flight of missiles, as arrows, bullets, or the like. To discharge with, or as with, a volley. The simultaneous discharge of a number of small arms.