Volley ball türkçesi Volley ball nedir

  • Yerden yüksekliği 2.40 m. (kadınlar için 2.20) olan 1 m. eninde bir ağla ortasından ikiye bölünmüş alanda altı kişilik takımlar arasında belli kurallara göre oynanan ve karşılıklı olarak vurulan topun kendi alanlarında yere düşürülmeden havadan elle karşılanması ve karşı taraf alanına düşürülmesi ile sayı kazanma temeline dayanan top oyunu.
  • Uçantop.
  • Voleybol alanında kullanılır.

Volley ball ingilizcede ne demek, Volley ball nerede nasıl kullanılır?

Volley : Top yere düşmeden yapılan vuruş. Topa yere değmeden yapılan vuruş. Yağdırmak. Yağdırma. Kriket vole. Uçara. Havada aktarma. Top havadayken yapılan vuruş. Tenis. Yaylım ateşe tutmak.

Ball : Top mermisi. Sepettopu oyununda, oyuncuların sayı yapmak için kullandıkları küre biçimindeki oyun aracı. deri, sentetik bir nesne ya da lastik bir kılıf ile kaplı ve içi hava dolu bir lastik balon olup, çevresi en az 75 santim, ağırlığı ise en az 600, en çok 650 gramdır. 1.80 metre yükseklikten tahta bir alana bırakıldığı zaman en az 1.20, en çok 1.40 metre yüksekliğe zıplayacak biçimde basınçlı hava ile şişirilmiştir. Yuvar. Alantopu. Top yapmak. Küre. Masatopuna özgü, sellüloitten yapılmış, donuk ak renkte, çevresi 11,43 -12,06 cm. arasında, ağırlığı 2,40-2,53 gr. arasında olan yuvarlak. Devinimli iki yüzey arasındaki sürtünmeyi azaltmak için kullanılan küçük top. İlaç (at). Top oyunu.

 

Volley bombing : Bomba yağdırma. Grup salvo bombardımanı.

Volley forth : Yağdırmak. Yağmuruna tutmak.

Volley out : Yağmuruna tutmak. Yağdırmak.

Volleyball : Voleybol. Voleybol topu.

İngilizce Volley ball Türkçe anlamı, Volley ball eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Volley ball ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hitting the ball : Kurallara aykırı düşmeden topa değme. Vuruş.

Push : Zorlamak. Reklamla satmak. Uyuşturucu satmak. İtmek. Sıkıştırmak. Yardım. Atılma. Basmak. Bastırmak. Yürütmek.

Play maker : Aktarıcı. Öbür oyuncuların vurması için topu ağın üzerine yükselten oyuncu.

Smasher : Smaççı. Darbe. Çarpan. Kırıcı eleştiri. Parçalayıcı. Çivici. Müthiş şey. Topu sert olarak karşı alana indiren oyuncu. Güzel kız.

Jersey : Oyuncuların karşılaşma sırasında giydikleri giysi; bağlı oldukları birliğin renklerini taşır. Jarse. Yün kazak. Pulover. Örme kumaş. (yün) kazak. Tişört. Süveter. Kazak.

Placing : Dökme. Tahsisli satış. Uçantop oyununda top kendinde olan tarafın, karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı alması. Oturtmak. Yerini belirlemek. Yatırım yapmak. Yerine koyma. Görevlendirmek. Ismarlamak. Yerleştirme.

Change of position : Oyun sırasında başlama atışı kazanan taraf oyuncularının saat yönünde yer değiştirmeleri. Dönme. Pozisyonu değiştirme. Görev değişikliği.