The devil türkçesi The devil nedir

The devil ile ilgili cümleler

English: I think the devil doesn't exist, but man has created him, he has created him in his own image and likeness.
Turkish: Şeytanın var olmadığını düşünüyorum, bence insanlık onu yarattı,kendi hayalinde ve tasvirinde

English: Give the devil his due.
Turkish: Sezarın hakkını Sezara verin.

English: A person will have the face of an angel when borrowing something, but the face of the devil when returning it.
Turkish: Bir kişi bir şeyi ödünç alırken bir melek yüzüne sahip olur fakat onu geri getirirken şeytan yüzüne sahip olur.

English: Angels have two wings, the Devil has a tail.
Turkish: Meleklerin iki kanadı, Şeytan'ın bir kuyruğu vardır.

English: In former days, men sold themselves to the Devil to acquire magical powers. Nowadays they acquire those powers from science, and find themselves compelled to become devils.
Turkish: Geçmişte insanlar sihirli güçler kazanmak için kendilerini şeytana satarlardı. Şimdilerde bu güçleri bilimden kazanıyorlar ve kendilerini şeytanlaşmak zorunda buluyorlar.

The devil ingilizcede ne demek, The devil nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

 

Devil : Şeytan gibi tip. Halk efsanelerinde ve goethe'nin "faust" adlı yapıtında "meplins topheles". orta çağ oyunlarında kötülüğün simgesi. bu rolü oynayanlar, her yanında çirkin yüzler bulunan deriden giysiler giyerlerdi. Rahatsız etmek. Şeytan. Yazar çırağı olarak çalışmak. Makinede parçalamak (kağıt vb). Baharatlı ve acılı pişirmek. Stajyer avukat. Canlı ve dinamik kimse.

The devil take the hindmost : Altta kalanın canı çıksın.

Give the devil his due : Kötü de olsa hakettiğini vermek. Hakça muamele etmek. Sezar'ın hakkı sezar'a. Sezar'ın hakkını sezar'a vermek. Kötü adamın bile hakkını vermek. Sezarın hakkı sezara. İyi davranmak. Yiğidi öldür hakkını yeme.

Have the devil to pay : Kıyamet kopmak.

Needs must when the devil drives : Aç elini kora sokar. Çaresizlik insana neler yaptırmaz. Çaresizlik insana herşeyi yaptırır.

Play the devil with : Darmadağın etmek. Kasıp kavurmak.

İngilizce The devil Türkçe anlamı, The devil eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The devil ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bogle : Tanımlanamayan hava aracı (askeri argo). Cin. Hayalet.

Christ no : Olmaz. Yapma be. Yok ya.

Bad luck : Kötü şans. Aksilik. Uğursuzluk. Kör talih. Kör şans. Şeamet. Talihsizlik. Karayazı. Şanssızlık.

Archenemy : Çizgi roman dünyasında en güçlü kötüleri temsil eden grup. Baş düşman.

Adversaries : Düşmanlar. Muhalif. Karşı kimse. Düşman. Hasım. Rakip.

 

Cacodemon : Şeytani ruh. Uğursuz.

Devils : Şeytan gibi tip. Acı ve baharatlı yemek. Canlı ve dinamik kimse. Stajyer avukat.

Old scratch : İliş.

What the dickens : Kahrolası. Kahretsin. Ne var allah aşkına.

The devil synonyms : arch fiend, evil destiny, damn him, cacodemoncacodaemon, arch enemy, son of a gun, blackhearted, dash it all, curse him, dash it, adversary, diablo, archenemies, belial, beelzebub, daemons, a plague on him, devil, archfiends, artful, archfiend, bogie, bogeying, demons, evil person, bogles, bogey, demon, daemon, damn it.