Devils türkçesi Devils nedir
Devils ile ilgili cümleler
English: In former days, men sold themselves to the Devil to acquire magical powers. Nowadays they acquire those powers from science, and find themselves compelled to become devils.
Turkish: Geçmişte insanlar sihirli güçler kazanmak için kendilerini şeytana satarlardı. Şimdilerde bu güçleri bilimden kazanıyorlar ve kendilerini şeytanlaşmak zorunda buluyorlar.
English: Angels have harps, devils have bodhráns.
Turkish: Meleklerin arpları, şeytanların bodhránları vardır.
Devils ingilizcede ne demek, Devils nerede nasıl kullanılır?
Devils advocate : Aziz adayı aleyhinde tartışan savcı (katolik). Tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse.
Devils darning needle : İri kanatlı at sineği.
Devils food cake : Çikolatalı pasta.
Blue devils : Mavi şeytanlar. İç sıkıntısı. Duke üniversitesi'nin (abd) spor takımlarının adı.
The blue devils : İç sıkıntısı.
Devil take the hindmost : Altta kalanın canı çıksın. Her koyun kendi bacağından asılır.
Devil for somebody : Yardımcısı olarak en sıkıntılı işleri yapmak.
Devil food cake : Çikolatalı pasta.
Devil fish : Manta. Şeytan balığı. Ahtapot.
Devil among the tailors : Dalaşma. Kavga. Takışma. Münakaşa.
İngilizce Devils Türkçe anlamı, Devils eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Devils ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bait : Kandırmak. Yapısında organik ve inorganik besin maddelerini bulunduran, belli oranlarda verildiğinde yetiştirciliği yapılan canlının sağlık, gelişme, üreme, verim gibi özellikleri üzerinde olumlu etki yapan maddeler. balıkları cezbetmek için olta iğnesine takılan veya tuzak ağlar içine konulan, sinek, canlı yem, yem solucanı gibi gerçek veya yapay balık yemleri. Yem. Fabrikasyon, rafinerasyon gibi yöntemlerle işlenip balık avı için kullanıma hazır halde sunulan cansız organik yemler. Kasten kızdırmak. Tuzak. Eziyet etmek. Oltaya ya da tuzağa yem koymak. Cezbetmek. Kandırma.
Teaser : Kızdıran kimse. Can sıkıcı. Alaycı. Muzip kimse. Zor soru. Bulmaca. Zor sorun. Takılan kimse. Östrüste olan dişi hayvanı belirlemek için kullanılan erkek hayvan.
Catapult : Mancınıkla atmak. Katapült uçak. Fırlatmak. Atmak. Topun bulunmasından önce, kaleleri dövmek için taş gülle fırlatmakta kullanılan bir tür büyük sapan. Vurmak. Fırlatma düzeneği ile ilgili. Mancınık. Sapan.
Reinforcement : Destek. Teşvik. Berkitme. Takviye. Ç. Güçlendirme. Toplum yaşamının bir gereği olarak bireylerden belli durumlarda beklenen tepkileri elde etmek üzere, öğrenilmiş bir davranışı ya da tepkiyi olumlu, olumsuz türlü yaptırımlarla güçlendirerek ilgili uyaranlar karşısında yinelenmesini sağlama. Kuvvetlendirme. Takviye etmek. Eğitim, madencilik, sosyoloji alanlarında kullanılır.
Interrupter : Anahtar. Tapa. Bir devreyi açıp kapamak için kullanılan mekanizma. Karışan kimse. Enterüptör. Akım kesici. Kesen şey. Kesici. Şalter. Kesme mekanizması.
Filter : Ancak belli dalgaboyu aralığındaki ışığı geçiren, renkli cam özelliğindeki saydam levha; renk süzgeci. Renkli camdan ya da arasına jelatin konularak yapıştırılmış iki camdan oluşan, izgedeki bazı ışıkları soğurup bazılarını bırakan, alıcının merceği önüne takılarak görüntünün renk tonlarını değiştirmeye yarayan araç. seslendirmede, okumada, yayında bazı yinelenim kuşaklarını zayıflatan, istenilen yinelenimler ile istenmeyenleri birbirinden ayıran devre. Ayırıp kenara koymak. Süzgeç. Süzerek ayırmak. Gözenek ya da delikçiklerinden sıvıları geçirip katıları geçirmeyen, katı ve sıvı ayrımı yapmakta kullanılan gereç ya da aygıt. Filtre etmek. Süzülmek. Girdi olarak verilen gereç, veri ya da imleri, belirtilmiş ölçütlere göre ayıran herhangi bir aygıt ya da dizge. bk. örtü. Sinyal gücünü belli bir frekans aralığında kuvvetlendiren veya kırpan cihaz.
Daemons : Zalim. İşletim sisteminde geri planda çalışan programlar.
Runner : Ray. Simsar. Kaçakçı. Dağıtıcı. Koşucu. Yol halısı. Ayak işlerini yapan kimse. Atletizm, madencilik alanlarında kullanılır. Kızak ayağı. Koşu dalındaki yarışlara katılan atlet.
Fumigator : İçinde bitkilerin dumanla dezenfekte edildikleri yapı (böcekleri yok etmek için). Tütsüleyen kimse veya şey. Dezenfekte aleti. Fümigatör. Bitkilerin üzerinde yaşayan zararlıları öldüren cihaz. Böcek öldürücü yapı.
Applicator : Aplikatör. Uygulayıcı. Takmaya yarayan alet. Takma cihazı. Sürmeye yarayan alet.
Devils synonyms : robot pilot, plectron, shooting stick, pto, agglomerator, contraceptive device, elastic device, billiard marker, lifting device, ignition interlock, birdfeeder, dart thrower, exercise device, bird feeder, dental appliance, prophylactic device, birth control device, drop press, breathing machine, signaling device, baby's dummy, drop forge, spear thrower, control surface, throwing stick, musical instrument, gas fixture, gizmo, throwing board, suction cup, power takeoff, source of illumination, holding device.
Devils zıt anlamlı kelimeler, Devils kelime anlamı
Virtuous : İffetli. Namuslu. Dürüst. Afif. Temiz. Faziletli. Ustalık gerektiren. Erdemli. Hünerli.
Good : Hayır. Sağlığa yararlı. Yararlı. Sağlamlaştırmak. İyilik. Menfaat. Çok. Çıkar. Doğruluk. Yarar.
Right : Düzelmek. Haklı. Sağ. Sağa. Sağda. Haklı çıkarmak. Hak. Doğrulmak. Cidden. Doğrudan doğruya.
Devils antonyms : moral, goodness, righteous, inoffensive, benignity, beneficence, benignancy, morality.

Bu kısımda Devils kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Devils ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Devils anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Devils ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.