The exile türkçesi The exile nedir

  • Diaspora.
  • Sürmek.
  • Sürgüne yollamak.
  • Kovmak.
  • Sürgüne göndermek.
  • İsrail halkının israil topraklarından sürülmesi.
  • Sürgündekiler.
  • Sürgün etmek.
  • Sürgün edilen kimse.
  • Sürmek (yurt dışı vb).
  • Sürgün.

The exile ile ilgili cümleler

English: Most of the exiles were killed or captured.
Turkish: Sürgünlerin çoğu öldürüldü veya esir alındı ​​.

The exile ingilizcede ne demek, The exile nerede nasıl kullanılır?

The : Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Exile : Kovmak. Sürgün edilen kimse. Sürgün. Sürmek (yurt dışı vb). Sürgün etmek. Sürmek. Sürülen kişi. Sürgüne göndermek. Yurdundan sürülme. Sürgüne yollamak.

The 1967 borders : 1967 sınırları. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). Yeşil hat.

The 2004 tsunami : 2004 tsumanisi. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami.

 

The a team : Televizyonda macera dizisi ismi. A takımı.

The ablative : İsmin -den hali. Çıkma durumu. Ablatif.

The above : Yukarıda anılan. Yukarıdaki. Yukarıki. Yukarıda yazılanlar (bir sayfada).

İngilizce The exile Türkçe anlamı, The exile eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The exile ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Relegate : Küme düşürmek. Aşağı bir duruma veya mevkiye indirmek. Aşağı bir durum ya da mevkiye indirmek. Havale etmek. İndirmek. Küme düşmek. Yerinden etmek. Göndermek.

Deport : Sınır dışı etmek. Borsa oyuncusunun elinde bulunmayan, ileride fiyatının düşeceğini beklediği ve vade sonunda teslim etmek üzere yüksek fiyattan sattığı taşınır değeri, vade tarihinde yeteri kadar bulamaması durumunda, üçüncü kişilerden belli bir primle geri ödemek üzere satın alması. Dışlamak. Borsada deport. Sınırdışı etmek. Tehcir etmek. Yurtdışına sürmek.

Bedaubing : Bulamak. Bulaştırmak. Sıvamak. Karalamak. Kirletmek. Lekelemek.

Axe : Baltayla budamak. İptal etmek. Enstrüman. Balta. Çalgı. Kısma. Azaltmak. Kısmak. Kovma. Baltalamak.

Diarrhoea : Diyare. İshal. Amel.

Ostracize : Toplum dışı bırakmak. Dışlamak. Toplum dışına itmek. İlişiğini kesmek. Soyutlamak. İlişkiyi kesmek. Aforoz etmek.

Expatriation : Vatandaşlığı kaybettirme. Iskat. Yabancı ülkeye yerleşme. Vatandaşlıktan çıkarma. Vatandaşlıktan çıkarılma. Göç.

Ostracise : Toplum dışına itmek. Dışlamak. Çıkarmak. Aforoz etmek. İlgilenmekten kaçınmak. Uzaklaştırmak.

Expel : Çıkarmak. Okuldan atmak. Dışarı atmak. Atmak. Defetmek. Attırmak. Uzaklaştırmak.

 

Burgeon : Filizlenmek. Gelişmeye başlamak. Tomurcuklanmak. Tomruk. Filiz vermek. Filiz. Tomurcuk.

The exile synonyms : bedaub, budded, exile, cashier, bedaubs, exiled, axed, relegating, deportee, deports, banished, ostracizes, axing, bounce, bedaubed, banishing, bud, banish, the dispersion, cashiered, can, burgeoned, banishes, expatriate, abrupt, applies, banishments, deportations, boot, apply, be in progress, deported, banishment.