The finest türkçesi The finest nedir

The finest ile ilgili cümleler

English: He became the finest actor on the American stage.
Turkish: O, Amerikan sahnesinde en iyi aktör oldu.

English: This is the finest picture I have ever seen.
Turkish: Bu şimdiye kadar gördüğüm en güzel resim.

English: Guinness is the finest of beers.
Turkish: Guinness biraların en iyisidir.

English: Great care has been taken to use only the finest ingredients.
Turkish: Sadece en iyi malzemeleri kullanmak için büyük özen gösterilmiştir.

English: This is the finest view I have ever seen.
Turkish: Bu şimdiye kadar gördüğüm en iyi manzara.

The finest ingilizcede ne demek, The finest nerede nasıl kullanılır?

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Finest : Mükemmel. Narin. Hoş. Saf. Güzel. Hassas. Uygun. İyi. Nefis. İnce.

The 1967 borders : Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). 1967 sınırları. Yeşil hat.

The 2004 tsunami : 26 aralık 2004'teki büyük tsunami. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. 2004 tsumanisi.

 

The a team : Televizyonda macera dizisi ismi. A takımı.

The above : Yukarıda yazılanlar (bir sayfada). Yukarıda anılan. Yukarıki. Yukarıdaki.

The ablative : Çıkma durumu. Ablatif. İsmin -den hali.

İngilizce The finest Türkçe anlamı, The finest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The finest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Thoroughgoing : Esaslı. Tam. Yürümeye alışık. Kusursuz. Eksiksiz. Mükemmel.

Honeying : Tatlı şey. Bal. Klas. Balla tatlandırmak. Canım. Sevgili. Tatlılık. Bitki özü.

Best : En iyi. Birinci sınıf. En iyi şekilde. Baskın çıkmak. Hakkından gelmek. En. Yenmek. En çok. Geçmek.

Best of the bunch : Bütün grubun en iyisi. Kaymak tabaka. En tepedeki kaymak. Kaymağın kaymağı.

At the best : En iyi durum. En iyimser olasılıkla. En iyi ihtimalle.

The best : En yerinde.

Honey : Şekerim. Klas. Tatlı şey. Sevgili. Tatlılık. Bal. Sevgilim. Bitki özü. Balla tatlandırmak.

Bests : En iyi. Geçmek. Baskın çıkmak. En iyi şekilde. En. Yenmek. Birinci sınıf. Hakkından gelmek. Alt etmek.

Better yet : Daha da iyisi.

First rate : Üstün kaliteli. Birinci kalite. Birinci sınıf.

The finest synonyms : besting, best of all, unmitigated, cream of the crop, at best, archest, engrained, honeys, flagships, flagship.