The theory of big push türkçesi The theory of big push nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Gelişmekte olan ülkelerde piyasa çapının küçüklüğünden dolayı istem yetersizliğinden kaynaklanan kısıtları aşabilmek için bir dizi fabrikanın aynı anda kurulmasını öneren ve rosenstein-rodan tarafından geliştirilen dengeli büyüme yanlısı bir kalkınma kuramı. krş. dengeli kalkınma, dengeli büyüme.
  • Büyük itiş kuramı.

The theory of big push ingilizcede ne demek, The theory of big push nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Theory : Bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemle saptanmış bir genel bilgi ve açıklama düzeni. Düşünce alanında kalan bilgi ve bu nitelikteki bilginin bilimsel temel ve kuralları. gözlem konusu olan bir sınıf olay ve ilişki üzerinde yapılan deneyler sonucu doğruluğu hemen hemen kesinleşen yöntemli açıklama. Bilgisayar, eğitim, kimya, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir sonucu ilgilendiren düşüncelerin tümü, düşünce alanında kalan bilgi ve bu bilginin temel ve kuralları. Bilimsel bilgilerden türetilen ve gerçeklenmeye açık olmakla birlikte henüz gerçeklenmemiş olan bilgiler dizgesi, bk. kurmaca. Nazariye. Teori. Kuram. Özdeğin , araştırma sınırları içindeki tüm nitel ve nicel ilişki, durum ve devinimlerinin, gözlem, varsayım, deney ve yasalarla belirlenen bilgileri üzerine düşünsel olarak kurulan genel düzenleme.

 

Of : Den. -dan. -den. -nın. In. -in. İle ilgili. Yüzünden. Karşı. -li.

Big : Kocaman. Ünlü. Büyük. Popüler. Önemli. İri.

Push : Yürütmek. Dürtme. Girişkenlik. Güç. İtme. Uğraşmak. Enerji. Devam etmek. Ikınmak. Reklamını yapmak.

The theory of gravitation : Çekim alanı kuramı. Tümevarım yöntemini kullanarak, alana ilişkin görgül bulgu ve anketleri genel formüllere dönüştürerek, işletme ve yerleşim merkezlerinin çekicilik derecelerini saptamaya çalışan ve başta william j. reilly olmak üzere birçok iktisatçının katkısıyla biçimlenen kuram. Yer çekimi teorisi.

The theory of gravity : Yer çekimi teorisi. Tümevarım yöntemini kullanarak, alana ilişkin görgül bulgu ve anketleri genel formüllere dönüştürerek, işletme ve yerleşim merkezlerinin çekicilik derecelerini saptamaya çalışan ve başta william j. reilly olmak üzere birçok iktisatçının katkısıyla biçimlenen kuram. Çekim alanı kuramı.

By the theory of relativity : İzafiyet kuramıyla.

The theory of relativity : İzafiyet teorisi. Görelilik kuramı.

The theory of kinked demand curve : Dirsekli istem eğrisi kuramı. Çiftel piyasasında firmalardan birinin fiyatı düşürdüğünde rakibinin kendisini izleyeceği, yükselttiğinde ise izlemeyeceği varsayımıyla; piyasada oluşmuş bir fiyatın neden değişmeyeceğini çözümleyen ve paul sweezy tarafından geliştirilen kuram.

 

İngilizce The theory of big push Türkçe anlamı, The theory of big push eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The theory of big push ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

The theory of big push synonyms : a change in individual demand, abolition of forced labour convention, a shift in individual demand, a type mutual funds, ability to pay approach, a pass through certificate.