This and that türkçesi This and that nedir

This and that ile ilgili cümleler

English: They are talking about this and that.
Turkish: Şundan bundan konuşuyorlar.

English: Choose between this and that.
Turkish: Bununla şunun arasında seçim yap.

English: This and that are two different stories.
Turkish: Bu ve şu iki farklı hikayedir.

English: What is the difference between this and that?
Turkish: Bunun ve şunun arasındaki fark nedir?

This and that ingilizcede ne demek, This and that nerede nasıl kullanılır?

This : Bunu. Şu. Buna. Bu kadar. İşbu. Böylesine. Bunun. Böyle. Bu.

And : Üstelik. Ve bu yüzden. İle. De. Da. -bundan dolayı. Ve. Ma. Sonra. Ayrıca.

That : -diği. İçin. -an. O kadar. -en. Ki. Şu. Bu kadar. -dığı. Diye.

About this and that : Özel bir konu hakkında değil. Şundan bundan.

İngilizce This and that Türkçe anlamı, This and that eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak This and that ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bunked : Kaçma. Yatakta yatmak. Tüymek. Kaçmak. Ranzada yatmak. Kuşet. Sıvışmak. Asmak (dersleri). Tabanları yağlamak.

Dreck : Kir. Kalitesiz. Beş para etmez. Pislik (yiddiş). Ucuz. Hayvan tersi. Değeri olmayan şey. Çamur. Çöp. Pislik.

 

De minimis : Of minimum importance (küçük önemde). Önemsiz şeyler. Kanun ufak tefek şeylerle ilgilenmez. Çok küçük olduğu için yasanın göz önünde bulundurmayacağı bir şey veya farklılık. Önemsiz. Değersiz. (latince) of minimal things (küçük şeyler).

Of every sort : Her çeşitten. Var olan her şeyden. Her yerden. Her türden.

Dead wood : Faydasız kimse. Kuru dallar. Bir grubun işe yaramaz üyesi. Sürümü az mal. Eski püskü şeyler. Bir şirketin üyesi olup şirketin üretimine uzunca bir süredir katkıda bulunmayan kişi. Çürük elma. Kurumuş ağaçlar. İkili komedi oyununda ciddi karakteri oynayan oyuncu.

Bunk : Kaçma. Tabanları yağlamak. Palavra. Sıvışma. Kaçmak. Kuşet. Ranzada yatmak. Yatak (gemi.). Sıvışmak.

Bric a brac : Ufak süs eşyaları. Ufak süslemeler. Antikalar. Biblolar.

Drecks : Kalitesiz. Pislik. Değersiz. Çamur. Hayvan tersi. Beş para etmez. Pislik (yiddiş). Değeri olmayan şey. (argo) değersiz şey.

Crap : Boktan laf. Değersiz eşya. Saçmalık. Zırva. Çerçöp. Pislik. Süprüntü. Çöp. Sıçmak.

This and that synonyms : various things, paraphernalia, bunks, farrago, bits and pieces, balderdash, bunking, kickshaw, doodad, chattel, kickshaws, odds and ends, doohickey, doodads, here and there, junk food, sundries, at random.