Throw together türkçesi Throw together nedir

  • Yapıvermek.
  • Bir araya getirmek.
  • Uyduruvermek.
  • Acele yapıvermek.
  • Bir araya getirmek (birilerini).
  • Biraraya getirmek.
  • Gelişigüzel yapmak.
  • Aceleyle yapmak.

Throw together ingilizcede ne demek, Throw together nerede nasıl kullanılır?

Throw : Atma. Yer tabakasındaki çatlak. Madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Atmak. Fırlatma. İçinde yapmak (baraj vb nehrin). Alıcının merceği ile konu arasındaki uzaklık. göstericinin merceği ile görüntülük arasındaki uzaklık. Dikey atım. Kaçırmak. Çömlekçi çarkında çamura şekil verip bir eşya yapmak.

Together : Toplu. Aralıksız. Beraber. Düzenli. Kesintisiz. Birarada. Aynı anda. Durmadan. Ortaklaşa. Kendine hakim veya aklı başında.

Throw a banquet : Ziyafet vermek.

Throw a fight : Maçı bilerek kaybetmek. Maçı satmak.

Throw a firebomb : Bir patlayıcı madde fırlatmak. Molotof kokteyli fırlatmak. Yangın bombası fırlatmak.

Throw a fit : Aşırı sinirlenmek. Çok öfkelenmek. Canı sıkılmak. Kriz geçirmek. Tepesi atmak. Öfkelenmek. Nöbeti tutmak. Çileden çıkmak. Sinirlenmek. Çılgına dönmek.

İngilizce Throw together Türkçe anlamı, Throw together eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Throw together ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Extemporized : Hazırlıksız yapmak. Hazırlıksız söylenmiş. İrticalen söylenmiş. Doğaçlama yapılmış. Doğaçtan söylemek.

Toss off : Bir çırpıda yapmak. Otuzbir çekmek. Yuvarlamak. Devirmek. Kolayca yapıvermek. Kadeh yuvarlamak. Asılmak. Yaratıvermek (sanki işten bile değilmiş gibi bir şeyi). Mastürbasyon yapmak. Bir dikişte içmek.

Whip up : Tahrik etmek. Çırpmak. Kamçılamak. Uyandırmak. Çalkalamak. Artırmak. Yaratıvermek. Çabucak hazırlamak. Teşvik etmek.

Conflating : Bir noktada bağlamak. Birleşik (iki yazı vb). Birleşmiş. Birleşik.

Rattle through : Bitirivermek.

Concocting : Uydurmak. Hazırlamak. Karıştırmak.

Gave : Düzenlemek. Vermek. Ödemek. Uçlanmak. Hediye etmek. Gitmek. Esnemek.

Slap together : Yalapşap yapmak. Çabucak yapıp bitirmek.

Extemporize : Hazırlıksız söz söylemek. İrticalen söylemek. Doğaçlama konuşmak. Doğaçtan söylemek. Doğaçlama çalmak. Hazırlıksız yapmak.

Throw together synonyms : brought close together, give, cobbling, band together, aggregate, rig up, hustle up, collects, extemporizes, conflate, amassing, congregate, make random, concocts, improvise, rig, conjure up, amasses, amass, whipped up, agglomerating, bring close together, bunch together, bind, couple together, extemporizing, piece together, concoct, agglomerate, agglomerated, rigged, cluster, extemporise.