Throwing the hammer türkçesi Throwing the hammer nedir

  • Mümkün olan en uzağa çekicin fırlatıldığı atletizm müsabakası (spor).
  • Çekiç atma.
  • Atma aracını çevirerek, vücudu kendi ekseni çevresinde döndürerek ya da her ikisini kullanarak elde edilen hızla çekici atma döngüsü üstünden ileriye doğru fırlatma. çekici, bu yolla en uzağa atmak için yarışılan atletizm dalı.
  • Atletizm alanında kullanılır.

Throwing the hammer ingilizcede ne demek, Throwing the hammer nerede nasıl kullanılır?

Throwing : Atma. Fırlatma. Atış.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Hammer : Bir sap ve ucuna takılmış metal bir ağırlıkla yapılmış, güçlü vuruş sağlayan aygıt. Çekiçle vurmak. Çekiç kemiği. Hızlı atmak. Çakmak. Tokmak. Saldırmak. Orta kulağın üç küçük kemiğinden çekiç biçimindeki ilk kemik. malleus. Çekiç. (fiyat) indirmek.

Throwing the discus : Gerilerden gelerek, istenildiğinde gövde ekseni üzerinde dönerek hız kazandıktan sonra, atma döngüsü içinde ilerleyip avuçta taşınan diski ileriye doğru savurma. diski, bu yolla en uzağa atmak ereğiyle yarışılan atletizm dalı. Disk atma. Düz metal disk fırlatma (sporda - atletizm müsabakaları olaylarından biri).

 

Throwing the javelin : Hız kazanmak için gerilip koştuktan sonra, elde taşınan ciriti omuz ya da taşıyan kol üstünden ileriye doğru fırlatma. ciriti, bu yolla en uzağa atmak için yarışılan atletizm dalı. Mızrağı veya ciriti fırlatan. Cirit atma. Cirit atan. Mızrak atan.

Come under the hammer : Müzayede ile satılmak. Müzayedeye çıkarılmak. Açık artırma ile satılmak. Açık artırmada satılmak. Açık artırmaya çıkarılmak.

Send to the hammer : Çekice göndermek. Açık artırmada satmak.

İngilizce Throwing the hammer Türkçe anlamı, Throwing the hammer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Throwing the hammer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Athlete : Sporcu. Atletizmi uğraş edinip dallarındaki yarışlara katılan sporcu. Atlet. Atlet (sporcu).

Hammer throwing : Esnek bir kola sabitlenmiş metal topun uzağa atıldığı atletizm müsabakası.

Cage : Çekiç atma ile disk atmada, yarışçıları, görevlileri, izleyenleri korumak için, atma döngülerinin çevresine ağzı atış yönüne doğru c harfi biçiminde yerleştirilen ağlı kafes. [#kafes Kafese koymak]. Koruma kafesi. Düşerge. Kafes. Kamp.

Athletic : Atletizmle ilgili. Atletik. Atletizmli ilgili. Spora özgü. Atletik yapıya sahip olan. Sporcu. Atletizmle, atletle ilgili; atlete yaraşır. Spor. Atletlerle ilgili.

Arce of circle : Başlangıç kirişi. Cirit gelişme alanının yan çizgilerini atış yönünde sınırlayarak kesen kiriş.

Caution : Yürüyüş yarışlarında, yerle aralıksız dokunma kuralından uzaklaşan yürüyüşçüye, yargıcının bir kez olmak üzere ak bayrak kaldırarak yaptığı uyarı. Temkin. İhtar etmek. Uyarmak. Sakınma. İhtar. İhtiyat. Olası sakınca ya da kaçınılar karşısında önlem alma yeteneği. Dikkatini çekmek.

 

Advancing foot : İlerideki ayak. Yürüyüş yarışında, ilerde bulunanın yere değmesinden sonra kalkan ayak.

Chief timekeeper : Süre yargıcılarının görevlerinden, saptanan derecelerin yazılıp yayımından sorumlu yargıcı. Süre yönetmeni.

Approach : Benzemek. Görüşmek. Yaklaşım sergilemek. Temasta bulunmak. Varmak. Ele almak. Yaklaşım. Koyulmak. Atma ya da atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla, yarışçının gelişme alanında hız kazanmak için yaptığı koşu.

Throwing the hammer synonyms : hammer throw, chief course judge, combined competitions, angle of flight, bar clearence, athletics, break the record, chief result recorder, baton.