Transient türkçesi Transient nedir

  • Kısa süreli.
  • Kısa bir süre kalan.
  • Süreksiz.
  • Kısa süreli konuk.
  • Çabuk gelip geçen kimse.
  • Fani.
  • Geçici.
  • Çabuk geçen.
  • Geçerken uğrayan.
  • Kısa bir süre kalan kimse.
  • Ölümlü.
  • Gelip geçici.

Transient ile ilgili cümleler

English: The life of a person is a transient thing.
Turkish: Bir kişinin hayatı geçici bir şeydir.

Transient ingilizcede ne demek, Transient nerede nasıl kullanılır?

Transient area : Gelip geçici program alanı. Geçiş bölgesi. Geçici program alanı.

Transient current : Bir gerilim atımı ile oluşan anlık akım. Geçici akım.

Transient error : Geçici hata.

Transient factors : Geçici etkenler. Bir ölçme sürecinde, durumdan duruma ve kişiden kişiye değişen ve ölçümleri değişik yönlerde etkileyen kişisel etkenler.

Transient hypogammaglobulinemia : Üç-dört aylık genç taylarda, antikor üretiminin başlamasının gecikmesi sonucu oluşan, kandaki immünoglobulin düzeylerinin geçici ve kısa süreli olarak düşük olmasıyla belirgin bozukluk. Geçici hipogammaglobulinemi.

Transiency : Geçicilik. Fanilik. Geçici durum.

Transient program : Yerleşik olmayan program.

Transilience : Geçiş. Dönüşüm. Bir şeyden diğerine nakil.

Transiently : Anlık olarak. Geçici veya fani olarak. Kısa süreli. Şimdilik. Kısa ömürlü. Geçici olarak. Fani bir şekilde. Kısa süreliğine. Kısa bir süre için. Anlık.

 

Transients : Geçici dalga. Geçici dalgalar. Kısa süreli konuk. Geçici olaylar.

İngilizce Transient Türkçe anlamı, Transient eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Transient ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Transitional : Geçişli. Geçişken. Hareket eden. Geçişle ilgili. Çevrilebilir. Transisyonal. Muvakkat.

Deciduous : Kışın yapraklarını döken. Her yıl yapraklar dökülen. Kışın yaprak döken. Yaprağını döken. Dökülen. Kışın yapraklarını döken bitki. Belli dönemlerde dökülen. Yaprak döken. Belirli mevsimlerde dökülen.

Perishable : Çabuk bozulan (yiyecek). Kolay bozulur. Dayanıksız (yiyecekler). Kolay çürür. Çabuk çürüyen. Kolay bozulan. Dayanıksız.

Fleeted : Filo. Süratli. Donanma. Park. Çabuk. Yürük. Çevik. Alay. Seyretmek.

Swift : Eli çabuk. Karasağan. Kara sağan (kuş). Dünya bankalararası finansal iletişim topluluğu. Kılıç kırlangıcı. Hızlı. Çabuk. Üyeleri iki yüzden fazla ülkedeki bankalar ve finans kurumları olan ve üyelerine ölçünleştirilmiş bir haberleşme ortamı sağlayarak finansal işlemleri ölçünlü hale getirmek ve kolaylaştırmak, maliyetleri düşürmek, işlem risklerini azaltmak, ayrıca yeni iş fırsatları ve gelir akımları yaratmak amacıyla 1973 yılında kurulan ve merkezi belçika’da bulunan bilgi ve iletişim ağı. Ebabil.

Momentary : Sadece bir an devam eden. Sürekli olmayan. Devamsız. Bir anlık. Çok az süren. Anlık. Bir an süren.

Flying : Hızla geçen. Amigo. Tayeran. Savrulan. Uçurma. Havacılık. Tayyarecilik. Uçuş. Dövüş sporları. Artistik jimnastik.

 

Caducous : Hükümsüz. Kadük. Gelişimin erken aşamalarında düşme (biyoloji terimi).

Caducity : Fanilik. Geçicilik. Zayıflık. Hükümsüzlük. Bunaklık. Ömürsüz.

Fleet : Seyretmek. Yürük. Donanma. Park. Filo. Süratli. Çabuk. Çevik. Alay.

Transient synonyms : transeunt, ad interim, ad hoc, fleetings, evanescent, traveller, episodic, mortal, noncontinuous, spasmodic, earthlings, casual, shortdated, extrinsic, short term, curable, fleetest, earthling, band aid, snatchier, swiftest, ephemerae, fugitive, short dated, discontinuous, accidental, snatchiest, pecking, earthborn, snatchy, swifts, earth born, caduceus.

Transient zıt anlamlı kelimeler, Transient kelime anlamı

Immanent : Hazır ve nazır. İçkin. Doğasında olan. Mündemiç. Her yerde bulunan. Özünde var olan. Her yerde mevcut.

Permanent : Yerleşik. Kalıcı. Devamlı. Sürekli. Perma. Değişmez. Temelli. Sabit. Permanant. Baki.

Transient ingilizce tanımı, definition of Transient

Transient kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Brief. Not permanent. Passing. Not lasting or durable. Hence, of short duration. That which remains but for a brief time. Passing before the sight or perception, or, as it were, moving over or across a space or scene viewed, and then disappearing. As, transient pleasure. Transitory. Fleeting. Not stationary.