Trapez nedir, Trapez ne demek
Trapez; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı.
- Trapezci

"Trapez" ile ilgili cümleler
- "En zararsız oyun da sokak kapısının kol demirinde saatlerce süren trapez idmanlarıydı." - Y. K. Karaosmanoğlu
Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:
Uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış bir jimnastik ve gösteri salıncağı.
Orta Öğretim alanındaki anlamı:
[Bakınız: yamukkas]
Bilimsel terim anlamı:
İki ucundan iple yere koşut olarak asılı demir ya da sağlam ağaçtan yapılmış asılma aracı.
İngilizce'de Trapez ne demek? Trapez ingilizcesi nedir?:
trapeze
Trapez hakkında bilgiler
Trapez yelkencinin teknenin dengesini sağlamak maksadıyla yaptığı dışarı doğru vücudun esneme hareketidir. Yelkenci ayaklarını trapez kayışlarına geçirir, dümenci ana yelkenin iskotasını, flokçu da flokun iskotasını gererek teknenin dışına doğru sarkar.
Rüzgar sörfünde de kullanılan trapez beli tutan bir kancanın çatal bumbanın üzerindeki trapez iplerine asılması yoluyla yelkendeki kuvveti dengelemeye yarar. Sert havalarda sörf tahtasının arkasında bulunan ayak takma yerlerinden alınan destekle birlikte kullanılır.
Uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış bir jimnastik aracı. Bu araçla gösteri yapan sanatçı.
Trapez anlamı, tanımı:
Çubuk : Kumaşta düz çizgi. Körpe dal. Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey. Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası. Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık.
Düşey : Yer çekimi doğrultusunda olan, şakuli.
Jimnastik : Vücudu çevikleştirmek ve güçlendirmek için yapılmış olan alıştırmaların tümü, idman, kültürfizik. Erkeklerde, yer alıştırmaları, barparalel, barfiks, halkalar ve kulplu beygir; kadınlarda yer alıştırmaları, eşit olmayan çubuklar, barfiks, denge kalası alıştırmalarını içeren yarışma disiplini.
Aracı : Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. Ara bulucu. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
Trap : Hendek, tuzak. Sahnede yerde bulunan kapak.
Trapezci : Trapezle gösteri yapan sanatçı, trapez.
Benzer : Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör. Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim.
Yelken : Rüzgâr gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü. Yelkenli.
Tekne : Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü. Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası. Havza. Bir tür küçük deniz taşıtı. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı. Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap.
Denge : Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması.
Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek.
Esneme : Esnemek işi.
Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Devinim. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Davranış, tutum. Deprem. Yola çıkma.
Trapez ağ : Hazır ağdan serpme ağı yapılırken dik üçgen veya ikiz kenar üçgen biçiminde kesilerek çıkartılan her bir ağ parçası.
Trapez gösterisi : Trapezle yapılan çeşitli gösterilerin tümü.
Trapez üzerinde denge : Trapez üzerinde dengelenme.
Trapezcilik : Trapezcinin yaptığı iş.
Trapezius : Yamuk biçiminde olan.
Trapezli : Trapezi olan.
Trapezsiz : Trapezi olmayan.
Diğer dillerde Trapez anlamı nedir?
İngilizce'de Trapez ne demek? : [Trapez (das) ] n. trapeze, horizontal bar suspended from two parallel ropes used for gymnastics and acrobatics, trapezium, four-sided figure which has no parallel sides
n. trapeze
Fransızca'da Trapez : trapèze [le]
Almanca'da Trapez : n. Trapez
Rusça'da Trapez : n. трапеция {спорт.} (F)

Bu kısımda Trapez nedir? Trapez ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Trapez tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Trapez hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.