Travelling türkçesi Travelling nedir

Travelling ile ilgili cümleler

English: He likes travelling abroad by air.
Turkish: O, hava yoluyla yurtdışına seyahat etmekten hoşlanıyor.

English: Ali caught malaria while he was travelling in Africa.
Turkish: Ali Afrika'da seyahat ederken sıkmaya yakalandı.

English: I am travelling by plane.
Turkish: Ben uçakla seyahat ediyorum.

English: I'm travelling alone.
Turkish: Yalnız yolculuk ediyorum.

English: I saved on travelling expenses by staying at a cheap hotel.
Turkish: Ucuz bir otelde kalarak seyahat giderlerini tasarruf etti.

Travelling ingilizcede ne demek, Travelling nerede nasıl kullanılır?

Travelling allowance : Yolluk.

Travelling bag : Seyahat çantası. Bagaj. Bavul.

Travelling circus : Seyyar sirk. Seyahat eden sirk. Gösteri yapmak için şehirden şehire giden sirk. Kentten kentte ya da ülkeden ülkeye dolaşarak gösteriler düzenleyen sirk. Gezici sirk.

Travelling company : Belli bir yeri olan, ama gidebileceği yerlere sık sık geziler yapıp oyunlar veren tiyatro; belli bir yeri olmayıp, özel araçlarla her yana gidip oyunlar veren topluluk. Gezici topluluk.

Travelling crane : Yürür vinç. Seyyar kreyn. Gezer vinç. Gezici vinç. Seyyar vinç.

 

Travelling salesman : Seyyar satış memuru. Seyyar satış görevlisi. Seyyar satıcı. Gezici satış görevlisi. Malları ile birlikte seyahat eden satış temsilcisi. Kapı kapı dolaşan satıcı.

Travelling expenses : Harcırah. İlk kez bir yere atananlarla sürekli görev yerleri değiştirilenlere oturdukları yerden atandıkları yere kadar kendileri, eşleri ve çocukları için verilen yolluk ile yer değiştirme giderleri karşılığı ödenen para. Sürekli görev yolluğu. Seyahat masrafları. Bulundukları yerden bir başka yere gönderilen görevlilere, yol ve gittikleri yerlerdeki oturum giderlerini karşılamak üzere verilen para. İşle ilgili seyahat giderleri. Yolluk. Seyahat giderleri.

Travelling load : Hareketli yük.

Travelling standard : Gezici standart.

Travelling library : Kitaplık açılamayan yerdeki halkın ayağına özel bir taşıtla giden kitaplık. Gezici kitaplık.

İngilizce Travelling Türkçe anlamı, Travelling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Travelling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Floating : Değişen. Değişken. Durağan olmayan. Asma. Yüzen. Dalgalanan. Kayan. Yüzme.

Expedition : Acele. Bir malın bir yerden bir başka yere, bir kişiden bir başka kişiye gönderilmesi. Keşif heyeti. Çabukluk. Keşif gezisi. Sefer. Sevk.

Sliding : Kızaklı. Sürgülü. Değişken. Sürme. Kayan. Kayıcı. Sürmeli. Hareketli.

Water travel : Su yolculuğu.

Excursion : Sefer. Sapma. Tur. Yöre gezisi. Kısa yolculuk. Gezinti. Kısa gezinti. İşlenmekte olan belli bir ünite ya da konu ile ilgili olarak, öğrencilere ilk elden halkı kimi canlı yaşantılar kazandırmak amacıyla okul yöresinde düzenlenen gezi.

 

Make a journey : Seyahate çıkmak. Yolculuk yapmak.

Traversal : Pasaj. Aykırı. Geçit.

Erratics : Düzenli hareket olamayan. Dengesiz. Gezen. Kararsız. Değişken. Sebatsız. Sapkın. Birden değişiveren. Değişen.

Planetary : Yıldız. Gezgin. Gezegenlere özgü. Dünya. Dünyevi. Gezginci. Dünyasal. Gezegenlerle ilgili. Gezegen.

Advancement : Tekamül. Gelişme. Terakki. Terfi. Yükselme. Gelişim.

Travelling synonyms : on tour, horseback riding, air, translocation, evolvement, commuter, travel, movement, treks, ambulatories, air travel, eyre, journeys, itinerant, trip, selfishness, ambulatory, voyaged, portables, ambulant, leg, voyage, headways, trackings, traverse, breakthroughs, seafaring, slide, tracking, stage, scrolling, wandering, rovings.