Treasures türkçesi Treasures nedir

  • Toplamak.
  • Değerini bilmek.
  • Değer vermek.

Treasures ile ilgili cümleler

English: Few treasures are worth as much as a friend.
Turkish: Bir arkadaş az sayıda hazine kadar çok değerlidir.

English: It isn't known where the treasures were hidden.
Turkish: Hazinelerin nerede saklandığı bilinmemektedir.

English: This is the pot he treasures most of all.
Turkish: Bu onun hepsinden çok değer verdiği çömlektir.

English: I saw the treasures of the British Museum.
Turkish: British Museum'un hazinelerini gördüm.

English: It is rumored there are treasures hidden there.
Turkish: Orada saklı hazineler olduğu dedikodusu yapılıyor.

Treasures ingilizcede ne demek, Treasures nerede nasıl kullanılır?

Treasure chest : Hazine sandığı.

Treasure house : Hazine evi. Hazine. Zengin kaynak. Hazine dairesi.

Treasure hunt : Hazine avı oyunu. Oyuncuların çeşitli ipuçlarını kullanarak saklı bir ödülü veya saklanmış bir nesneyi bulmaya çalıştıkları oyun. Hazine avı. Saklanmış bir şeyi bulma oyunu.

Treasure hunter : Define avcısı. Defineci. Hazine avcısı.

Treasure island : Robert louis stevenson (19'uncu yüzyıl iskoç yazar) tarafından yazılmış roman. Florida eyaletinde şehir. Florida'da (abd) bir şehir. Hazine adası. San fransisko körfezi'nde (abd) 1941'den 1997'ye kadar bir donanma üssü olarak kullanılan yapay ada. Define adası.

 

Treasurers : Hazine sorumlusu. Hazinedar. Veznedar. Mali işler sorumlusu.

Treasure state : Hazine durumu.

Treasure trove : Define. Zengin kaynak. Hazine. Sahibi bilinmeyen hazine. Sahipsiz define. Sahibi bilinmeyen define. Sahipsiz hazine.

Buried treasure : Gömülü hazine. Define. (bilgisayar) bir program içerisinde bulunan şaşırtıcı veya ürkütücü kod parçası. Gömü. Zenginlerin saklamak için toprağa gömülen hazinesi.

Treasured : Kıymetli. Toplamak. Değerli. Değer vermek. Değerini bilmek.

İngilizce Treasures Türkçe anlamı, Treasures eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Treasures ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Treasured : Değerli. Kıymetli.

Till : Değerli eşya çekmecesi. Bağ. -e kadar. Sürmek. Toprağı sürmek. Para çekmecesi. Buzul tortusu. Ziraat. Bkz.until. İşlemek (toprak).

Accumulate : Yığılmak. Yığmak. Biriktirmek. Toplanmak. Çoğalmak. Birikmek.

Dignifying : Onurlandırmak. Büyütmek. Paye vermek. Yüceltmek. Şeref vermek.

Fisc : Devlet hazinesi. Kraliyet hazinesi. Hükümdar hazinesi.

Fortune : Kısmet. Şans. Kişilerin belirli bir anda elinde bulundurduğu ekonomik değerlerin tümü. Devran. Talih. Gelecek. Kader. Uğur. Servet.

Treasuring : Çok değerli saymak. Büyük değer vermek. Biriktirmek. Çok kıymetli tutmak. Üzerine titremek. Hazine. Gömü.

Agglomerating : Yığılmak. Yığmak. Bir araya getirmek. Toplanmak.

Valuable : Değerli. Kıymetli şeyler. Pahada ağır. Pahalı. Çok yararlı. Kıymetli. Düzeyli. Değerlendirmek. Mücevherat. Faydalı.

 

Treasures synonyms : king's ransom, hoarded wealth, subtreasury, public treasury, add together, treasure trove, cash in hand, add up, assess, riches, apprize, valuing, esteem, pecuniary resource, agglomerates, monetary resource, cherishing, amass, apprized, assesses, treasure, accumulates, aggregates, appreciated, cherishes, funds, aggregated, agglomerated, agglomerate, esteeming, value, exchequer, bursary.

Treasures zıt anlamlı kelimeler, Treasures kelime anlamı

Unloved : Beğenilmemiş. Sevilmemiş.