Till türkçesi Till nedir

  • Bkz.until.
  • Kasa.
  • Toprağı sürmek.
  • İşlemek (toprak).
  • Buzul tortusu.
  • Değerli eşya çekmecesi.
  • Ziraat.
  • Sert kil.
  • -e kadar.
  • Sürmek.
  • Para çekmecesi.
  • Bağ.
  • Çekme.

Till ile ilgili cümleler

English: After dinner, we played cards till eleven.
Turkish: Akşam yemeğinden sonra, on bire kadar kart oynadık.

English: Ali couldn't get to sleep till after three last night.
Turkish: Ali dün gece üçten sonrasına kadar uyuyamadı.

English: Ali didn't get home till midnight.
Turkish: Ali gece yarısına kadar eve gelmedi.

English: Ali didn't go to sleep till 2:30 last night.
Turkish: Ali dün gece 2.30'a kadar uyumaya gitmedi.

English: Ali didn't go to sleep till late that night.
Turkish: Ali o gece geç saatlere kadar uyumaya gitmedi.

Till ingilizcede ne demek, Till nerede nasıl kullanılır?

Till all hours : Geceden sabaha kadar. Çok geç.

Till dawn : Sabahın erken saatlerine kadar. Gece boyunca. Şafağa kadar.

Till death : Ölene kadar.

Till death do us part : Sadece öldüğümüz zaman ayrılmış olacağız. Bir çift arasındaki bağın derinliğini ve taahhütü ifade eden geleneksel evlenme yeminlerinin parçası. Ölüm bizi ayırana kadar. Ölüm bizi ayırana dek.

Till doomsday : Daima. Kıyamete kadar. Dünya döndükçe. Kıyamete kader.

Till the cows come home : Çıkmaz ayın son çarşambasına kadar. Sonsuza kadar. Çok uzun bir süre. Hiçbir zaman. İnekler eve gelene kadar. Balık kavağa çıkınca. Çıkmaz ayın son çarşambasına. Balık kavağa çıktığında. Asla. Çıkmaz ayın son çarşambasında.

 

Till further notice : Yeniden haber verilinceye kadar. Yeni bir duyuru yapılana kadar. Yeni bir talimat verilene kadar. Yeni bir duyuruya kadar.

Till the end : Sonuna kadar. Çok fazla. Sonuna dek. Bütün yol boyunca. Sınırlamalar olmaksızın.

Till kingdom come : Çok uzun bir süre. İlelebet. Sonsuza kadar. Dünyanın sonuna kadar. Kıyamete kadar.

Till money : Kasa mevcudu. Ankes. Günlük işler için kasada hazır bulundurulan nakit para.

İngilizce Till Türkçe anlamı, Till eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Till ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abduct : Uğrulamak. Zorla kaçırmak. Kız kaçırmak. Adam kaçırmak. Tebit etmek. Birini zorla kaçırmak. Dağa kaldırmak. (kas) dışarı çekmek. Kaçırmak (birini).

Beginnings : Esas. Baş.

Plows : Girişmek. Çizmek. Sabanla sürmek. Saban ile sürmek. Tarla sürmek. Saban. Yarmak. Yarıp geçmek. Pullukla sürmek.

Allured : Büyülemek. Aklını başından almak (argo terim). Çekmek. Aklını başından almak. Aklını çelmek. Ayartmak. Baştan çıkarmak. Çekici. Cezbetmek.

Case : Çanta. Husus. Kutu. Bir konu, sorun, durum ya da sürecin gözlenmesi için elverişli ya da örnekçeli olduğu gerekçesiyle seçilen ve derinliğine gözlem konusu yapılan birim olay. Dava. Kutulamak. Eğitim, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Valiz. Adın cümle içinde bulunduğu dil bilgisi şekli; yalın veya eklerle genişletilmiş olarak aldığı geçici durum. türkçede adlar yalın, yükleme, ilgi, bulunma, yönelme, çıkma ve vasıta durumlarına girerler: || yalın durum kapı (kapı kırıldı). || yükleme durumu kapıyı (kapı+y+ı çaldı). || ilgi durumu kapının (kapı+nın kolu). || yönelme durumu kapıya (kapı+y+a gitti). || bulunma durumu kapıda (kapı+da kaldı). || çıkma durumu kapıdan (kapı+dan döndü). || vasıta durumu kapıyla (kapı+y+la kolu, çocuk+la annesi) vb. || ad durumu ekleri, yukarıda belirtilen temel görevleri dışında daha başka bazı işlevler ile de kullanılır: sen+den küçük, su+dan cevap vb. türkçenin tarihi dönemlerinde eşitlik (equativus: +ça); yön gösterme (direktivus: +garu) ve vasıta (instrumentalis: +(ı)n/+(u)n durumları, belirtilen özel eklerle karşılanırdı. bugün bu durum ekleri türkiye türkçesinde yerlerini edatlara bırakmıştır. eat’de uçın>üçin edatı da sıklıkla ekleşerek + çun/+çün sebep gösterme ekine dönüşmüştür. buna bk. Sandık.

 

Register : Sicil. Üfleme ızgarası. Önceden saptanmış amaçlar için kullanılan, bu amaçların gerçekleştirilmesinde yararlanılacak verilerin saklanabileceği boyda bir yerel bellek türü. kullanım yeri ve biçimine göre, bir yazmaç için sayaç, birikeç gibi adlar da kullanılabilir. Yazdırmak. Göstermek (termometre vb.). Kaydetmek. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Havanın odaya üflendiği ağız. Yazılmak. Satırları hizalamak.

Tamed : Cesaretini kırmak. Ekmek. Evcilleştirmek. Ehlileştirilmiş. Ehlileştirmek. Evcilleştirilmiş. Uslandırmak. Yumuşatmak. İşlemek.

Bud : Aşı yapmak. Tomurcuklanmak. Arkadaş. Filiz. Bitkilerde büyümeyi sağlayan, çiçek ve yaprak gibi organları veren uç noktalar. Gonca vermek. Aşılamak. Aşı.

Alliance : İttifak. Uyuşma. Bağlaşıklık. Bağlılık. Akrabalık. Kodak birliği. Pakt. Birlik. Anlaşma. Antlaşma.

Till synonyms : cash box, bundle, cultivations, cashbox, banker, cabs, pending, as far as, be in progress, banished, husbandry, affixture, cash desk, tillages, drafting, bedaubed, apply, cash point, bandage, tame, agrarians, agrarian, tamest, cases, scarified, plow, tilths, box, bedaub, civilising, bond, allures, ploughs.

Till ingilizce tanımı, definition of Till

Till kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Now used only in respect to time, but formerly, also, of place, degree, etc., and still so used in Scotland and in parts of England and Ireland. A drawer. That is, to the time specified in the sentence or clause following. As, I worked till four o`clock. A tare. A vetch. Up to. To cultivate land. As, to till the earth, a field, a farm. Until. As far as. As far as. Up to the place or degree that. I will wait till next week. Until. Unto. Sometimes applied to alluvium of an upper river terrace, when not laminated, and appearing as if formed in the same manner. To plow and prepare for seed, and to sow, dress, raise crops from, etc., to cultivate. Especially, up to the time that. A deposit of clay, sand, and gravel, without lamination, formed in a glacier valley by means of the waters derived from the melting glaciers. To.