Trounce türkçesi Trounce nedir

Trounce ingilizcede ne demek, Trounce nerede nasıl kullanılır?

Trounced : Dövmek. Dayak atmak. Yenmek. Bozguna uğratmak. Fırça atmak.

Trouncer : Döven kimse. Dövücü. Hayrete düşüren kimse. Şaşkına çeviren kimse. Cezalandırıcı. Cezanlandırıcı. Derbeleyici. Döven (kimse).

Trouncers : Hayrete düşüren kimse. Cezanlandırıcı. Şaşkına çeviren kimse. Döven (kimse). Döven kimse. Dövücü. Derbeleyici. Cezalandırıcı.

Trounces : Fırça atmak. Pataklamak. Yenmek. Dövmek. Büyük bir yenilgiye uğratmak. Paylamak. Bozguna uğratmak. Cezalandırmak. Dayak atmak. Fırça çekmek.

Trouncing : Paylamak. Büyük bir yenilgiye uğratmak. Cezalandırmak. Fırça çekmek. Yenmek. Dövmek. Bozguna uğratmak. Dayak atmak. Pataklamak. Azarlamak.

Troubadours : Orta çağ avrupasında gezgin müzik adamı. Aşık. Gezgin şair. Ortaçaş avrupası şair ve müzisyeni. Gezgin müzisyen. Gezgin şarkıcı. Ozan.

Trouble oneself : Zahmete katlanmak. Zahmet etmek.

Trouble : Problem. Zahmet. Canını sıkmak. Bela. Zahmet vermek. Rahatsızlık vermek. Dert etmek. Üzmek. Uğraştırmak. Dert.

Trouble shooter : Arıza giderici.

 

Troubled : Tedirgin. Dert sahibi. Sıkkın. Belalı. Sıkıntılı. Sorunlu. Rahatsız. Kederli. Bulanık. Sorun edilen.

İngilizce Trounce Türkçe anlamı, Trounce eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Trounce ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Outplay : Daha iyi oynamak.

Belaboring : Pataklamak (argo terim). Çok uzatmak. Üzerinde fazla durmak. Benzetmek. Lafı uzatmak. Uzatmak.

Rack up : Puan kazanmak. Sayı yapmak. Puan toplamak. Yem vermek. Sayı kazanmak. Ot vermek. Sayı toplamak. Toplamak. Saman vermek. Puan toplamak (bir oyunda).

Bastinado : Falaka. Dayak. Falakaya yatırmak. Falakaya çekmek. Sopa.

Chasten : Dersini vermek. Terbiye etmek. Basitleştirmek. Uslandırmak. Islah etmek için cezalandırmak. Yumuşatmak. Yola getirmek. Aklını başına getirmek. Sadeleştirmek. Islah etmek.

Have words : Münakaşa etmek. Tartışmak. Kavga etmek. Atışmak. Ağızdalaşı yapmak. Ağız dalaşı yapmak.

Rebuke : Çıkışmak. Azarlama. Ders vermek. Azar. Sitem etmek. Döşenmek. Giydirmek.

Beetle : Çakmak. Çıkıntı yapmak. Tokmak. Çomak. Kakmak. Kanatlılardan herhangi bir böcek. İri kara böcek. Tokmaklamak. Şahmerdan. Kınkanatlı böcek.

Bear the bell : Kazanmak. Alt etmek.

Blister : Boyanın kabarması. Kabartmak. Silah bölmesi. Kabarıklık. Kabarcıklanmak. Yakı. Su toplatan şey. Su toplama. Kabarcık. Çıkışmak.

Trounce synonyms : outmatch, pip, get the best, outpoint, get the jump, have the best, bash up, castigates, cop it, reprimand, master, berate, clobber, slaughter, haul over the coals, burn up, whomp, trounced, chew up, lick, castigate, spread eagle, scoop, chicane, lecture, beat back, checkmates, outwit, slaughters, remonstrate, overwhelm, clobbered, overcome.

 

Trounce zıt anlamlı kelimeler, Trounce kelime anlamı

Lose : Geri kalmak (saat). Kaybolmak. Kazanamamak. Heba etmek. Kaybetmek. Mağlup olmak. Zayi etmek. Kaçırmak. Şaşırmak. Azıtmak.

Praise : Şükran. Tesenna. Övgüyle söz etmek. Övmek. Övme. Methetmek. Şükretmek. Gururunu okşamak. Methiye. Hamdetmek.

Trounce ingilizce tanımı, definition of Trounce

Trounce kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To flog. To whip smartly. To castigate. To punish or beat severely.