Trows türkçesi Trows nedir

Trows ingilizcede ne demek, Trows nerede nasıl kullanılır?

Trow : Düşünmek. İnanmak. Sanmak.

Trowed : Sanmak. Düşünmek. İnanmak.

Trowel : Mala. Sıva malası. Küçük bahçe küreği. Kürek (inşaat işleri). Malalamak. Demir mala. Sürgü. Mala ile sıvamak. Az miktardaki harcın karılmasında, istenen yere konmasında ve yüzeyinin düzgünleştirilmesinde kullanılan aygıt. Çepin.

Troweling : Mala çekme. Malalamak.

Trowelling : Malalamak. Mala çekme.

Garden trowel : El küreği.

Trochaic : Bir uzun ve bir kısa heceli ölçü. İlk hece vurgusu.

Trocar : Bir kanül ve içinde kolayca oynatılabilen bir stileden ibaret olan, stilenin sivri olan ucu kanülü aşan ve sapları avuç içinde kavranılarak yumuşak dokuları delmeye, vücuttan sıvı boşaltmaya yarayan aygıt. Karından veya vücut boşluğundan sıvıyı almak için kullanılan tıbbi enstrüman. Trokar.

Troat : Bağırmak (geyik). Geyik bağırması.

Lay it on with a trowel : Methetmek. Ballandıra ballandıra anlatmak. Pohpohlamak. Fazla övmek. Abartmak.

İngilizce Trows Türkçe anlamı, Trows eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Trows ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deems : Dikkate almak. Farzetmek. Görmek. Kabul etmek. Tutmak. Varsaymak. Zannetmek. Saymak.

 

Assumes : Varsaymak. Addetmek. Zannetmek. Üstüne almak. Üstlenmek. Hükmetmek. Farzetmek. Almak. Taslamak.

Cast about : Aranıp durmak. Volta vurmak. Arayıp sormak. Sıkıntıyla aramak. Çare aramak. Dolanıp aramak. Araştırmak. Tasarlamak.

Balance : Denge. Göz önünde bulundurmak. Terazi. Tikel ya da tam denge koşulu. Ruhsal denge. Gövdenin, en küçük dayanak olmadan yüzey ya da yüzeylerinde düşmeden durma yetisi. Denk olmak. Devimli bir nesneyi etkileyen güçlerin, o nesnenin yörüngesini ve hızını değiştirememeleri durumu. Dengeyi sağlamak. Tartaç.

Bethink : Anımsamak. Kafa yormak. Hatırlamak. Üzerinde düşünmek. Göz önünde bulundurmak.

Chew : Kurmak. Çiğnemek. Tütün çiğnemek. Gevelemek. Çiğnenen tütün. Çiğneme. Düşünüp taşınma. Derin derin düşünmek. Tütün parçası. Düşünüp taşınmak.

Cerebrating : Beynini çalıştırmak.

Bend towards : Aklı yatmak. Doğru olduğunu düşünmek. Bir şeye aklı yatmak.

Bet on : Para sürmek. Bahse girme. Bahis oynamak. Güvenmek. Üzerine bahis oynamak. Para koymak. Bel bağlamak.

Trows synonyms : be pensive, accredits, expect, allows, be persuaded that, bethought, allow, cerebrates, pant, be sold on, trouser, account, conjectures, believes, conjecture, come to believe, allowing, attribute, believe, fancy, believed, cerebrated, conjecturing, be worried, deeming, fancies, bend to, fanciest, deem, attach credence, calculate upon, accredit, believeth.