Try hard türkçesi Try hard nedir

Try hard ile ilgili cümleler

English: The reason why you failed is you did not try hard enough.
Turkish: Başarısız olmanın nedeni yeterince sıkı çabalamamandır.

English: Ali told Mary to try harder.
Turkish: Ali Mary'ye daha çok çabalamasını söyledi.

English: Ali is going to have to try harder.
Turkish: Ali daha çok çalışmak zorunda olacak.

English: We all try hard to make the grade in life, but only a few succeed.
Turkish: Hayatta derece yapmak için hepimiz çok çalışırız fakat sadece birkaç kişi başarır.

English: The reason for your failure is that you did not try hard enough.
Turkish: Başarısızlık nedenin yeterince gayret etmemendir.

Try hard ingilizcede ne demek, Try hard nerede nasıl kullanılır?

Try : Deneme. Kızdırmak. Yeltenmek. Sıkmak. -e soyunmak. (bir işe) soyunmak. Deneyimlemek. Girişim. Yapmaya çalışmak. Denemek.

Hard : Ekşi. Zor. Zahmetli. Kalpsiz. Sıkı. Anlaşılmaz. Nasırlı. Şiddetli. Katı. Kireçli.

Try a case : Davaya bakmak.

Try again : Yeniden dene. Tekrar dene. Yine dene. Yeniden deneyin.

Try for : Elde etmek. Elde etmeye çalışmak.

Try it on : Sabrını taşırmak. Üstüne üstüne gitmek.

 

Try his fortune : Talihinin ne olacağını görmek için kontrol etmek. Şansını denemek.

İngilizce Try hard Türkçe anlamı, Try hard eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Try hard ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bone up on a subject : Kısa zamanda bir konuyu çalışıp öğrenmek. (argo) bir konuyu kısa bir zaman içinde büyük çabayla incelemek. İneklemek.

Be occupied in doing : Yapmakla meşgul olmak.

Be suspended : İşten uzaklaştırılmak. Asılı kalmak. Kapanmak. Boşlukta kalmak.

Cultivates : Dostluğunu ilerletmek. Dostluğunu kazanmak. Ekip biçmek. İşlemek. Beslemek. İlerletmek. Yetiştirmek. Toprağı işlemek. Tarlayı sürmek.

Endeavoured : Çalışmak. Çabalamak. Yapmaya çalışmış. Çalışmış. Çaba harcamak. Çaba göstermiş. Emek harcamış. Gayret etmiş.

Slaved : Köleleştirilmiş. Köle gibi çalışmak. Eşek gibi çalışmak.

Accosted : Sarkıntılık etmek. Yanaşmak. Yaklaşıp konuşmak. Her iki yönden destekli.

Exert oneself : Çaba sarfetmek. Güç harcamak. Kendini zorlamak. Fazla uğraşmak. Çok çabalamak. Gayret sarfetmek. Yardırmak. Çabalamak.

Accosting : Yaklaşıp seslenmek. Sarkıntılık etmek. Yaklaşıp bir şey söylemek. Para karşılığında seks teklif etmek. Gidip birine bir şey söylemek. Yanaşmak. Yaklaşıp konuşmak.

Moil : Karmaşa. Karışıklık. Çalışıp didinmek. Kargaşa. Kalıntı cam. Ağır iş. Gürültü. Yorucu iş.

Try hard synonyms : agonize, come at, break a sweat, fag, slaves, endeavours, hang, take pains, cultivating, emulate, drum, fall, emulated, grubbed, cultivate, dangle, moils, endeavour, hammer at, bone up on, aspires, mugs, slaving, endeavoring, contend, emulates, go for, attacks, endeavored, elaborate on something, be hard at it, fall over oneself, attend to.