Turn back türkçesi Turn back nedir

Turn back ile ilgili cümleler

English: Let's turn back now before it's too late.
Turkish: Çok geç olmadan önce şimdi geri dönelim.

English: Ali decided to turn back.
Turkish: Ali geri dönmeye karar verdi.

English: You can't turn back now.
Turkish: Şimdi geri dönemezsin.

English: Let's turn back to the third lesson.
Turkish: Üçüncü derse geri dönelim.

English: It's too late to turn back now.
Turkish: Şimdi geri dönmek için çok geç.

Turn back ingilizcede ne demek, Turn back nerede nasıl kullanılır?

Turn : Hastalık nöbeti. Dönüştürmek. Dönüşmek. Sapma. Etkilemek. Yetenek. Çevirmek. Devir. Bozulmak. Sıra.

Back : Art. Geride. Geriye. Arkalık. Geçmişte. Savunucu. Önce. Gövdenin, ense ile kuyruksokumu arasındaki ve ayrıca cimnastikte bir devinim grubunun alanı olan bölümü. Arka. Ciro etmek.

Turn a blind eye : Gözlerini kapatmak. Gözünü kapamak. Görmezlikten gelmek. Görmemezlikten gelmek. Görmezden gelmek. Göz yummak.

Turn a blind eye to : Görmezlikten gelmek. Dikkat etmemeyi tercih etmek. Arka plana atmak. Önemsememek. -e göz yummak. - karşı gözleri köre dönmek.

Turn a cartwheel : Yanlamasına takla atmak. Yanlamasına taklalar atmak.

 

Turn a deaf ear : Dinlemeyi reddetmek. Duymamazlıktan gelmek. Kulak asmamak. Duymazdan gelmek. Önemsememek. Aldırmamak. Kulak ardı etmek. - karşı kulaklarını tıkamak veya sağıra dönmek.

İngilizce Turn back Türkçe anlamı, Turn back eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Turn back ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Backtracked : Sözünden dönmek. Geri izlemek. Vazgeçmek. Geriye dönüş yapma. Sarfınazar etmek. Geldiği yoldan geri dönmek. Aynı yoldan geri dönmek. Aynı yere geri dönme.

Cashier : Kasadar. Vezneci. Atmak. Kasa. Vezneci (bankada). Kasiyer. Vezneye giren ve çıkan paraların sayışımını, yazılımını yapan ve bunların sonucundan sorumlu tutulan kişi. Veznedar. (özellikle ordudan) ihraç etmek.

Bears : Ayıgiller. Sineye çekmek. Sapmak. Değmek. Yönelmek. Dişini sıkmak. Spekülasyon yapmak. Borsa fiyatlarını düşürmek. Çekmek.

Recalled : Geri istemek. Geri çağrılmış. Geri çağırmak. Uyandırmak (duygu). Hatırlanmış. Geri çekmek. Hatırlamak. Anımsamak.

Bends : Boyun eğmek. Bağlamak (yelken). Kramp. Yüksekten alçağa ani basınç değişimlerinin zararlı etkisi sonucu dolaşımda erimiş haldeki gazların, serbest halde gaza dönüşmeleri sonucu oluşan gaz embolisiyle çizgili kaslarda ağrı, omurilik ve beyinde lezyonlarına bağlı felçler ve ölümle belirgin bozukluk, dekompressyon hastalığı, dalgıç hastalığı. Vurgun hastalığı. Hava ambolisi. Çökmek (diz).

Goldbrick : Altından yapılmış gibi görünecek şekilde yapılan fakat değersiz olan tuğla. İşini üstünkörü yapmak. İşten kaçan kimse (askeri argo). Kendi işini başkalarına bırakmak. Değerli görünen ancak çok az değeri olan bir şey. Değerli görünen sahte bir şey. Tembel. İşten kaçmak. Kaytarıcı.

 

Dodge the column : İpe un sermek. Yan çizmek. Görevden kaçmak.

Fallen back : Geri çekilmek.

Abnegated : Tanımamak. Yadsınmış. Yadsımak. İnkar etmek.

Draped : Kumaş kaplanmış. Kumaşla süslemek. Sarkmak. Asmak. Dökümlü olmak. Dökülmek. Kumaşla örtmek.

Turn back synonyms : break a promise, cants, evade, beg off, declined, ducked, cranks, draping, cuttles, recaptured, recalling, recapture, bounces, loaf, coil, controverting, fell back, negatives, drop behind, controverted, contorting, refuse, drop back, evades, contorts, call of, fall back, bring back, cut back, decline, cashiered, dodging, crimping.