Typified türkçesi Typified nedir

  • Tipikleştirilmiş.
  • Simgesi olmak.
  • Simgelemek.
  • Belirgin özelliği olmak.
  • Tipik.

Typified ingilizcede ne demek, Typified nerede nasıl kullanılır?

Typifier : Temsil eden kimse. Simgeleyen şey yada kimse.

Typifiers : Temsil eden kimse. Simgeleyen şey yada kimse.

Typifies : Temsil etmek. Bir şeyin tipik bir örneği olmak. -in simgesi olmak. Belirgin özelliği olmak. Simgesi olmak. -in tipik örneği olmak. Tipik bir örneği olmak. -i simgelemek. Simgelemek.

Typifying : -in tipik örneği olmak. Simgesi olmak. Belirgin özelliği olmak. -i simgelemek. Simgelemek. -in simgesi olmak. Tipik bir örneği olmak. Temsil etmek. Bir şeyin tipik bir örneği olmak.

Typic : Tipik örneği olan.

Typing : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Daktilo etme. Tipleme. Yazılan. Yazım. Daktiloyla yazma. Belirli bir tipin tüm çapraşık özelliklerini, bunu en iyi, en rahat, en inandırıcı yoldan yansıtabilecek kişiyle canlandırma. Yazma. Yazılıyor. Yazma işlemi.

Typicality : Karakteristik olma özelliği. -'a özgü olma vasfı. Tipiklik.

Typing error : Baskı hatası. Yazım hatası. Yazdırma hatası. Yazdırılan bir şeyde yapılan hata. Harf hatası. Klavyede yazarken yapılan hata.

Typing in annotation : Ek açıklamaya yazılan.

Typical balance sheet : Sayışımlarda yer alacak borçlu ve alacaklı öğelerin önceden tanımlanması ve belirli bir duruma getirilmesi koşulu ile düzenlenen dengelem. Örnek dengelem.

 

İngilizce Typified Türkçe anlamı, Typified eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Typified ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Symbolizing : Sembolleştirmek. Sembol ile belirtmek. Sembollerle ifade etmek. Sembolize etmek. Sembolü olmak. Temsil etmek. Simgeleştirmek.

Classic : Klasikleşmiş. Bilinen. Klasik. Birinci sınıf. Geleneksel. Klasik eserler yazan yazar. Değerini yitirmeyen. Değerini kanıtlamış yapıt. Edebi ve tarihi değeri olan.

Representative : Vekil. Aracı olarak başkası adına mal satmakla görevlendirilen ve çoğunlukla yasal çalışma yeri ve elinde malı bulunmayan kişi. Örnek. Mümessil. Sembolik. Milletvekili. Delege. Temsili. Aracı olarak başkasına mal satmakla görevlendirilen kişi veya işletme.

Epitomises : Örneklemek. Kısaltmak. Özetini yapmak. Örnek göstermek (ayrıca epitomize). Simgelerle anlatmak. Özetlemek. İcmal etmek. Örneği olmak. Somut örneği olmak.

Characterise : -'ın karakteristiği olmak (ayrıca 'characterize'). Ayırt edici özellik olmak. Karakterize etmek. Canlandırmak. Sıfatlandırmak. Tanımlamak. Betimlemek. Iralamak. Farklı olmasını sağlamak.

Denotes : Anlamına gelmek. İşareti olmak. Göstermek (belirtmek vb). İşaret etmek. İfade etmek. Göstermek. Adı olmak. Delalet etmek. Belirtmek.

Characteristical : Ayrıtsal. Nesnelerin ayırıcı özelliklerine ilişkin. Karakteristik.

Personifying : Kişilik vermek. Temsil etmek. Canlı bir örneği olmak. Karakterize etmek. Canlı örneği olmak. Canlandırmak. Ta kendisi olmak (somut bir şeyin). Kişileştirmek.

 

Characterizes : Nitelemek. Betimlemek. Karakterize etmek. Nitelendirmek. Iralamak. Canlandırmak. Tanımlamak. Farklı olmasını sağlamak.

Personifies : Temsil etmek. Canlı örneği olmak. Karakterize etmek. Kişileştirmek. Kişilik vermek. Canlı bir örneği olmak. Ta kendisi olmak (somut bir şeyin). Canlandırmak.

Typified synonyms : characterize, quintessential, characteristic, typifies, epitomise, personified, symbolizes, symbolized, typifying, typically, characterises, modal, emblematise, be symbolic of, representing, represented, emblematize, represent, be symbolical of, personify, symbolize, epitomised, typical, denote, characterizing, typal.