Umt türkçesi Umt nedir

  • Aktif veya yedek askerlik hizmeti süresince ülkelerine hizmet etmek üzere nitelikli yurttaşların bir ülkenin eğitimli askeri kadrosuna katılmasını zorunlu kılan program.
  • Evrensel askeri eğitim.

Umt ile ilgili cümleler

English: The Battle of Fort Sumter was over.
Turkish: Fort Sumter Savaşı bitti.

English: Getting food to Fort Sumter would be a very difficult job.
Turkish: Fort Sumter'a yemek götürmek zor olacak.

English: They captured Fort Sumter after two days.
Turkish: Onlar iki gün sonra Ford Sumteri yakaladı.

İngilizce Umt Türkçe anlamı, Umt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Umt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Universal military training : Umt. Bir ülkenin aktif ve yedek askeri görevlerde hizmet etmesi için kalifiye vatandaşlar gerektiren eğitimli askeri gücünü idame ettirdiği program.

Official : Resmi yetkili. Memura yakışır. Görevli. Resmi memur. Yetkili. Resmi. Memur. Devlet. Resmi görevli. Memuriyete ait.

Umpire : Hakem olmak. Hakem. Yargıcıların uyuşmazlığa düşmeleri nedeniyle bunların arasını bulma ve zorunlulukları çözümleme amacıyla seçilen üçüncü yargıcı. Tenis, atletizm, basketbol, ekonomi alanlarında kullanılır. İki hakemin karara varamaması durumunda karar için üçüncü bir hakemin tayin edilmesi. Hakemlik etmek. Hakemlik yapmak. Üçüncü yargıcı. Yardımcı hakem. Yarışlardaki yanlışları, yönetmelik kurallarına aykırı olayları başyargıcıya bildirmekle görevli yargıcı.

 

Umt zıt anlamlı kelimeler, Umt kelime anlamı

Future : Ati. Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. Vadeli. Gelecek zaman. İleriki. İstikbal. Yarın. Gelecek zaman kipi. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri.

Present : Armağan. Sahnede göstermek. Şu anki. Tanıtmak. Adamla getirtme. Takdim etmek. Halihazır. Sunmak. Bugünkü. Temsil etmek.