Unbidden türkçesi Unbidden nedir

Unbidden ingilizcede ne demek, Unbidden nerede nasıl kullanılır?

Unbidden guest : Davet edimeyen ziyaretçi. Davetsiz misafir.

Unbid : Davetsiz.

Unbiased : Tarafsız. Yansız. Ön yargısız. Taraf tutmayan. Bitaraf. Önyargısız. Garazsız.

Unbiased critical region : Yansız kritik bölge. Yansız dönüşül bölge.

Unbiased estimation : Yansız tahmin.

Unbiased estimator : Yansız tahmin edici. Yansız tahmin değeri. Yansız tahminci. Yansız kestirici.

Unbind : Serbest bırakmak. Salmak. Bağlantı çözmek. Bağını çözmek. Salıvermek. Çözmek. Açmak. Bağı çözmek. Ciltten çıkar.

Unbiased sample : Yansız örneklem. Yansız örnek.

Unbiasedness : Yansızlık.

Unbiassed critical region : Tarafsız kritik bölge.

İngilizce Unbidden Türkçe anlamı, Unbidden eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unbidden ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Uncalled : Henüz piyasaya sürülmemiş. Çağrılmamış. Çağırılmamış. Talep edilmemiş.

Unexpected : Beklenmez. Umulmadık. Ummadık. Ümit edilmeyen. Beklenilmeyen. Beklenmedik. Beklenilmedik. Beklenmeyen.

Unasked : Sorulmamış. Sorulmadan. İstenmemiş.

Uninvited : Davet edilmemiş.

Withdraw : Kabuğuna çekilmek. Çekilmek. Almak. Çekinmek. Ayrılmak. Geri almak. Geri çekmek. Çekmek. Geri çekilmek. Para çekmek.

 

Intrusive : Araya giren. Mütecaviz. Kullanışsız. Elverişsiz. Sırnaşık. Zorla giren. İzinsiz ve davetsiz giren. Zorla içeri giren. İzinsiz giren.

Unrequested : Talep edilmemiş. İstenmemiş. Talepsiz. Davet edilmemiş.

Remove : Öçürmek. Kaldırmak. Alıp götürmek. Başka yere götürmek. Silmek. Uzaklaştırmak. Aralık. Elini çekmek. Pille. Adım.

Unbidden synonyms : unbid, gate crashing, take, disburden, take away, infiltrative, lighten.

Unbidden zıt anlamlı kelimeler, Unbidden kelime anlamı

Burden : Zorunluluk. Yük taşıma. Ağırlık. Sorumluluk. Yüklenmek. Sırtına yüklemek. Sıkıntı vermek. Yüklemek. Ağır yük. Yük.

Give : Vermek. Armağan etmek. Uçlanmak. Dogruluğunu kabullenmek. Ödemek. Hediye etmek. Bahşetmek. Bel vermek. Doğruluğunu kabullenmek. Düzenlemek.