Understated türkçesi Understated nedir

  • Ölçülü.
  • Olduğundan az göstermek.
  • Abartısız.
  • Küçültülmüş.
  • Küçük söylemek.

Understated ingilizcede ne demek, Understated nerede nasıl kullanılır?

Understate : Küçümsemek. Tefrit etmek. Olduğundan eksik veya hafif göstermek. Olduğundan eksik göstermek. Hafife almak. Küçük söylemek. Olduğundan az göstermek.

Understatement : Olduğundan az veya küçük veya önemsiz gösterme. Yetersiz kalan ifade. Az gösterme. Bir şeyi olduğundan hafif gösteren ifade. (anlatmaya) yetersiz kalan ifade. Olduğundan küçük gösterme. Tefrit. Eksik beyan.

Understatements : Eksik beyan. Az gösterme. Bir şeyi olduğundan hafif gösteren ifade. Yetersiz kalan ifade. Olduğundan küçük gösterme. (anlatmaya) yetersiz kalan ifade. Tefrit. Olduğundan az veya küçük veya önemsiz gösterme.

Understates : Hafife almak. Tefrit etmek. Küçümsemek. Küçük söylemek. Olduğundan az göstermek. Olduğundan eksik göstermek. Olduğundan eksik veya hafif göstermek.

Understating : Olduğundan eksik göstermek. Olduğundan eksik veya hafif göstermek. Olduğundan az göstermek. Küçük söylemek. Hafife almak. Küçümsemek. Tefrit etmek.

Understand completely : Tamamıyla anlamak.

Understand one another : Birbirini anlamak.

Understand perfectly : İyi anlamak.

Understanding : Uzlaşma. Bir kavramın öğelerini birleştirerek anlamlı bir bütün oluşturma ya da bir simge, söz ya da anlatımın anlamını kavrama. Halden anlar. Anlama yetisi. Kavrayış. Bilgi. Anlama. İzan. Anlayış.

 

Understand each other : Anlaşmak. Uyuşmak.

İngilizce Understated Türkçe anlamı, Understated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Understated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Demure : Sözde mahcup. Ağırbaşlı. Direnme. Mütevazı. Borçlunun süresi biten parayı ödeyememesi. alacaklının ya da borçlunun direnmesi. Çekingen. Uslu. Vakur. Ciddi.

Continent : Avrupa kıtası. İdrarını tutabilen. Ana kara. Britanya ve irlanda haricindeki avrupa kıtası. Kıta. Mutedil. İffetli. Alan. Asya, afrika ...gibi, yeryüzünün altı büyük kara parçasından her biri.

Dimensional : Buutlu. Boyutsal. Ebatlı. Boyutlu. Boyuta ait. Butlu. Dimansiyonel.

Minimised : Simge durumuna küçültülmüş. Azaltılmış.

Calibrated : Kalibresini bulmak. Ayar etmek. Derecelendirmek. Taksimatlı. Ayarlamak. Ayarlı. Kalibre edilmiş. Ölçülenmiş. Ayarlanmış.

Level : Aynı seviyede. Düzgünleştirmek. Düzeçlemek. Düz. Mantıklı. Seviyeli. Bir nesnenin bir başkasına göre kimi niceliklerinde ya da konumunda gösterdiği ayrılık derecesi. Yıkmak. Makul.

Lessened : Küçültmek. Eksilmek. Azalmak. Azaltılmış. Azaltmak. Küçük düşürmek.

Demurer : Sözde mahcup. Ağırbaşlı. Ciddi. Uslu. Vakur. Çekingen. Mütevazı.

Graduated : Dereceli. Ayarlı. Üniversite mezunu. Taksimatlı. Derecelere ayrılmış. Mezun. Kademeli. Mezun olmuş. Derece bölüntülü.

Understate : Olduğundan eksik göstermek. Tefrit etmek. Küçümsemek. Hafife almak. Olduğundan eksik veya hafif göstermek.

 

Understated synonyms : tasteful, belittled, mensurable, unpretentious, unostentatious, measured, gaugeable, careful, understating, shrunk, understates, calculational, diminished, literal, demurest, carefuller, minimized, conservative, measurable, coolest.

Understated zıt anlamlı kelimeler, Understated kelime anlamı

Tasteless : Kabak. Tatsız. Yavan. Tadı olmayan. Midesiz. Zevksiz. Lezzetsiz. Tadı tuzu yok. Yavan (yemek). Uygunsuzluk.