Unsure türkçesi Unsure nedir

Unsure ile ilgili cümleler

English: Ali was unsure how to react.
Turkish: Ali nasıl tepki vereceğinden emin değildi.

English: Ali was unsure what to say.
Turkish: Ali ne söyleyeceğine emin değildi.

English: Ali was unsure how to proceed.
Turkish: Ali nasıl ilerleyeceğinden emin değildi.

English: Ali was unsure what to say next.
Turkish: Ali daha sonra ne söyleyeceğinden emin değildi.

English: Ali was unsure what Mary would be like and he wondered whether she would get along with his friends.
Turkish: Ali Mary'nin nasıl biri olacağından emin değildi ve onun arkadaşlarıyla geçinip geçinmeyeceğini merak etti.

Unsure ingilizcede ne demek, Unsure nerede nasıl kullanılır?

Unsure of oneself : Özgüveni olmama. Kendine güvenmeme.

Unsurely : Tehlikeli bir şekilde. Tartışılabilir bir şekilde. Kuşkulu bir şekilde. Emin olunmayan bir şekilde. Belirsizce. Şüpheli bir şekilde. Meşruten. Hayal meyal bir biçimde. Zor anlaşılır biçimde. Kesin olmayan bir şekilde.

Unsureness : Belirsizlik. Kararsızlık. Emin olunmama durumu.

Unsurfaced : Taşıtların seyrine uygun zemini olmayan (yol vb). Sathı bozuk. Satıhsız.

Unsurmountable : Aşılmaz.

Unsubmissiveness : İtaatsizlik. Riayetsizlik. Uysal olmama. Boyun eğmeme. Karşı gelme. İtaatsiz olma durumu. Uymama.

 

Unsurveyed : Keşfi yapılmamış. İncelenmemiş. Gözden geçirilmemiş.

Unsurpassably : Üstesinden gelinemez bir şekilde. Aşılamaz bir şekilde.

Unsurprising : Afallatıcı olmayan. Şaşırtıcı olmayan. Hayret uyandırmayan. Normal.

Unsubmissive : Asi. Dik kafalı.

İngilizce Unsure Türkçe anlamı, Unsure eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unsure ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Drabness : Can sıkıntısı. Sönüklük. Sersemlik. Rüküşlük. Melankoli. Kasvet. Yavanlık. Zevksizlik. Durgunluk.

Chancy : Kesin olmayan. Şüpheli. Talihli.

Unassertive : İddiasız. Hakkını savunmayan. Kendine güvenmeyen. İddaalı olmayan.

Confidence : Görgül, mantıksal ya da sayımsal işlemlere dayanarak bir gözlemsel bilgi ya da bulgunun öyle olduğu ya da öyle kalacağı duygusu. İtimat. Kendine güven. Güvenirlik. İman. Güven duygusu. Sır. Güven. İnanma.

Darks : Bilgisizlik. Gölge. Koyu renk. Koyu. Koyu renkler. Cehalet içinde. İzbe. Çepel. Akşam.

Dicey : Şansa kalmış. Şüpheli. Rizikolu. Tehlikeli.

Unconvinced : İkna olmamış. İnanmamış. Şüphe eden.

Adventurous : Maceracı. Tehlikeli. Serüven seven. Cüretli. Gözüpek. Cesaret isteyen. Serüven dolu. Serüvenli. Gözü pek.

Amphiboly : İki anlamlılık. İfadesel müphemlik. Çok anlamlılık. Çeşitli şekillerde ifade edilen ifade veya cümle. İki anlamlı ifade.

Dangerous : Korkulu. Patlayıcı. Tehlikeli. Tehlikeli ve zehirli maddeler. Çekinceli. Muhataralı. İş hakları tüzüğüne göre elyaf tozları, toz, duman, gaz, sis, buharlar gibi terimlere ayrılan ve bu terimlerde gerekli açıklamaları yapılan parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli ve zehirli maddeler. Parlayıcı.

 

Unsure synonyms : jealous, hairiest, dubious, incertain, dark, dodgy, ambiguities, self confidence, distrustful, uncertain, dimness, diciest, hanging on a thread, ambivalent, dareful, groping, trustless, dodgier, self assurance, forbidding, doubtful, timid, gunshy, mistrustful, amphibiousness, diffident, authority, hairier, crabbedness, ambivalence, certainty, chanciest, unsafe.

Unsure zıt anlamlı kelimeler, Unsure kelime anlamı

Confident : Kendinden emin.

Diffidence : Çekingenlik. Mahcubiyet. Kendine güvensizlik. Utangaçlık. Kaçınma. Pısırıklık. Çekinme.

Certain : Şüphesiz. Falanca. Belirlenmiş. Belli. Kesin. Herhangi bir. Emin. Ayrım. Mutlak. Muhakkak.

Unsure antonyms : sure, uncertainty.