Uplift türkçesi Uplift nedir

  • Alttan kaldırmak.
  • Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Kalkındırmak.
  • Coşturmak.
  • Yükselme.
  • Katmanların içgüçlerin etkisiyle asal durumlarını yitirerek kubbe, çıkık, kıvrım vb. biçimler alması.
  • Yükseltmek.
  • Gaza getirmek.
  • Daha iyi bir duruma getirmek.
  • Yüceltmek.
  • Yukarı çıkarmak.
  • Canlandırmak.
  • Yukarı dikmek (göz).
  • Yerkabuğunun bir bölümünün, deniz yüzüne göre, daha yüksek bir düzeye çıkması ya da bir kabartı yapması.
  • Yukarı kaldırmak.
  • Moralini yükseltmek.

Uplift ile ilgili cümleler

English: Adding up numbers is very uplifting.
Turkish: Sayıları toplamak çok mutlu edicidir.

Uplift ingilizcede ne demek, Uplift nerede nasıl kullanılır?

Uplift bra : Destekli sutyen.

Uplift braissiere : Sutyen.

Uplifted : Yüceltmek. Yukarı dikmek (göz). Mutlu. Yukarı kaldırmak. Yükseltmek. Coşkun. Sevinçli. Kalkındırmak. Canlandırmak.

Uplifter : Kaldırıcı. Kaldıraç. Yükseltici. Yükselteç. Yükselten. Kaldıran eşya. Kaldıran kişi. Kaldırıcı alet. Kaldıran.

Uplifters : Kaldırıcı. Kaldıraç. Yükselteç. Kaldıran. Yükseltici. Kaldırıcı alet. Kaldıran eşya. Yükselten. Kaldıran kişi.

Uplinks : Alt sistemden ana sisteme doğru bağlantı. Çıkış yolu. Yerden uyduya bağlantı sağlayan radyo kanalı. Yeryüzü-uydu bağı. Uyduya çıkış hattı. Yeryüzündeki bir istasyondan bir iletişim uydusu veya havada bulunan başkaca bir vericiye sinyal taşıyan bağlantı kanalı. Yer-uydu bağlantısı. Yer-uydu bağı.

 

Uplifting : Mutluluk veren. Moral verici. Neşelendirici. Canlandırıcı. Ruhu şenlendirici. Primin arttırılması. Canlandıran. Moral yükseltici.

Acoustic coupling : Akustik bağlama. Akustik bağlaşım. Akustik kuplaj.

Upliftment : Kalkındırma. Canlandırma. Kaldırıma. Yükseltme. Yüceltme. Kaldırma işi. Yükseltme işi.

Uplinking : Alt sistemden ana sisteme doğru bağlantı. Çıkış yolu. Uyduya çıkış hattı. Yer-uydu bağı. Yerden uyduya bağlantı sağlayan radyo kanalı.

İngilizce Uplift Türkçe anlamı, Uplift eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Uplift ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Advancements : Terfi. İlerleme. Gelişme.

Animates : Yaşam bulmak. Canlılık kazandırmak. Hareketlendirmek. Hayat bulmak. Diriltmek. Can vermek. Hayat vermek. Neşelendirmek. Anime etmek.

Bring to life : İhya etmek. Hayat vermek. Diriltmek.

Enthuse : Bayılmak. Hayran kalmak. Ballandıra ballandıra anlatmak. Coşmak. Hayranlık göstermek. Çok ilgi göstermek. Hayran bırakmak. Şevk vermek. Gayrete gelmek.

Distinction : Üstünlük. Şöhret. Olay, nesne ve özellikler arasında ayırt edilebilir başkalık. Ödül. Paye. Ayırma. Ayırt etme. Ayırtım. Fark.

Bestirred : Koşturtmak. Kaldırmak. Aceleye getirtmek. Yerinden oynatmak. Harekete geçirmek.

Flux : Akış. Suların kabarması. Eritme. Akı. Akıntı. Değişim. Oynaklık. Met. Değişip durma.

Coming up : Belirme. Gözükme. Ortaya çıkma. Görünme. Yaklaşma. Yanaşma. İleri fırlama.

 

Aggrandised : Abartılmış. Güçlendirilmiş (ayrıca aggrandized). Büyütülmüş. Büyütmek. Çoğaltılmış. Artırmak. Çoğaltmak. Abartmak.

Upholds : Desteklemek. Sürdürmek (ingiliz ingilizcesi). Tutmak. Sürdürmek. İdame etmek. Tasdik etmek. Uygun bulmak. İltizam etmek. Muhafaza etmek.

Uplift synonyms : tickle pink, enfevers, distinctions, dignifies, boosted, drive up, boosts, ennobles, upheld, advancement, arise, emboldens, ascensions, enrapture, reconstruct, uplifts, move up, reconstructing, embolden, deifies, canonise, excite, aggrandizes, enhances, go up, hoist, accelerates, upholding, aggrandizing, amplifies, hoisted, stimulate, brisk up.

Uplift zıt anlamlı kelimeler, Uplift kelime anlamı

Depress : Alçaltmak. Neşesini kaçırmak. Kısmak. Durgunlaştırmak. Sıkmak. Canını sıkmak. Üzmek. Bastırmak. Düşürmek. Moralini bozmak.

Fall : Ölmek. Gece çökmek. Rastlamak. Yatağa düşmek. Atışmak. Satakda mal, pay belgiti, para kambiyo ve benzerleri geçer değerlerindeki düşüş. Tam yerine denk gelmek. Düşmek. Vurmak. Hastalanmak.

Uplift ingilizce tanımı, definition of Uplift

Uplift kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To elevate. To lift or raise aloft. To raise. As, to uplift the arm. A raising or upheaval of strata so as to disturb their regularity and uniformity, and to occasion folds, dislocations, and the like. To uplift a rock.