Uplifting türkçesi Uplifting nedir

  • Canlandırıcı.
  • Mutluluk veren.
  • Primin arttırılması.
  • Moral verici.
  • Moral yükseltici.
  • Canlandıran.
  • Neşelendirici.
  • Ruhu şenlendirici.

Uplifting ile ilgili cümleler

English: Adding up numbers is very uplifting.
Turkish: Sayıları toplamak çok mutlu edicidir.

Uplifting ingilizcede ne demek, Uplifting nerede nasıl kullanılır?

Uplift bra : Destekli sutyen.

Uplift braissiere : Sutyen.

Uplift : Yukarı kaldırmak. Yükseltmek. Gaza getirmek. Yukarı çıkarmak. Yukarı dikmek (göz). Alttan kaldırmak. Canlandırmak. Katmanların içgüçlerin etkisiyle asal durumlarını yitirerek kubbe, çıkık, kıvrım vb. biçimler alması. Kalkındırmak. Daha iyi bir duruma getirmek.

Uplifted : Yükseltmek. Coşkun. Yüceltmek. Yukarı dikmek (göz). Sevinçli. Yukarı kaldırmak. Mutlu. Canlandırmak. Kalkındırmak.

Uplifter : Yükseltici. Kaldırıcı alet. Kaldıran. Kaldıraç. Kaldırıcı. Kaldıran kişi. Yükselteç. Yükselten. Kaldıran eşya.

Uplifters : Kaldıraç. Kaldırıcı. Kaldıran. Yükselteç. Yükselten. Kaldıran eşya. Kaldırıcı alet. Yükseltici. Kaldıran kişi.

Uplifts : Alttan kaldırmak. Yukarı kaldırmak. Canlandırmak. Moralini yükseltmek. Daha iyi bir duruma getirmek. Gaza getirmek. Yüceltmek. Kalkındırmak. Yükseltmek. Yukarı dikmek (göz).

Upliftment : Yükseltme işi. Kaldırma işi. Kalkındırma. Canlandırma. Kaldırıma. Yükseltme. Yüceltme.

 

İngilizce Uplifting Türkçe anlamı, Uplifting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Uplifting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cheerful : Neşeli. İçten gelen. Hoş. Güleç. Güler yüzlü. Şen. İstekli. Neşe saçan. Keyifli.

Ascent : Harfin üst çıkıntısı. Yukarı doğru giden yol. Çıkış. Bayır. Tırmanış. Yükseliş. Tırmanma. Bir yer veya mekandan çıkmak için kullanılan yer. Yamaç.

Elater : Canlılık katan şey. Bazı bitkilerde sporları dağıtmaya yarayan elastik yapı. Coşturan şey. Canlılık katan kimse. Mutluluk veren şey. Mutluluk veren kimse. Belli bitkilerde sporları dağıtmaya yarayan elastik yapı (botanik terimi). Neşelendiren kimse. Bir çeşit böcek (zooloji). Neşe veren.

Crispy : Gevrek. Taptaze ve sulu (meyve veya sebze). Kıtır kıtır. Zinde. Kırışık. Çıtır çıtır. Taze. Kıvırcık. Körpe.

Embodiers : Belirten. Bir bütün halinde toplayan. Düzenleyen. Şekillendiren. İnsan şekline sokan. Birleştiren. Tek vücut olarak bir araya getiren. Şekilleştiren. Toplayan. Biçimlendiren.

Arousing : Kışkırtan. Tahrik eden. Uyandıran. İlham veren.

Animating : Anime etmek. Diriltmek. Canlandırma. Canlandırmak. Neşelendirmek. Hareketlendirmek.

Animators : Animatörler. Animatör. Neşelendiren kimse. Çizgi film ressamı.

Livening : Neşelenmek. Neşelendirmek. İlham veren. Canlanmak. Hareketlendiren. Neşelendiren. Canlandırmak. Canlılık katan.

Bracings : Zinde yapan. Destekleyiş. Kuvvetlendirici. Destekleme. Bağlantı. Temiz ve sağlıklı. Dayanak. Zindeleştiren.

 

Uplifting synonyms : vitaliser, enlivening, heartier, crispier, cheering, crispiest, blessed, inciter, activator, inspiring, animaters, refreshing, elating, visualiser, exhilarant, rise, vitalizer, ascension, rising, animator, exhilarative, animater, embodier, elaters, heartening, exhilarating, vitalizers, inciters, bracing.

Uplifting zıt anlamlı kelimeler, Uplifting kelime anlamı

Fall : Düşüş. Kötü yola düşmek. İnmek. Asılmak. Düşmek. Yaralanmak. Güz. Dökülmek. Sonbahar. Dağılmak.