Utility theory of value türkçesi Utility theory of value nedir

  • Değerin yarar kuramı.
  • Malların değişim oranlarının, tüketicilerin o malın son biriminde elde ettikleri faydaya göre belirlendiğini ileri süren kuram. krş. öznel değer kuramı, marjinalizm.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Değer fayda kuramı.
  • Fayda değer kuramı.

Utility theory of value ingilizcede ne demek, Utility theory of value nerede nasıl kullanılır?

Utility : Herhangi bir ekin öğesinin herhangi bir insan isteğini karşılama özelliği. Yardımcı program. Kamu hizmeti. Kamu hizmeti gören kuruluş. İşe yarar şey. Yararlılık. Maksada uygunluk. Yarar. Bir gözlem ya da ölçme aracının kullanılma ve yararlanmaya elverişlilik düzeyi. Yardımcı izlence.

Theory : Kuram. Bilgisayar, eğitim, kimya, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bilimsel bilgilerden türetilen ve gerçeklenmeye açık olmakla birlikte henüz gerçeklenmemiş olan bilgiler dizgesi, bk. kurmaca. Düşünce alanında kalan bilgi ve bu nitelikteki bilginin bilimsel temel ve kuralları. gözlem konusu olan bir sınıf olay ve ilişki üzerinde yapılan deneyler sonucu doğruluğu hemen hemen kesinleşen yöntemli açıklama. Bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemle saptanmış bir genel bilgi ve açıklama düzeni. Teori. Bir sonucu ilgilendiren düşüncelerin tümü, düşünce alanında kalan bilgi ve bu bilginin temel ve kuralları. Nazariye. Özdeğin , araştırma sınırları içindeki tüm nitel ve nicel ilişki, durum ve devinimlerinin, gözlem, varsayım, deney ve yasalarla belirlenen bilgileri üzerine düşünsel olarak kurulan genel düzenleme.

 

Of : -den övünerek bahsetmek. -li. -nın. Den. In. -den. Yüzünden. Nin. -nin. Karşı.

Value : Göz ardı etmemek. Kıymetini bilmek. Değerlendirmek. Paha biçmek. Para değeri. Değişim değeri. Kıymet. Keşide etmek. Kıymet takdir etmek.

Labor theory of value : Emek-değer teorisi. Emek değer teorisi.

Augmentation of value : Tümdeğer ve yazılık değeri ile bir ilişkisi olmaksızın belirli bir süre içinde değerde görülen artış. Değer artışı. Mal değeri artımı.

Subjective theory of value : Malların nesnel ve ölçülebilir bir değeri bulunmadığını, malların değerinin kişilerin elde ettiği faydaya göre değişebileceğini diğer bir deyişle öznel olduğunu ileri süren ve k. menger, gossen, w.s. jevons, l. walras gibi iktisatçılar tarafından geliştirilen kuram. Öznel değer kuramı.

Be of value : Değerli olmak. Kıymetli olmak.

Article of value : Kıymetli eşya. Değerli eşya.

İngilizce Utility theory of value Türkçe anlamı, Utility theory of value eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Utility theory of value ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

 

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

Utility theory of value synonyms : abnormal budget, a change in supply, abnormal budget expenditures, a change in individual demand, abnormal budget receipts, a shift in individual demand.