Subjective theory of value türkçesi Subjective theory of value nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Malların nesnel ve ölçülebilir bir değeri bulunmadığını, malların değerinin kişilerin elde ettiği faydaya göre değişebileceğini diğer bir deyişle öznel olduğunu ileri süren ve k. menger, gossen, w.s. jevons, l. walras gibi iktisatçılar tarafından geliştirilen kuram.
  • Öznel değer kuramı.

Subjective theory of value ingilizcede ne demek, Subjective theory of value nerede nasıl kullanılır?

Subjective : Kişisel bakış açısı ile ilgili. Yalnız hasta tarafından algılanan. Özneyle ilişkisi olan; öznede oluşan. nesnelerin gerçeği yerine öznenin düşünce ve duygularına dayanan. Sübjektif. Kişiye göre değişen. Düşsel. Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hayali. Öznel. Yalnızca hasta tarafından hissedilen.

Theory : Bilimsel bilgilerden türetilen ve gerçeklenmeye açık olmakla birlikte henüz gerçeklenmemiş olan bilgiler dizgesi, bk. kurmaca. Teori. Bilgisayar, eğitim, kimya, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kuram. Düşünce alanında kalan bilgi ve bu nitelikteki bilginin bilimsel temel ve kuralları. gözlem konusu olan bir sınıf olay ve ilişki üzerinde yapılan deneyler sonucu doğruluğu hemen hemen kesinleşen yöntemli açıklama. Bir sonucu ilgilendiren düşüncelerin tümü, düşünce alanında kalan bilgi ve bu bilginin temel ve kuralları. Bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemle saptanmış bir genel bilgi ve açıklama düzeni. Özdeğin , araştırma sınırları içindeki tüm nitel ve nicel ilişki, durum ve devinimlerinin, gözlem, varsayım, deney ve yasalarla belirlenen bilgileri üzerine düşünsel olarak kurulan genel düzenleme. Nazariye.

 

Of : Karşı. -den övünerek bahsetmek. İle ilgili. Yüzünden. -dan. Hakkında. -nın. Li. -den. Nin.

Value : İtibar. Değişim değeri. Değerlendirmek. Değer. Değer vermek. Kıymet. Kıymetini bilmek. Önem vermek. Ç.değer yargısı. Önem.

Labor theory of value : Emek-değer teorisi. Emek değer teorisi.

Utility theory of value : Malların değişim oranlarının, tüketicilerin o malın son biriminde elde ettikleri faydaya göre belirlendiğini ileri süren kuram. krş. öznel değer kuramı, marjinalizm. Fayda değer kuramı. Değerin yarar kuramı. Değer fayda kuramı.

Augmentation of value : Tümdeğer ve yazılık değeri ile bir ilişkisi olmaksızın belirli bir süre içinde değerde görülen artış. Mal değeri artımı. Değer artışı.

Article of value : Kıymetli eşya. Değerli eşya.

Be of value : Kıymetli olmak. Değerli olmak.

İngilizce Subjective theory of value Türkçe anlamı, Subjective theory of value eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Subjective theory of value ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Subjective theory of value synonyms : abnormal budget, a change in individual demand, a pass through certificate, abnormal budget expenditures, a change in demand, abnormal budget receipts.