Uygu nedir, Uygu ne demek
Uygu; Matematik, İsim alanlarında kullanılan bir terimdir.
Matematik'te terim anlamı:
[Bakınız: bağıntı].
Uygu isminin anlamı, Uygu ne demek:
Uyum, uygunluk. Uygu ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.
Uygu ile ilgili Cümleler
- Ali uygun bir adaydır.
- Bizim her pazartesi koro uygulamamız var.
- Ali uygun şekilde Fransızca konuşmuyor.
- Uygulama problemleri için cevaplar kitabın sonunda.
- Uygurca bir Türk dilidir.
- O zaman da haydutlar rıhtım kapısına daha önce gitmeyi uygun buldular.
- Umduk, bekledik, düşündük. Hangi şey umduğumuza uygun düştü?
- Artık uygun bir eylem gerekli.
- Uygun bir çeviri bulmak zor.
- Doğru oraya gitmiş olsaydınız herhâlde uygun olurdu.
- Uygun bir sözlük tavsiye edebilir misin?
- Uygun nitelikler pozisyon için gereklidir.
- Uygulamalar şimdi kabul ediliyor.
- İşte Ahmet Kerim, ilk bakışında Ömer Beyefendi'nin bu eserini yırtıp sepete atmak üzereyken bu ihtimale dayanarak onun gazeteye konulmasını uygun görmüştü.
- Uygun olan bir çelik kasaya değerli eşyalarımı koymak istiyorum.
- Bu, bizim kızın yaradılışının, ablamın koyduğu yeni töreye uygun gelmeyişidir.
- Yorumlarınız uygunsuzdu.
- Bu son derece uygun gözüküyor.
Uygu ile ilgili Atasözü veya Deyim
huyu huyuna suyu suyuna (uygun) : iki kişinin her yönden birbirine uygunluğunu anlatmak için kullanılan bir söz.
uygun bulmak : yakışır, yaraşır görmek.
uygun düşmek : yakışmak, yaraşmak, elverişli olmak.
uygun gelmek : yakışmak, yaraşmak elverişli olmak uymak.
uygun görmek : yakışır, yaraşır görmek, elverişli bulmak.
uygun olmak : isabetli, yerinde olmak bağdaşmak sakıncalı görülmemek.
zemin ve zamana uygun : konuya, içinde bulunulan şartlara uygun.
Uygu anlamı, tanımı
Avrupa iyi tarım uygulamaları : Avrupa Perakendeciler Çalışma Grubu içindeki perakendeciler tarafından 1997 yılında başlatılmış iyi tarım uygulamaları ölçünleri
Bağışlanan hakkın uygulama yeri : Verilen hakkın uygulanacağı ulusal sınırlarla kısıtlı alan.
Başvurmanın yordamına uygunluğu : Başvurmanın, yasa ya da yönetmeliklerde belirtilen biçimde yapılması.
Burun içi uygulama : İlaçların burun mukozasına uygulanması.
Büyük doku uygunluk kompleksi : Antijen sunucu hücreler yüzeyindeki glikoprotein kompleks. İşlenmiş antijeni bağlar ve onları T hücrelerine sunar. Sınıf -I moleküller çekirdekli tüm vücut hücrelerinde bulunur. Sınıf II moleküller, makrofajlar, dentritik hücreler ve etkin B lenfositleri gibi antijen sunucu hücrelerin yüzeyinde bulunur, insan lökosit antijeni, MHC.
Darwin uygunluğu : Bir sonraki dölün gen havuzuna doğru orantılı katkısı ile ölçülen bir genotipin uygunluğu.
Döl yatağına uygulama : Döl yatağı boşluğuna herhangi bir ilaç veya maddenin katater aracılığıyla verilmesi, intrauterin uygulama.
Duygulanım uygunluğu : Coşkusal tepkilerin, durumun gerektirdiğine uygun düşmesi.
Düşük sıcaklık uygulayımı : Genellikle -100°C altındaki sıcaklıklarda yapılan işlemlere ilişkin uygulama.
Eli ağzına uygun : Hali vakti yerinde, geçim darlığı çekmeyen.
En uygun ayırım : Üretim etkenlerinin en çok verim sağlayacak biçimde düzenlenip uygulanması.
En uygun benzetme yönü : Varlıkların ortak niteliklerinden, benzetmeye, en güzel, en uygun düşeni.
En uygun çizgi : Bir serpilmede, gözlemlerin tam bağıntı durumunda almaları gereken değerleri gösterir noktalardan oluşan ya da kendisinden olan sapmaları en aza indirgeyen çizgi. bk. birlikte gidişim çizgisi.
En uygun gereksinim : Bir vitaminin normalden daha fazla miktarının hayvan sağlığını, döl verimini ve diğer verimlerini daha fazla iyileştiremediği miktarı, optimal gereksinim.
En uygun karar işlevi : (Karar kuramı) Karar kuramında, çekince işlevi açısından kendisinden daha iyisi olmayan karar işlevi.
En uygun paylı katmanlı örnekleme : Her katmandan büyüklüğüyle olduğu kadar değişkenliğiyle orantılı örnek alan katmanlı örnekleme.
En uygun sayı : Bir ölçme aracına, konusunu en yetkin biçimde ölçmeye elverecek bir büyüklük kazandıran yeterli sınar sayısı.
En uygun sınama : (İstatistiksel sınamalar) Bir önsav sınamasında, gücü en büyük olan sınama.
En uygun yoğunluk : Bir bölge ya da ülkede nüfus yoğunluğunun, doğal kaynaklar ve çalışma olanaklarından en verimli ve uygun biçimde yararlanmaya elverişli bir düzeyde bulunması.
Eniyi imalat uygulamaları : Hükümet öncülüğünde sanayi ve akademik kuruluşlardan oluşan özel ve kamu kuruluşlarının birlikte etkin bir biçimde çalışmasını esas alan etkin takım ve ortaklık stratejilerinin uygulanması, geliştirilmesi amacıyla hazırlanan bir hükümet programı.
Epidermal uygulama : Çeşitli deri hastalıklarında ilaçların merhem, çözelti, süspansiyon, losyon, krem, pudra, mikstür ve macun biçiminde deri üzerine sürülerek uygulanması.
Garo uygulaması : Bacakların incik veya bukağılıklarındaki atardamar kanamalarında veya bu bölgelerde yapılacak olan ameliyatlarda kanama riski varsa bölgenin üst kısmından lastik bir tüp (garo) koyarak kanamanın geçici olarak durdurulması.
Germe teli uygulaması : Olecranon, trochanter major, patellae, tuberositas tibia, malleolus ve calcaneusdaki çekip koparma kırıklarının tedavisi için kullanılan ve bu tip kırıklarda kemiğe bağlı kas, tendo veya ligamentin kırık hattını ayırmasını engelleyen, telle kırık hattını birbirine doğru sıkıştıran yöntem.
Gümrük uygulayımı : Her türlü gümrük yöntem ve düzeni. Gümrük bildirmeliği, malların ağırlık ya da değerlerinin saptanması yolları, sarmalaç ve benzerleri gibi, gümrük yönünden kendine özgü yanları olan işlerin tümü.
Hale uygunluk : (Söz sanatı terimi) Üslûpta zamana, yere ve kişilere göre dikkat edilmesi gereken noktalar.
İç uygulayım : Stanislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncunun yaratısı için önemli olan, onun belli bir durumu ortaya çıkartmaktaki yetisini eğitilmiş bir duruma getiren çalışmaların sonucudur. Kısacası oyuncunun iç dünyasını hazırlamada elde ettiği uygulayımdır.
İntralezyonal uygulama : İlaçların lezyon içine verilmesi.
İntratekal uygulama : İlaçların genellikle. bel omurları arasındaki aralıktan subaraknoit aralığa verilmesi.
İntrauterin uygulama : Döl yatağına uygulama.
İyi imalat uygulamaları : Bir malın kalitesi, üretimin güvenilirliği ve devamlılığı gibi her türlü önlemin alınması.
İyi imalat uygulamaları belgesi : Bir üretim tesisinde iyi imâlat uygulamaları yapıldığına ilişkin yetkili makamlarca verilen belge.
İyi tarım uygulamaları : Tarımsal üretim sistemini iktisadi açıdan kârlı ve verimli, sosyal açıdan yaşanabilir, insan ile hayvan sağlığına ve çevreye duyarlı kılarak gönenci artıran, dünyada bütünleşik ürün yönetimini önplana çıkaran sürdürülebilir kalkınmanın tarımsal ayağını oluşturan uygulamalar bütünü. İyi tarım uygulamaları Avrupa iyi tarım uygulamaları adı altında başlayıp, küresel iyi tarım uygulamaları ile geliştirilen uluslararası ölçünleştirme girişimlerini kapsamaktadır.
Kalça protezi uygulaması : Caput ossis femoris ve collum ossis femoriste yıkımlanmalar bulunduğu zaman bu kısımların eksize edilip atılarak yerine aynı boyutta plastik veya inert özellikte bir protez uygulaması işlemi.
Kaytan yakısı uygulaması : Kronik yangıların neden olduğu topallıkların tedavisi için ilgili eklem bölgesinin deri altına, gazlı bezden fitil dren geçirilmesi işlemiyle bölgede derivasyonun sağlanması.
Kısıtlı tecim uygulaması : Bulgunun işletilmesi için verilen özel izinde, tecimle ilgili kimi sınırlamaların yapılması.
Konjunktiva altı uygulama : Göz için hazırlanan damla veya pomat biçimindeki ilaçların konjunktiva altına uygulanması.
Kullanmayı uygun bulma : Bir markayı ya da benzerini, başkasının kullanmasını uygun bulma (Benzer markaların kütüğe yazımı böylece yapılabilir).
Küresel iyi tarım uygulamaları : Bangkokta sekincisi gerçekleştirilen küresel konferansta alınan kararla Avrupa iyi tarım uygulamaları yerine 2007 yılında oluşturulan iyi tarım uygulamaları ölçünleri.
Medulla içi pin uygulaması : Kırılmış kemik parçalarının bir çelik çivi yardımıyla uç uça getirilerek bu durumda kalmasının sağlanması.
Mideye tüp uygulaması : Yem tüketemeyecek kadar hasta hayvanları mideden beslemek amacıyla, karın duvarından bir kesit yapılarak mideye tüp yerleştirilmesi.
Ödeneklikte önceden uygulama izni iıkesi : Olağanüstü durum ve koşulların etkisi nedeni ile üzerinde çalışılmakta olan "ödeneklik", Büyük Millet Meclisince incelenerek onanıncaya ve yasa haline getirilinceye kadar bir evvelki ödeneklik yasasında belirtilen yargılara göre bakanlar kuruluna uygulama yetkisi verilmesi.
Ölçünlere uygunluğu gösteren ulusal markalar : Var olan ölçünlere (standartlara) uygun olarak yapılan yapıtlar ve ürünler üzerine, ölçün kurallarınca konulan markalar.
Örneğe uygun : Mal ya da herhangi bir nesnenin daha önceden alınmış olan örneğine tümüyle uygun olması.
Özel uygulamalık takım çeliği : Özel uygulamalar için, belirli nicelikte yapılan takım çeliği.
Özne yüklem uygunluğu : Cümlede özne ile yüklemin sayıca uyuşması: Siz vakaları bir saati söker gibi mütalâa ediyorsunuz dedi (A. H. Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler, s. 143). Ne ise, ben burada oturacağım, istersen sen bahçeye çık (Ö. Seyfettin, Harem, s. 241). Ben kendimi ve Nilüfer'i bu adamın merhametinden kurtarmalıyım (P. Safa, Matmazel Noraliyanın Koltuğu, s. 83). Dinle Rüstem, biz seninle hac yoldaşıyız beraber gittik, geldik (T. Buğra, Yağmur Beklerken, s. 219). Saray sultanları şehrin biraz dışındaki Ferah-Bağ'da gezinirlermiş (F. R. Atay, Gezerek Gördüklerim, s. 158) vb.
Periton içi uygulama : İlaçların doğrudan karın boşluğu içine uygulanması.
Pilot uygulama : Alınacak sonuçlara göre öteki birimler veya bölgelerde uygulamaya geçilmesi amacıyla yeni bir üretim süreci, kalkınma projesi veya iktisadi ve mali uygulamaların önce belli bir tesis, fabrika veya bölgede denenmesi.
Plak uygulaması : Kırığın operatif tedavisi için metalden hazırlanmış, vidayla tutturulan plakaların kırık kemik parçalarına uygulanması.
Postkoyital uygulama : Çiftleşmeden sonra tercihen 24 saatlik zaman içinde ilaca başlayarak yapılan uygulama.
Rektal uygulama : Düz bağırsak yolu.
Sahne uygulayımcıları : Sahnede dekoru yerleştiren, kaldıran ve her türlü uygulayım işini yerine getiren kişiler.
Sinema uygulayımı : Bir filmi gerçekleştirmek için başvurulan uygulayımsal araçların kullanılmasıyla ilgili yöntemler.
Solunum uygulayımı : Doğru bir solunum için alıştırmalarla geliştirilen yöntemle elde edilen uygulayım.
Soruşturu uygulama : Soru çizinliğinin doldurulmak üzere çeşitli yollardan yanıtlayıcılara iletilmesi ve doldurulmuş olanların toplanması.
Splint uygulamaları : Kırılan kemiğin bağlı olduğu bacağı tamamen içine alarak onu hareketsiz tutacak tarzda yapılan, bir nevi çemberli sabit baston. Park-Hill, Stader, Kirschner, Tower, Schroeder ve Thomas splintleri gibi birbirine çok benzeyen modelleri vardır.
Televizyon uygulayımı : Bir televizyon izlencesini gerçekleştirmek bu izlenceyi yayına hazırlamak için başvurulan uygulayımsal araçların ve yöntemlerin tümü.
Tendo yırtığında dikiş uygulaması : Kopan tendo uçlarının birbirine dikilerek tutturulması işlemi.
Tiyatro uygulayımı : Yazarlık, sahneye koyma, sahne tasarımı, oyunculuk ve benzerleri konuları kapsamına alan deyim.
Topikal uygulama : Göz, ağız, burun, anüs gibi bölgelere çoğunlukla yerel anesteziklerin yalnız başlarına veya başka ilaçlarla birlikte uygulanması.
Trake içi uygulama : Endotraheal boru takılmış hastalarda ilaç çözeltisinin bu boru içinden geçirilen bir kataterden soluk borusu mukozası yüzeyine uygulanarak oradan emilmeye bırakılması.
Trakiyal tüp uygulaması : İnhalasyon anesteziklerinin doğrudan uygulanabilmesi için ağız yolundan soluk borusuna kadar uzanan plastik bir tüp konulması, endotrakiyal entübasyon.
Transdermal uygulama : İlacın özel bir farmasötik biçim içinde ve deriden emilerek dolaşıma girmesini sağlamak amacıyla deri üzerine uygulanması.
Uyguç : Tahta kaşık yapmak için kullanılan gereç.
Uygulama alanı : İş yasasının kapsadığı sınırlar çevresi içinde yapılabilecek tüm işlemlere ilişkin alan.
Uygulama bahçesi : Okullarda, özellikle köy ilkokullarında, tarım dersi başta olmak üzere kimi derslerle ilgili kılgısal çalışmalara olanak sağlamak amacıyla düzenlenen bahçe.
Uygulama bilgileri : Bir şeyi kolaylıkla, ustaca yapabilme bilgileri.
Uygulama değişikliği : Ölçme aracının değişik uygulanmalarından ötürü ölçümler arasında beliren çeşitlenme.
Uygulama dersi : Öğretmen adaylarınca verilen ve sonra ilgili öğretmen ya da öğretmenlerin de katılmasıyla değerlendirilen ders. bk. örnek ders.
Uygulama izlencesi : Kullanıcının özel gereksemelerini karşılamak üzere tasarlanıp gerçekleştirilmiş bilgisayar izlencesi. Dizge yazılımı karşıtlığında kullanılır.
Uygulama okulu : Öğretmen adaylarına bir programa göre sürekli olarak gözlemde bulunma, denemeler yapma, etkinliklere katılma ve uygulama dersleri verme olanağını sağlayan, öğretmen okuluna bağlı ya da onunla sıkı işbirliği yapan okul.
Uygulama şahnesi : Tiyatro öğrencilerinin uygulama yapmalarına elverişli sahne. Oyuncuların yeni biçim denemeleri için kullandıkları sahne.
Uygulama tasarısı : Bir yapının kurulmasında uyulması gereken uygulayımsal ilkeleri belirleyen tasar-çizim.
Uygulamacılık : Yalnız insanın kendisine yararlı olarak kullanabileceği şeyi gerçek sayan, gerçeğin ve doğrunun değerini, onun uygulamada sağladığı yarara göre saptayan öğreti.
Uygulamalı araştırma : Uygulamada işlevsel gereksinmelere karşılık olacak ve iş görecek bilgilere ulaşmak amacıyla yapılan araştırma.
Uygulamalı budunbilim : Asıl önemi ve uygulanışı İkinci Dünya savaşından sonra anlaşılan, en çok da eğitim, yönetim, askerlik, sanayi, ticaret ve benzerleri alanlarında uygulanan budunbilim. Budunbilim konu ve kuramlarını düşünsel düzeyden uygulama alanına aktaran bilim dalı. karşılığı uygulamalı halkbilim, uygulamalı insanbilim.
Uygulamalı coğrafya : Üretim, ulaştırma, yerleşime ve benzerleri güncel sorunların açıklığa kavuşturulmasında coğrafyasal bilgilerden yararlanan bilim dalı.
Uygulamalı dersler : Deney odası etkinliğini, işlik ve klinik çalışmalarını ya da alan incelemelerini gerektiren dersler.
Uygulamalı farmakoloji : Farmakoterapi.
Uygulamalı halkbilim : Halkbilimin konu ve kuramlarını düşünsel düzeyden uygulama alanına aktaran bilim dalı. bk. halkbilim, uygulama.
Uygulamalı halkbilimci : Araştırmalarını halkbilimin uygulama alanında yoğunlaştırmış olan araştırıcı, bk. uygulamalı halkbilim, halkbilim alan araştırıcısı, halkbilim alan araştırması.
Uygulamalı insanbilim : İnsanbilim konularıyla kuramlarını düşünce düzeyinden uygulama alanına aktaran bilim dalı. karşılığı uygulamalı halkbilim, uygulamalı budunbilim.
Uygulamalı ruhbilim : Ruhbilimin değişik alanlarında ortaya konan ilkelerle geliştirilen teknik ve yöntemleri türlü etkinlik alanlarına uygulayan ruhbilim dalı.
Uygulamalı sanatlar : Çeşitli amaçlarla kullanılabilecek sanat yapıtları ortaya koyan sanat dalı, zanaat.
Uygulamalı uzbilim : Uygulamalı bilimlerdeki sorunların çözümünde temel ilke olacak araçları ortaya koyan uzbilim dalı.
Uygulaman : Uğraşısı özel bir bilgi ve yöntemi gerektiren kişi. Film yapımının herhangi bir uygulayım kolunda çalışan usta işçi. Televizyonun herhangi bir uygulayım kolunda çalışan usta işçi.
Uygulanabilme : Uygulanabilmek işi.
Uygulanabilmek : Uygulanmaya elverişli olmak.
Uygulanırlık : Bir gözlem ya da ölçme aracının ilgili evren ya da ölçüm konusunda öngörülen sonuçları elde edebilme yeteneği.
Uygulatabilme : Uygulatabilmek işi.
Uygulatabilmek : Uygulatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Uygulatılma : Uygulatılmak işi.
Uygulatılmak : Uygulatma işi yapılmak.
Uygulatma : Uygulatmak işi.
Uygulatmak : Uygulama işini yaptırmak.
Uygulattırma : Uygulattırmak işi.
Uygulattırmak : Uygulatma işini yaptırmak.
Uygulayabilme : Uygulayabilmek işi.
Uygulayabilmek : Uygulama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Uygulayım çalışması : Dekor, giysi, ışıklama, sahne etmenleri, donatımlık gibi öğelerin denetlenmesi için yapılan çalışma.
Uygulayım değişimleri : İnsanın doğal ve toplumsal çevresini kendi gereksinmelerine göre kullanıp değerlendirmek amacıyla geliştirdiği yol, yöntem ve araçların tarih boyunca ayrımlılaşması ve etkinleşmesi.
Uygulayım takımı : Bir filmin çevrilişinde, bir televizyon izlencesinin hazırlanışında çalışan uygulamanların oluşturduğu birlik.
Uygulayım yardımcısı : Sahneye ilişkin tüm teknik işlerden ve aygıtlardan sorumlu olan yetkilinin yardımcısı.
Uygulayım yetkilisi : Sahneye ilişkin tüm teknik aygıtlardan sorumlu olan ve teknik işleri yürüten yetkili.
Uygulayım yöneticisi : Yarışlardan önce, yarış yerlerinin yönetmeliklere uygunluğunu denetleyen görevli.
Uygulayımbilim : Güç ve bilgiyi denetleme, toplama, biriktirme, işleme, iletme ve benzerleri amaçlar için oluşturulan makinelerin, dizgelerin ve araçların tümü.
Uygulayımcıerki : Ekonomik yaşamın ve devlet yönetiminin siyasacıların değil, uygulayımcıların ve iş adamlarının elinde olması. Bu tür bir düzeni savunan görüş.
Uygulayımsal aksaklık : Yayının gerçekleşmesini sağlayan aygıtlardaki bozukluktan dolayı yayının bozulması, niteliğinin düşmesi ya da kesilmesi durumu.
Uygulayımsal aksaklık resmi : Uygulayımsal aksaklığı izleyicilere duyurmak için kullanılan saydam resim.
Uygulayımsal onarım : Filmlerde dış etkilerden doğan fiziksel ya da kimyasal bozuklukları, eksiklikleri ortadan kaldırmak amacıyla yapılan işlemler.
Uygulayımsal sorumluluk : Bir yapının, çizimtasarına uygun bir biçimde yapılmasının gözetim ve denetim altında bulundurulmasını kent yönetimine karşı yapıtasarcı ya da ölçmen gibi görevlilere yükleme.
Uygulayımtasar : Bir kent ya da kasabanın düzentasarı çerçevesinde, ona uygun olarak çizilen ve yolların, yapı adacıklarının, bölgelerin ayrıntılarını, tasarlanan yapı düzenini ve uygulama için gerekli bilgileri içeren daha büyük ölçekli tasar.
Uygulu durular : İki ayrı özdeğin, eş indirgenmiş sıcaklık ile basınçtaki duruları.
Uygun basınç : Çifteker lastiklerine verilmesi uygun olan hava.
Uygun bulma : Bir ölçer ya da ölçekle tutumları ölçülen kişilerin, herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimseyerek onaylamaları durumu, bk. uyuşma.
Uygun bulmama : Bir ölçer ya da ölçekle, tutumları ölçülen kişilerin herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimsemeyerek yadsımaları durumu, bk. uyuşmama.
Uygun çerçeveleme : Herhangi bir film görünçlüğünün, başka bir çerçeve oranında gösterildiğinde, önemli bölümleri yitirilmeyecek biçimde düzenlenmesi.
Uygun dokunca ödemesi : Bulgu ya da markaları kullanırken karşılaşılan dokunca karşısında, bu dokuncayı doğuranın uygun görülecek parayı ödemesi.
Uygun düz kırık : Kırık düzlemi, katmanların yatımı yönünde eğimli, tavan tomruğu taban tomruğuna oranla kırık düzlemi boyunca aşağı kaymış kırık.
Uygun eder : Bir malın o günün birimine uyan gerçek satış değeri.
Uygun eş yöntemi : Öğrenme ve anımsama süreçlerinde verilen bir uyarana uygun düşen eşlerin öğrenilmesi ve anımsanmasından oluşan bir yöntem.
Uygun hücre : Bir virüsün çoğalmasını destekleyen veya enfeksiyonu takiben yeni yavru virüslerin oluşumunu sağlayan hücre, permisif hücre.
Uygun ısmarlama : Ismarlamanın istenilen özellik ve niteliğe uygun olması.
Uygun kırık : Düzlemi, katmanların yatımı yönünde eğimli olan kırık.
Uygun olmayan hücre : Virüsün enfekte edemediği, enfekte etse bile üretimli enfeksiyon oluşturamadığı veya tam virüs çoğalmasının gerçekleşmediği hücre.
Uygun otlatma : Bir mera üzerindeki bütün vejetasyonun dayanabileceği ve önemli yem bitkisi türlerinin büyüme hızlarını ve verimliliklerini devam ettirebileceği ve mera toprağının korunacağı derecede, maksimum hayvansal ürünü üreten bir otlatma yöntemi.
Uygun örnek : Bir pazarlama araştırmasında yeter nitelik ve ölçüde alınan örnek.
Uygun senet : Merkez bankasınca ikinci kırdırma (reeskont) için kabul edilebilir ya da karşılığında ödünç verilebilir finansal aktifler.
Uygun teknoloji : Ülkenin faktör donatımına veya ekonominin içinde bulunduğu çevrime bağlı olarak daha yüksek veya daha düşük oranda emek/sermaye kullanımına olanak veren teknoloji.
Uygun ters kırık : Düzlemi, katmanların yatımı yönünde eğimli, tavan tomruğu, taban tomruğuna oranla kırık düzlemi boyunca yukarı kaymış kırık.
Uygun ürün : Anlık ölçerlerinde doğru sayılan ve beklenene uygun düşen yanıt. bk. aykırı ürün.
Uygun yükümlülükler : Bankaların karşılığında belli oranda likit veya likiditesi yüksek değer bulundurmaları gereken pasifler.
Uygunel : Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı kimse.
Uyguner : Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı kimse.
Uygunluk ayrım bileşik yaklaşımı : "Belli bir olgunun belirdiği iki ya da daha çok durumda tek bir ortak koşul varken aynı olgunun belirdiği iki ya da daha çok durumda sözü geçen koşulun ortadan kalkmasıyla birlikte ortak bir yan kalmıyorsa, iki durumlar kümesini birbirinden ayıran koşul söz konusu olgunun nedenidir" diyen varsayım gerçekleme yaklaşımı. bk. gerçekleme yaklaşımları.
Uygunluk katsayısı : Değişken sayısının ikiden çok olduğu durumlarda değişkenlerin sırasal büyüklükleri arasındaki ilişkiyi açıklayan katsayı.
Uygunluk yaklaşımı : "Araştırılan olguya ilişkin iki ya da daha çok durumun ancak bir ortak koşulu varsa, bütün durumların uzlaştığı bu koşul, adıgeçen olgunun nedenidir," diyen varsayım gerçekleme yaklaşımı.
Uygunsuz baz çifti : DNAda normal Watson-Crick çiftini oluşturmayan bir baz çifti.
Uygunsuz baz çiftinin onarımı : DNAdaki hatalı bazları onaran enzimatik bir sistem.
Uyguralp : Uygar, medeni yiğit.
Vajinal ilaç uygulaması : Tedavi veya üremenin denetlenmesi amacıyla vajina içi yolla ilaç veya ilaç emdirilmiş gereçlerin uygulanması.
Vergide uygunluk ilkesi : Verginin tahsil zamanı ve biçiminin, mükellefin ödeme gücüne en uygun durumda olmasını öngören vergileme ilkesi.
Yapay ışık uygulaması : Işıkla üremenin kontrolü.
Yapımda uygulama yeteneği : Elde edilen bir yeniliği yapıma uygulama yeteneği.
Yapımda uygulanabilir bulgular : Salt kuram olmayıp, yapım alanında bir üretim için kullanılma olanağı olan belgeler.
Yaraya yerel uygulanan ilaçlar : Yaraya uygulanan merhem, krem ve çözelti biçimindeki ilaçlar.
Yasal uygunluk markaları : Malın ve sarmalaçların, önceden belli edilen ölçülere uygunluğunu belirtmek için konulan markalar, imler.
Yasaya uygunluk : Bir davranış biçiminin, bir toplumsal yerin ya da değerin; bir kümenin ya da bir bireyin erk isteminin toplumsal çevrece haklı sayılması.
Yaz çalışması uygulaması : Yaz aylarında yüksek hava sıcaklığına bağlı olarak çalışanların verimliliklerinin düşmesini önlemek amacıyla gün içindeki çalışma saatlerinin dağılımının değiştirilmesi veya çalışma saatlerinin azaltılması.
Yaz saati uygulaması : Gün ışığından daha fazla yararlanarak enerji tasarrufu sağlamak amacıyla bir ülkede saatlerin yaz döneminde ileriye ve kış döneminde geriye alınması.
Yemek borusu yoluyla steteskop uygulaması : Anestezi sırasında kalp hareketlerini dinlemek için yemek borusuna steteskop yerleştirilmesi.
Yeni tekniği uygulama : Yapım alanında gelişen ve yeni elde edilen tekniğin kullanılması ve böylece öncülük edilmesi.
Yerel uygulama : İlaçların vücudun herhangi bir bölgesine doğrudan uygulanması.
Zaman uygunluğu : Bazı dillerde uyrumlu tümce fiilinin zaman bakımından baştümcenin fiiline uyması gerekliği ; örnekleyin, dilimizde "Baktı ki iş yürümüyor" denilebildiği halde bu cümle o dillerde "Baktı ki iş vürümüyordu" şeklinde söylenir. Buna ZAMANLARIN ARDIŞMASI (Consecutio temporum) da denir.
Fizik tedavi uygulayıcısı : Fizik tedavi yapan kimse.
Genel uygunluk bildirimi : Umum mutabakat beyannamesi.
Gerçeğe uygun : Gerçeğe uyan.
Gerçeğe uygunluk : Gerçeğe uygun olma durumu.
İşe uygun : Yapılan işe elverişli olan.
İşe uygunluk : İşe uygun olma durumu.
Uygulama : Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik. Yürütüm. Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, kılgı, tatbik, ameliye, pratik. Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme, tatbik.
Uygulamak : Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata geçirmek, tatbik etmek. Üst üste getirmek, üstüne koymak, tatbik etmek.
Uygulamalı : Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen, kılgılı, kılgısal, kılgın, tatbikî, pratik, amelî, kuramsal karşıtı.
Uygulamalı bilimler : Uygulamaya ağırlık veren bilim dalları.
Uygulamalı dil bilimi : Dil biliminin uygulamalı araştırmaya yönelik bilim dalı.
Uygulamalı ruh bilimi : Ruh biliminin insan üzerinde gerçekleştirmeye yönelik psikolojik araştırmalarını konu alan bilim dalı.
Uygulamalı toplum bilimi : Toplum biliminin uygulamaya yönelik araştırma dalı.
Uygulanabilirlik : Yapılabilirlik.
Uygulanış : Uygulanma işi.
Uygulanma : Uygulanmak işi.
Uygulanmak : Uygulama işine konu olmak.
Uygulayıcı : Uygulayan, gereğini yapan, tatbikatçı.
Uygulayıcılık : Uygulayıcı olma durumu.
Uygulayım : Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama, teknik. Genel anlamda bir işin doğru yolu yordamı, yöntemi. Bu uygulamaya ilişkin.
Uygulayım bilimi : Teknoloji.
Uygulayımcı : Uygulayımla ilgili herhangi bir alanda bilgi ve becerisi olan kimse, tekniker, teknikçi, teknisyen, teknokrat. Bilimsel, teknik bilgi ve verileri, işe ve yapıma dönüştüren kimse.
Uygulayımcılık : Uygulayımcı olma durumu.
Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
Uygun adım : Adım atışta birliği gerektiren, grup olarak yapılmış olan bir yürüyüş türü. Birbirine uyan adım atarak.
Uygun değer : Bir amaca ulaşabilmek için bir değişkenin alabileceği en elverişli, en iyi durum, optimum.
Uygun katmanlaşma : Bir katman oluşturan tortuların dümdüz ve birbirine paralel olarak yığılması.
Uygunluk : Uygun olma durumu, yakışık, mutabakat, mukarenet. Eşitlik. Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı, agreman. Özne ile yüklemin veya bazı dillerde olduğu gibi sıfat ile adın, cins ve sayı bakımından birbirine uyması: Öğretmen geldi. Öğrenciler ödevlerini yapmışlar gibi.
Uygunsuz : Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan, münasebetsiz, namünasip. Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan.
Uygunsuzluk : Yakışmayan davranış, uymazlık, yakışıksızlık. Kötü durum, kötü davranış.
Uygur : Orta Asya'da büyük bir devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat eserleri bırakmış olan bir Türk kolu ve bu koldan olan kimse. Doğu Türkistan'da yaşayan Türk soylu halk ve bu halktan olan kimse.
Uygur harfleri : Uygurlara özgü, VIII. yüzyıldan sonra kullanılan harfler.
Uygurca : Eski Uygur Türkçesi. Uygur Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan.
Diğer dillerde Uygu anlamı nedir?
İngilizce'de Uygu ne demek ? : correspondence

Bu kısımda Uygu nedir? Uygu ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Uygu tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Uygu hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.