Vacancy rate türkçesi Vacancy rate nedir

  • Boş iş oranı.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Boşluk oranı.
  • Doldurulmamış mevcut iş sayısının çalışabilir nüfusa oranı.
  • Belli bir kent bölgesinde, ya da kentin tümünde, boş konut birimleri sayısı ile toplam konut birimleri sayısı arasındaki orantı. konut birimlerinin ne ölçüde boş tutulmakta olduğunu gösteren sayısal ölçüt.
  • Boş konut katsayısı.

Vacancy rate ingilizcede ne demek, Vacancy rate nerede nasıl kullanılır?

Vacancy : Örnek boşluğu. İşverenin ek emek isteminin karşılanmadığı durum. Rastlantılı olarak seçilmiş bir örnek evrenini oluşturan örnek birimlerden kiminin ele geçirilemeyişinden doğan boşluk. Boş iş.

Rate : Fırça atmak. İki özdek arasında değer, beraberlik ve eşitliği bildiren ölçü. ürem oranı. Addetmek. Saymak. Bilgisayar, gümrük, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Göreli hız. Olarak görmek. Sayılmak. Düzenleme, sıra yöntem, çeşit. Sınıflandırmak.

Aberrate : Beklenen durumdan sapmak.

Absence rate : İşe gelmeme günlerinin tüm çalışılan günlere göre oranı. İşe gelmeme oranı. Devamsızlık oranı.

Absentee rate : Devamsızlık oranı.

Absorbed dose rate : Dt zaman aralığında soğrulan dd doz debisinin, dt'ye bölümü (d). d= dd/dt. Soğrulmuş doz debisi.

 

İngilizce Vacancy rate Türkçe anlamı, Vacancy rate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vacancy rate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

 

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.

Vacancy rate synonyms : a shift in individual demand, a shift in supply, a group shares, abolition of forced labour convention, ability to pay principle, abnormal budget expenditures.