Vacancy türkçesi Vacancy nedir

  • Boş iş.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • İşverenin ek emek isteminin karşılanmadığı durum.
  • Örnek boşluğu.
  • Rastlantılı olarak seçilmiş bir örnek evrenini oluşturan örnek birimlerden kiminin ele geçirilemeyişinden doğan boşluk.

Vacancy ile ilgili cümleler

English: There is one vacancy.
Turkish: Bir boş oda var.

English: They filled the vacancy by appointment.
Turkish: Atama ile boş kontenjanı doldurdular.

English: His resignation left a vacancy in the cabinet.
Turkish: İstifası kabinede boşluk bıraktı.

English: Do you have a vacancy?
Turkish: Boş odanız var mı?

Vacancy ingilizcede ne demek, Vacancy nerede nasıl kullanılır?

Vacancy rate : Doldurulmamış mevcut iş sayısının çalışabilir nüfusa oranı. Boşluk oranı. Belli bir kent bölgesinde, ya da kentin tümünde, boş konut birimleri sayısı ile toplam konut birimleri sayısı arasındaki orantı. konut birimlerinin ne ölçüde boş tutulmakta olduğunu gösteren sayısal ölçüt. Boş konut katsayısı. Boş iş oranı.

Job vacancy : Eleman açığı.

Stare into vacancy : Boşluğa dalıp bakmak.

Vacancies : Açıklık. Boş oda. İşsizlik. Boşluk. Akılsızlık. Boş yer. Tembellik. Dalgınlık. Bön bön bakış. Açık kontenjan.

Do you have any vacancies : Boş yeriniz var mı.

 

Vacant dwelling : Boş konut. Sürekli ya da geçici olarak oturulmadığı için, belli bir anda konut gereksinmesine yanıt vermeyen konut.

Vacant position : Boşalan kadro. Münhal kadro. Açık kadrolar. Boş kadro. Açık kadro. Açık pozisyonlar. Kimsenin henüz alınmamış olduğu iş veya görev. Açık pozisyon.

Vacant : Terkedilmiş. Açık. Boş. Yapılacak iş olmayan. Müsait. Dalgın. Varissiz. Akılsız. Bön. İşsiz.

Vacant positions : Boş kadro. Münhal kadro. Açık kadrolar. Kimsenin henüz alınmamış olduğu iş veya görev. Açık pozisyon. Açık pozisyonlar. Boşalan kadro. Açık kadro.

No vacancies : Boş yer yok.

İngilizce Vacancy Türkçe anlamı, Vacancy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vacancy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Void : Hükümsüz. Tahliye etmek. Issız. İptal etmek. İşemek. Boş. Boşaltmak. Bırakmak. Feshetmek. Hükümsüz kılmak.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

 

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Vacancy synonyms : emptiness, vacuum, a change in individual demand, abolition of forced labour convention, a pass through certificate, a change in demand, a type mutual funds, space, a shift in supply, a shift in demand.

Vacancy zıt anlamlı kelimeler, Vacancy kelime anlamı

Fullness : Bolluk. Dolgunluk. Doluluk. Şişmanlık. Doymuşluk. Tam oluş. Çokluk. Bütünlük. Kemal. Tokluk.

Vacancy ingilizce tanımı, definition of Vacancy

Vacancy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The quality or state of being vacant. Idleness. Hence, freedom from employment. Listlessness. Leisure. Intermission. Emptiness.