Vasodilator türkçesi Vasodilator nedir
- Damar açıcı ilaç.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Damar genişleten ilaç veya sinir.
- Kan damarlarını genişletici.
- Vazodilatör.
- Damar genişletici.
- Damar genişleten.
- Damar genişleticisi.
- Kan damarları genişleticisi.
- Kan damarlarının genişlemesine sebep olan maddeler.
- Kan damarlarını genişleten.
Vasodilator ingilizcede ne demek, Vasodilator nerede nasıl kullanılır?
Vasodilator drug : Kan damarlarının genişlemesine neden olan ilaç. Vazodilatatör ilaç.
Peripheric vasodilator : Periferik damar gevşetici ilaç. Periferik arter ve arteryollerin daralma ve tıkanmasına bağlı olan yerel dolaşım yetmezliklerinin tedavisinde kullanılan ilaç.
Vasodilatation : Kan damarlarının genişlemesi. Vazodilatasyon. Damar genişlemesi. Vasodilatasyon. Vazodilasyon.
Vasodilatator shock : Damarların genişlemesi nedeniyle venöz kanın geri dönüşümünün engellenmesi sonucu oluşan şok, sentral şok. Vazodilatatör şok.
Vasodilation : Vazodilasyon. Damar genişlemesi. Kan damarlarının genişlemesi.
İngilizce Vasodilator Türkçe anlamı, Vasodilator eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Vasodilator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Acacia : Akasya. Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza. Arap zamkı. Salkım ağacı.
Aardwolf : Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.
Vasodepressor : Kan basıncını düşüren veya damar iç boşluğunu genişleten. Vazodepresör. Kan damarlarını genişleticisi. Damarları genişleten.
Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yer domuzugiller. Damarlı dişliler. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya.
A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.
A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini.
Aardvark : Yerdomuzu. Borudişli. Yer domuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Karınca yiyen.
Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.
Abiotic environment : Cansız çevre. Abiyotik çevre. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.
A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.
Vasodilator synonyms : butyl nitrite, glyceryl trinitrate, amyl nitrate, nitrospan, loniten, trinitroglycerin, amlodipine besylate, rogaine, pentaerythritol, hydralazine, isobutyl nitrite, hyperstat, diazoxide, peritrate, tolazoline, vasodilative, apresoline, norvasc, nitrostat, a cell, minoxidil, abacus bodies, abiotic factor, dilator, abramis zone, a site, abductor muscle, nitroglycerine, abambulacral area, nitroglycerin.
Vasodilator ingilizce tanımı, definition of Vasodilator
Vasodilator kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the vasodilator nerves, stimulation of which causes dilation of the blood vessels to which they go. These nerves are also called vaso-inhibitory, and vasohypotonic nerves, since their stimulation causes relaxation and rest. Causing dilation or relaxation of the blood vessels.

Bu kısımda Vasodilator kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Vasodilator ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Vasodilator anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Vasodilator ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.